ESMÂU'L-HÜSNÂ'YI KÖTÜLÜKTEN TENZİH ETMEK  


ESMÂU

ESMÂU'L-HÜSNÂ'YI KÖTÜLÜKTEN TENZİH ETMEK      

Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"(Resûlüm!) De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine
verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de
alçaltırsın. Her türlü iyilik senin elindedir. Gerçekten sen her şeye kadirsin"
(Âl-i İmrân,

3/26.)

Yüce Allah âyeti kerimeye bütün mülkün yegane sahibi olduğunu, mülkünü
dilediğine verdiğini ve dilediğinden de çekip aldığını açıklayarak başladı.

Birincisi, mülkün yegane sahibi olmasıdır. İkincisi ise, mülkte yegane tasarruf
sahibi olmasıdır. Bu ise Yüce Allah'ın dilediği şerefi dilediğine vermesi,
dilediğinden de bu şerefi çekip alarak onu zelil kılmasıdır. Muhakkak ki hayrın
tamamı O'nun iki elindedir. Hiç kimsenin beraberinde o hayırdan bir şey yoktur.
Yüce Allah bu âyeti kerimeyi şu sözüyle bitirdi:

"Gerçekten sen her şeye kadirsin"
(Âl-i İmrân,

3/26.)

Âyeti kerime tek
olan yüce Allah'ın mülkünü, mülkün tasarrufunu ve kudretinin umumunu almış ve bu
tasarrufların hepsinin O'nun elinde olduğunu ve bu tasarrufun tamamının hayır
olduğunu içermiştir. Elinden mülkü çekilip alınarak zelil olan kimseye göre her
ne kadar şer olsa da dilediğinden mülkü çekip alması ve dilediği kimseyi zelil
kılması hayırdır. Çünkü bu tasarruf  adalet, fazilet,  hikmet ve maslahatın
arasında dönüp durmaktadır. Ve bunlardan dışarıda çıkmaz.

Bunun hepsi, yüce
Allah'ın övülerek ve hamd edilerek şerden tenzih edildiği gibi Yüce Rabb'in
övüldüğü ve hamd edildiği hayırdır. Nitekim Rasulullah (s.a.v.) "Sahih-i
Müslim"de geçen  istiftâh duasında[1]
Rabb'ine bununla sena ediyordu. Şöyle ki:

"Ey Rabb'im! İşte Senin davetine, emrine icabet ediyorum. Hayrın tamamı Senin
elindedir. Şer Sana ulaşamaz. Benin varlığım Seninledir. Varlığımın sonu da yine
Sanadır. Senaya müstahaksın, yücesin, azamet sahibisin"[2]

Yüce Allah kendisine şerrin nisbet edilmesinden çok yüce ve çok büyüktür. O'na
nisbet edilen her şey hayırdır. Şer ancak O'na nisbetinin ve O'na izafetinin
kesilmesinden sonra şer olur. İlerde açıklaması da geleceği gibi şayet şer O'na
izafe edilirse o şer olmaz. Yüce Allah hayrın da şerrin de yaratıcısıdır. Çünkü
şer O'nun mahlukatının bazısındadır. Yaratmasında ve fiilinde değildir. O'nun
yaratması, fiili, kazası ve kaderinin tamamı hayırdır.

İşte bundan dolayı Yüce Allah zulümden münezzehtir. Ki zulmün hakikati bir şeyin
yerinden başka bir yere konmasıdır.[3]
Eşya ancak layık olduğu yerlere konur. Bu ise tamamen hayırdır, şer ise bir
şeyin mahallinden başka bir yere konmasıdır. Eğer o yerine konmuşsa şer olmaz.
Bununla şerrin O'na ulaşamayacağı bilinir. Ve Esmâu'l-Hüsnâsı da buna delildir.[4]

  

 

[1]
     Bu,

gece
namazında yapılan istiftâh duasıdır. (ç.)

[2]
     Müslim, Salâtu'l- Musafirîn (771);
Tirmîzî, Deavât

32
(3422)

[3]
     Zulüm, hikmet ve adaletin zıttıdır. (ç.)
 

[4]
     Şifâu'l-Alîl, s.

178-179.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar