Fecir | Konular | Kitaplar

Allah, Helâl Rızık İçin Çalışanları Sever

Allah



Allah, Helâl Rızık İçin
Çalışanları Sever:



 

Allah Rasûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: "Allah
elinden iş gelen sanatkâr mü'min kulu sever" (Münâvî, Feyzu'l-Kadîr, II/290).
Evet, böyle. Zira, başka türlü demesi mümkün değildir. Çünkü Allah Kur'ân-ı
Kerîm'de şöyle buyurur:   "De ki: İstediğinizi işleyin; Allah, peygamber ve
mü'minler işlediklerinizi görecektir" (9/Tevbe, 105). Yani bir kısım
kriterlerle, kıstaslarla, işlediğiniz şeyler değerlendirmeye tâbi tutulacaktır.
Mahşerde yapılan bütün işler sergilenecek ve herkes gelip, "buna bir iş denir mi
denmez mi?" diye teftiş mâhiyetinde bakacaktır. İşte insanlar, bu mülâhaza ile
amel etmeli, çalışmalıdır. Bir hadis-i şerifte de şöyle buyrulur: "İş
yaptığınız zaman, Allah o işte itkan etmenizi yani sağlam, ârızasız ve kusursuz
yapmanızı sever." (Kenzu'l-Ummâl, III/907). Söz konusu ettiğimiz âyet (9/Tevbe,
105), ilme teşvik prensipleri adına üzerinde durulması gereken mûcizelerdendir.
Allah Rasûlünden benzer bir teşvik ise şöyledir: "Allah sanatkâr, mü'min kulu
sever." "Şüphesiz Allah, güzeldir, güzeli/güzel işi sever." (Müslim,
İman, I/93; İbn Mâce, Duâ 10) "Şüphesiz Allah, her şeyde ihsânı/iyilik ve
güzelliği yazmıştır (farz kılmıştır)..." (Müslim, Sayd ve'z-Zebh 57; Ebû
Dâvud, Edâhî 12). "Kendinize göre makbul bir iş yapınız. Sırf başkalarına
rekabet olsun diye yapmayınız..." (Tirmizî, Birr 63) "Kovandaki suyu,
isteyenin kabına boşaltmak ve mü'min kardeşine güler yüzle konuşmak gibi de
olsa, iyi, güzel ve doğru hiçbir sözü, işi ve davranışı küçümseme (yapabilirsen
hiç durma, yap)!" (Ebû Dâvud, Libas)

Evet Allah, şeriate uygun ve meşrû dairede
çalışan, didinen, yorulan ve kazananları sever. Hz. Peygamber'in dünyasında ve
O'nun amel ve aksiyon anlayışı içinde çalışma, amellerin en faziletlisi ve Allah
sevgisine en çabuk ulaştıranıdır. O asla, "râhipler gibi kiliselere kapanın,
evlenmeyi terkedin, yemeyi içmeyi bırakın, dünyayı boş verin, tâ Allah'a vâsıl
olasınız..." dememiştir. Allah Rasûlü, insanlardaki evlenme ve hemcinsine alâka
duyma duygusunu güdükleştirmemiş, saptırmamış, hapsetmemiş dolayısıyla da
depresyonlara sebebiyet verecek yollara girmemiştir. O, bu duyguyu, olumluya,,
meşrûya kanalize etmiş ve bu noktada dahi, Ümmet-i Muhammed'i, Allah'ın rızâsına
ve hoşnutluğuna ulaştıracak yollar göstermiştir. O'nun terbiyesi; fıtratı,
karakteri yönlendirme ve ona yaratılış gâyesine uygun hedefler bulma
istikametinde olmuştur.