Fitneye Karışan Sahabeler


Fitneye Karışan Sahabeler

Fitneye Karışan Sahabeler:

 

Fitne çıktığı zaman Ashab'tan kahir bir
ekseriyet, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in fitneye karışmamayı sıkı
sıkıya tavsiye eden hadislerini -ki bunlardan birkısmını geçen bahislerde
kaydetmiş bulunuyoruz- hatırlayarak karışmamıştır. Esasen  karışanlar da çok
azdır. Bir Cemel Vakasında on bin kişi şehid oldu dendiği vakit gafletle,
bunların Sahabi yani bizzat Hz. Peygamber'i görmüş bulunan kimseler olduğu zihne
gelir. Halbuki meseleye, tarih ve rivayet kitaplarının verdiği bilgiler ışığında
bakıldığı zaman insanı hayrette bırakan bir gerçekle karşılaşılmaktadır; o da bu
savaşa katılanlar arasında, idareciler dışında pek az sayıda Sahabe'nin bulunmuş
olmasıdır.

Sözü fazla uzatmadan, bu ilk devirdeki
fitnelere, çok az sayıda Sahabe'nin katıldığı hususunda bizi ikna edecek bir
tahkiki, değerli hocalarımızdan Talat Koçyiğit'ten aynen sunacağız. Hadiscilerle
Kelamcılar Arasındaki Münakaşalar adlı kitabında der ki: "Sahabenin en fazla
bulunduğu  senelerde zuhur eden fitneler gözönünde bulundurulacak  olursa,  bu
fitnelere  Sahabeden hemen hemen hiç kimenin iştirak etmediği görülür. Mesela
Cemel Harbi'ne iştirak eden Sahabilerin sayısı hakkında gelen bir rivayette
eş-Şa'bî: "Cemel'e, Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in ashabından Ali, Ammar,
Talha ve ez-Zübeyr'den başka  hiç kimse iştirak etmemiştir. Eğer beşincisini
bulurlarsa ben yalancıyım!"  demektedir. Ahmed İbnu Hanbel ise, "Ehl-i Bedr"den
Sıffîn Harbi'ne iştirak edenlerin yetmiş  kişi olduğuna dair ileri sürülen bir
haberi, Şu'be'nin nasıl yalanladığını ve Huzeyme İbnu Sabit'ten başka hiç
kimsenin bu harbe katılmadığını nasıl kat'î bir ifade ile belirttiğini zikreder."

Şüphesiz, bu vakalara katılan Sahabeler,
sayıca  yukardaki rivayette zikredilen rakamlarla tahdid edilemez. Şa'bî'nin
rivayetini nakleden Zehebî de, Şa'bî'nin kesin ifadesine "Sanki Şa'bî, burada
ilk muhacirleri kastediyor" kayd-ı  ihtirâzisini koyarak Sahabeden daha başka
katılanların da olduğunu ima ediyor. Nitekim, yukarıda ismi geçenler dışında
Abdullah İbnu Zübeyr, Muhammed İbnu Ebi Bekr gibi birkısım meşhurların da Cemel
Vakası'na iştiraklerini muteber kitaplar te'yid eder. Şu halde, ifade edilmek
istenen gerçek, on bini mütecaviz maktul arasında Sahabeden olanların tahmin
edilecek kadar az olduğudur. Bunlar da hâdiseleri isteyerek çıkarmış değil,
zoraki sürüklenmişler, adeta kendilerini bu vak'aların içinde bulmuşlardır.[1]

Sahabenin Fitneye Girişmeyişinin Sebebi:
Sahabeleri, bu dahilî  hâdiselere girmekten alıkoyan şey, mükerrer olarak temas
ettiğimiz üzere, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in bu husustaki uyarı ve
tenbihleri idi. Birçok  ısrar ve  teşebbüslere rağmen  bu harplere katılmama
hususunda  sistemli direniş gösterenlerden Seleme tu'bnu'l-Ekva, Sa'd İbnu Ebi
Vakkas, Muhammed İbnu Mesleme, Abdullah İbnu Ömer, Ebu Bekre, Ühban İbnu Sayfi
meşhurdur.

Bunlardan birkısmı: "Bu fitnelere
karışmamak  gerekir. Öyle ki, birisi öldürmek niyetiyle gelecek olsa, müdafa-i
nefis de yapılmaz" demiştir. Hz. Osman'ın birinci görüşün kurbanı olduğunu daha
önce belirtmiştik. Şimdi bazılarının tutumuyla alâkalı bir iki misal göreceğiz.

Ahnef İbnu'l-Kays'ın Ebu Bekre ile alâkalı
bir  rivayeti şöyle: "Ben bu adama (Hz. Ali'ye) yardım etmek için çıkmıştım,
yolda Ebu Bekre'ye rastladım. Nereye gidiyorsun?" dedi. Şu adama yardım etmeye
dedim. Dön dedi, zîra ben Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in  şunu
söylediğini  işittim: "İki Müslüman silahla birbirlerinin karşısına çıkacak
olurlarsa katil de maktul de ateştedir..."

Ühbân ise, Hz.Ali'nin yardım  teklifini:
"Benim dostum, senin de amcaoğlun olan Hz. Peygamber, insanlar arasında kargaşa
çıkınca tahtadan bir kılıç edinmem hususunda benden söz aldı..." diyerek
reddeder ve Hz. Ali de normal karşılar, ısrar etmez.

Üsâme İbnu Zeyd, "La ilahe illallah" diyen
bir kimse ile ebediyyen mukatele etmeyeceği hususunda yemin eder.

Fitneden kaçanların  mühimlerinden biri
olan Abdullah İbnu Ömer'e iki kişi gelerek: "İnsanların yaptığını görüyorsun.
Sen ki, Hz. Ömer'in oğlusun, Hz. Peygamber'in  ashabındansın, seni  bu savaşa
katılmaktan alıkoyan şey nedir?" derler. O: "Allah bana Müslüman kardeşimin
kanını haram etti" der. Onlar:  "Allah: "Fitnenin olmaması ve dinin tamamı Allah
için olsun diye onlarla savaş" (Enfal 39) demedi mi?" diye bir ayet
hatırlatırlar. İbnu Ömer şu cevabı verir: "Biz savaştık, hatta fitne kalktı,
dinin tamamı da Allah için oldu. Siz de fitne olsun, din de Allah'tan başkası
için olsun diye harp ediyorsunuz."

Sa'd İbnu Ebî Vakkas da aynı mealde bir
ifade ile fitneye girmeyişinin sebebini açıklar. Muhammed İbnu Mesleme'nin de
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in tavsiyesine uyarak tahtadan bir kılıç
yaptırdığını ve  Hz. Ali'nin davetine rağmen fitneye karışmadığnı daha önce
belirtmiştik.[2]

 

 

[1]
İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/527-528.

[2]
İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/528-529.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar