Hakkın Karşıtı Olarak Batıl


Hakkın Karşıtı Olarak Batıl

Hakkın Karşıtı Olarak Batıl:

 

‘Hak ve batıl' kavramları İslâm ile onun
dışındaki dinleri nitelendirmek için kullanılıyor. Nitekim dinler tarihini yazan
bir çok müslüman yazar dinleri ‘hak dinler' ve ‘batıl dinler' şeklinde  iki
başlıkta incelemişlerdir.

Hak dinlere ‘milel', batıl dinlere de
‘nihal' denmiştir.

Kur'an, hakk kelimesini hem Allah (cc)
için, hem de O'nun dini İslâm için kullanmaktadır. Çünkü Allah (cc) mutlak
gerçektir, mutlak varlıktır, varlığı değişmeyen ve ebedidir. O'nun dini İslâm da
doğrudur, temeli vardır, gerçektir ve kalıcı olandır.[1]

‘Batıl', geçersiz, hükümsüz ve kalıcı
olmayandır.

Şu âyet hak ve batıl kelimelerini çok net
bir şekilde ortaya koyuyor:

"(Allah) gökten bir su indirdi de kendi
miktarınca sel oldu. Sel de yüze vuran bir köpük yüklendi. Bir süs veya meta
(fayda) sağlamak için ateşte yakıp-erittikleri şeylerden (madenlerden) de bunun
gibi bir köpük (posa) kalır. İşte Allah, hak ile batıla böyle örnekler verir.
Köpüğe gelince, o atılır, insanlara fayda sağlayacak şey ise yeryüzünde kalır.
İşte Allah böyle örnekler  vermektedir."
(Ra'd: 13/17)

Allah (cc) mutlak Hak'tır. O kendi varlığı
ile vardır ve her şeyin yaratıcısıdır. Kıyamette her şey ölecektir ve yalnızca
O'nun varlığı kalacaktır.[2]
Öyleyse O'nun dışındaki her şey O'nun sebebiyle vardırlar. Kendi başlarına bir
varlıkları ve bir gerçeklikleri yoktur. Bu anlamda onlar batıldırlar, yani
mutlak gerçek değillerdir ve varlıklarının tek başına bir hükmü yoktur.

Hak olan Allah (cc)[3]
yeri ve gökleri hak olarak yarattı. Bunları ve diğer bütün varlıkları varlığının
âyetleri, belgeleri yaptı. İnsan bunlara bakar, basiretle bunları idrak eder ve
hak olan yola, İslâma teslim olur.[4]
Ayrıca Rabbimiz, Hz. Muhammed'i hak peygamber olarak gönderdi.[5]
O'nunla beraber bir de hak Kitap indirdi.[6]

Bütün bunlara rağmen bazı insanlar kalıcı,
sağlam, doğru olan Hakk'ı bırakır, köpük gibi bir değeri ve kalıcılığı olmayan
batıl'a uyar. Halbuki köpük kaybolmaya mahkûmdur, bir faydası da yoktur.

Kur'an  şöyle buyuruyor:

"De ki: Hak geldi, batıl zail oldu (yok
oldu). Çünkü batıl yok olucudur."
(İsra: 17/81)  

"Hayır, biz hakkı batılın üstüne fırlatırız
o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki o, yok olup gitmiştir ..." 
(Enbiya: 21/18)

Görüldüğü gibi ‘batıl', köksüzdür ve
güçsüzdür. Yok olmaya, dağılmaya, silinip gitmeye mahkûmdur. Hakk'ın karşısında
tutunamaz. Suyun üzerindeki köpük gibi olan batıl'ın, demir gibi olan hakkın
karşısında tutunması rnümkün olabilir mi?

Dünya hayatında ‘batıl' bazen hakk'a galip
gelmiş gibi görünür. İnsanlar öyle zannederler. Ya da müslümanların mağlup
oluşlarına bakarak kimileri bunu batıl'ın galibiyeti gibi sayarlar. Halbuki
gerçek böyle değildir. Müslümanlar da insandırlar; hataları, eksikleri vardır.
Görevlerini yapmamış, gerekli tedbirleri almamış olabilirler. Onların zayıf
durumu veya hataları, Hakk'ın zayıflığı veya zilleti değildir. Yeryüzünde hiç
bir müslüman kalmasa bile Allah'ın adı ve Onun dini yine yücedir. O'nun kelimesi
olan İslâm ve O'nun kitabı olan Kur'an yine üstündür.[7]

Allah (cc) mücrimler, yani azgın
günahkârlar istemese bile Hakk'ı gerçekleştirmek ve yerleştirmek, batıl'ı ise
iptal etmek, geçersiz kılmak istiyor.[8]

Köksüz, temelsiz ve doğru olmayan batıl'a,
yani Allah (cc) katında geçersiz olan inançlara inanan kimseler elbette zarara
uğrayacaklardır. Allah'ı inkâr eden kafirler, batıl'a din diye inanmaktadırlar.
Bu da onlar için  büyük bir zarardır.[9]
Allah (cc) dururken, hiç bir şey yaratamayacak kadar aciz ve güçsüz, bir fayda
sağlayamayan, bir zararı gideremeyen batıl şeylere (tanrılara) ibadet edenler
çok büyük bir yanlışın içerisinderler.[10]
Bu gibilerin inandıkları din mahvolucudur ve bu batıl dinlere inananların
yaptıkları işler de batıldır.[11]

Küfre düşenler kendi akıllarınca hak olarak
gönderilen Peygamberin davetine ve mesajına karşı mücadele ederler, hakkı iptal
etmek, yani geçersiz kılmak için uğraşırlar. Ancak bu çabaları boş bir çabadır.[12]

‘Batıl', kavram olarak bazı insanların
Allah'ın dışında uydurdukları ilâhların ortak adı olduğu gibi, bu ilâh fikrine
uygun olarak inandıkları dinlerin de ortak adıdır. Allah (cc) katında geçerli
olmayan, hükümsüz, temelsiz ve yanlış olan bütün inanç ve ibadetler batıldır.

"De ki; Hak geldi; batıl ise ne (bir
şey) ortaya çıkarabilir, ne de geri getirebilir."
(Sebe': 34/49)  

Günümüzde peşine gidilen; İslâm'a
aykırı bütün inançlar, dünya görüşleri, hayat anlayışları, toplumsal düzenler,
ideolojiler Allah'ın katında batıldır; geçersiz ve hükümsüzdür.        

Aynı kökten gelen ‘iptal' bir şeyi
geçersiz ve hükümsüz kılmak demektir. Bunun fail (özne) ismi olan ‘mubtıl' ise
iptal edici, işi gücü batıl olan, ya da işleri boşa giden anlamlarına gelir.

"... Allah'ın emri geldiği zaman
hak ile hüküm verilir ve işte burada (hakkı) iptal etmekte istekli olanlar
(mubtıl) zarara uğrarlar."
(Ğafir: 40/78)[13]

 

 

[1]
Hacc: 22/62.

[2]
Kasas: 28/88.

[3]
Tâhâ: 20/114;
Kehf: 18/44. vd.

[4]
Bakara: 2/109,
147. vd.

[5]
Bakara: 2/119.

[6]
Bakara: 2/213.

[7]
Tevbe: 9/40.

[8]
Enfal: 8/8.

[9]
Ankebût:
29/52.

[10]
Nahl:
16/72-73.

[11]
A'raf: 7/139;
Hûd: 11/16.

[12]
Kehf: 18/56.

[13]
Hüseyin K. Ece, İslam'ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 68-70.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar