Hz. Peygamber'in Geçim Temini ve Zühdü .


Hz

Hz. Peygamber'in Geçim Temini ve
Zühdü

      

Dedesi Abdü'l-Muttalib'in
ölümünden sonra Peygamberimiz, Kureyş'in diğer liderleri gibi Mekke halkının
geçim kaynağı olan ticaretle meşgul olan amcası Ebû Tâlib'in yanında yaşamaya
başladı. Ebû Tâlib, Mekke'den Suriye'ye giden bir ticaret kervanı ile Şam'a
gidiyordu. Rasûlullah (s.a.s.) o zaman henüz dokuz yaşındaydı. Onu hiç kırmayan
amcasına sarılan Muhammed (s.a.s.)'i de bu yolculukta yanına aldı. İbn Hişam ve
Tirmizî'nin rivâyetine göre, kervan Suriye'de Busra denen mevkîye vardığında
orada konakladı. Manastırda Bahira adında bir râhip vardı. Ebû Tâlib onunla
görüştü, râhip onları yemeğe dâvet etti. Bu meyanda Hz. Muhammed (s.a.s.)'i
görünce dikkatini çekti. O'nda peygamberlik alâmetlerini sezdi. Ebû Tâlib'e:
"Kardeşinin oğluyla geri dön, yahûdilerden onu görüp zarar vermelerinden
korkarım" dedi. Ebû Tâlib de yeğeni ile geri döndü. İşte Hz. Peygamber'in ilk
dış gezisi bu şekilde Suriye'ye olmuştu.

Amcasının evinde büyüyen Muhammed
(s.a.s.), ondan ticarî işler konusunda birtakım tecrübeler edinmişti.
Büyüdüğünde, amcasının o kadar zengin olmadığını, beslemek zorunda olduğu büyük
bir ailesinin olduğunu anlayınca, Mekke'de kendi adına ticaret yapmaya başladı.
Genelde bilindiğinin aksine; ticarî hayata Hz. Hadîce ile müşterek çalışmaya
başlamasından çok önce girmiştir. Mekke'de küçük çapta işler yapardı. Bir yerden
mal alır, başkalarına satardı. Bu, Hatîce ile çalışmaya başlamadan önce
başkalarıyla ticarî ortaklığa girdiğini gösteren sonraki olaylar ile te'yid
edilmiştir. Kureyş'in bir ferdi olarak O'nun da geçimi için kabilesinin diğer
fertleri gibi aynı mesleği, yani ticareti benimsemesi gâyet doğaldı. Kendi adına
ticaret yapacak sermayeye sahip olmamasına karşılık, kendi sermayelerini
işletemeyecek olan, fakat dürüst insanlarla ortaklık yapmak isteyen sermaye
sahibi birçok zengin, dul ve yetime ait büyük bir sermaye birikimi bulunuyordu.
Dolayısıyla Hz. Muhammed (s.a.s.) için sâbit bir maaş karşılığı veya kâr
ortaklığı yoluyla iş hayatına girmesi yönünde birçok imkânlar vardı. Hz. Hadice,
Mekke'de temsilcileri vâsıtasıyla iş yapan zengin hanımlardan biriydi. Muhammed
(s.a.s.) çocukluğundan beri çalışkan ve dürüstlüğü sebebiyle halk arasında
"el-Emîn" (güvenilir) ve "Sâdık" (doğru) isimleriyle tanınırdı. Böylece O'nu
güvenilir ve kâr getirici bir ortak olarak gören Hadîce de bazen ücretle, bazen
de kârdan pay vererek Hz. Muhammed (s.a.s.)'i birçok defalar kuzeydeki ve
güneydeki değişik pazarlara, ticarî seferlere göndermişti.

Hz. Peygamber onun sermayesiyle
pek çok ticarî sefere çıktı. Bunlardan biri çok meşhurdur ki; bu seferin sonunda
Hadice O'na hizmetkârı vâsıtasıyla evlenme teklifinde bulunmuştu. Bu sefer,
Suriye'de Busra'ya yapılmıştı. Bu geziye çıktığında yaşı 25 civarında idi. Hz.
Hadice ile Suriye seferi için anlaşmasından önce Hz. Peygamber'in tâcirliği ve
dürüstlüğü ile, özel olarak ticarî piyasada, genel olarak da Kureyş'te büyük bir
isim yaptığı anlaşılmaktadır. Yaptığı ticaretin çoğunluğunu Yemen'e yaptığı ve
bu gâye ile oradaki ticarî merkez ve ticarî fuarlara çok sayıda katıldığı
bilinmektedir. Hz. Hadice için buralara dört sefer yapmıştır. Hz. Peygamber'in
Arap yarımadasının doğu kısmında yer alan Bahreyn'e de birkaç sefer yaptığı
bilinmektedir.

Özetle ifade edebiliriz ki; Hz.
Peygamber, ticarî işlere oldukça genç bir yaşta, muhtemelen 17-18 yaşlarında
başlamıştır. Herhangi bir dürüst ve kendisine saygısı olan kişi gibi,  maddî
açıdan zengin sayılamayacak durumda olan amcasına daha fazla yük olmaktan
hoşlanmamış ve ticarete atılmıştır. Bu sebeplerle de komşu ülkele, özellikle
Yemen, Bahreyn ve Suriye şehir ve kasabalarına ve muhtemelen Habeşistan'a
gitmiştir. Muhakkak ki O, hayatını helâl yoldan kazanma arayışı içinde çok
gayret sarfetmiştir. İş hayatına, bir sermaye sahibi birinin ortağı olarak veya
belirli bir ücret karşılığında çalışan bir kişi olarak başlamış olmalıdır. Daha
sonra, bu sahada kazandığı tecrübelerle ve doğruluğunun, dürüstlüğünün çevreye
yayılması üzerine yukarıda sözü edilen Hz. Hadice'nin O'nu birçok kere maaş
karşılığı ticaret için çeşitli yerlere göndermesi ve sonra aynı amaçla büyük bir
meblâğla Suriye'ye göndermesi olayında olduğu gibi, kendisine diğer insanların
sermayesi ile iş yapması teklif edildi.

Bu olaylar, O'nun çocukluğunda küçük bir ücret
karşılığında Mekke halkının koyunlarına çobanlık yaptığını öğrendiğimizde (Buhârî,
İcâre 2; Muvattâ, 18 -2, 971-; İbn Mâce, Ticârât 5, hadis no: 2149) daha bir
gerçeklik kazanıyor. Hz. Peygamber, büyürken, gençliğinin ilk dönemlerinde
ticarî hayatına muhtemelen sâbit ücretler karşılığında başlamıştı. Daha
sonraları bu tarz ticareti, Yemen pazarlarına düzenlediği her seferin sonunda
aldığı bir deve karşılığında Hz. Hadice için birkaç defa yapmıştı. Bu
sebeplerden dolayı Peygamberimiz, hayatının gençlik dönemlerinde sâbit ücret
karşılığında Hz. Hadice de dâhil, Mekke'nin farklı zengin insanlar için ticaret
yapıyor görmemiz gâyet normaldir.

Günün birinde genç Hz. Muhammed
(s.a.s.), birisyle ticarî bir anlaşma yaparken, aralarında bir problem çıktı;
bunun üzerine karşısındaki O'ndan iddiâsını ispatlaması için "Lât ve Uzzâ"
putları üzerine yemin etmesini istedi. Bunun üzerine O "hiçbir zaman bunu
yapmadım. Yolum o heykellerin yakınlarından geçse, kasden onlardan kaçınıyor ve
değişik bir yol tutuyorum" buyurdu. O'nun tavrından oldukça etkilenen adam
"Sen doğru ve âdil birisin. Söylediklerin de hakikattir. Allah için, sen,
bilginlerimizin ve kitaplarımızın sözünü ettiği kişisin" dedi (İbn Sa'd, c. 1,
s. 130).

Tarihî kayıtlarda O'nun Said bin
Ali Saib ile ortak ticaret yaptığından söz edilir. Mekke'nin fethinden sonra
Saib O'nu ziyârete geldiğinde ashâb onun iyiliğinden söz edince Peygamberimiz
(s.a.s.), onu herkesten daha iyi tanıdığını ifâde etti. Onu sevgiyle
karşılayarak "gel, gel, hoş geldin kardeşim ve benimle hiçbir zaman
tartışmayan ticaret ortağım!" buyurdu. Saib de gençliğinde Peygamberimiz'le
ortaklık yaptığını ve O'nun ticaret hesaplarını her zaman dürüstçe tuttuğunu
anlattı.       

Hz. Muhammed (s.a.s.)'in Hz.
Hadice ile evlenmeden önce, Suriye ve Yemen'de çeşitli yerlere Hz. Hadice adına
seferlere çıktığı konusunda hiçbir şüphe yoktur. Bununla beraber, maîşetini
temin için benzeri ticarî gezilere defalarca çıktığı muhtemeldir. Zaten O'nun
gibi dürüst bir genç adamın, vaktini amcasının yanında boş geçirdiğini düşünmek
imkânsızdır. Çok küçük yaşlarda iken bile amcasının omuzundaki geçim yükünün
birazını almak için Kurey'te çobanlık yaptığı bilinmektedir. 25 yaşına
gelineceye kadar yaşlı amcasına bir yük olarak işsiz-güçsüz gezdiğini nasıl
umabiliriz? O'nun karakteri ve ahlâkı da göz önüne alındığında, tüm deliller, en
meşhurları Said bin Ali Saib ve Kays bin Saib olmak üzere birçok kişilerle ortak
olarak veya kendi adına çeşitli ticarî faâliyetlerde bulunduğunu göstermektedir.
Yine eldeki kaynaklar bu amaçla Hz. Hadice kendisini ticarî işleri için seçmeden
önce Yemen'e ve kasabalarının pazarlarına birkaç sefer yaptığını göstermektedir.
Peygamberimiz'in mizacında genç bir adamın gençliğinde bu tarz ticarî işlere
girmiş olması gâyet mâkul ve olağandır.

Hz. Muhammed (s.a.s.) gibi bir
insanın, gençliğinde ve hatta oldukça erişkin bir yaşta maîşeti için başkalarına
bağılmı bir hayat sürmesi hiçbir zaman ileri sürülemez. Peygamberimiz'in Hz.
Hadîce ile anlaşma yapmadan ve Ebû Tâlib'in konuşması ve isteği vuku bulmadan
önce en azından Yemen'e birkaç ticarî sefer yapmış olması kuvvetle muhtemeldir.
Bahreyn'e yaptığı birkaç sefer, Abdul Kays heyetinin liderine "Sizin
topraklarınızı ayaklarımla çiğnedim" buyurması ile kendi ağzından te'yid
edilmiştir. Bu ifâde, Peygamberimiz'in ticarî amaçlarla Bahreyn'e birkaç kez
gittiğini açıkça göstermektedir.

 

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar