Allah Mü'minleri Gâlip Getireceğine Söz Vermiştir


Allah Mü

Allah Mü'minleri Gâlip Getireceğine Söz
Vermiştir

 

Allah'ın yeryüzündeki değişmez kanunları demek
olan Sünnetullah'ta hiçbir değişme olmadığı gibi, Allah'ın vaadinde de hiçbir
değişme olmaz. Allah'ın vaadi haktır. Allah Teâlâ neyi vaad etmiş ise onun
gerçekleşeceğine zerre kadar şüphe yoktur. Geçmişte vaadlerini yerine getirdiği
gibi, halde de, gelecekte de yerine getirecektir. İşte O'nun vaadlerinden
birisi: "Allah sizden iman edip sâlih amel işleyenlere vaad etmiştir:
Onlardan öncekileri nasıl hükümran kıldı, halifeler yaptı, güç ve iktidar sahibi
kıldıysa, onları da yeryüzünde hükümran kılıp halifeler yapacak, güç ve iktidar
sahibi kılacak ve kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine
sağlamlaştıracak ve korkularının ardından kendilerini (tam) bir güvene
erdirecektir. Bana kulluk edecekler ve Bana hiçbir şeyi şirk/ortak
koşmayacaklar. Ama kim bundan sonra da nankörlük edip küfre giderse işte onlar,
fâsıktırlar, yoldan çıkanlardır." (24/Nûr, 55)

Allah, gerçek bir imanla inanıp sâlih amel
işlemek ve yalnızca O'na ibâdet edip, hiçbir zaman şirk koşmamak şartıyla
yeryüzünün iktidarını vaad ediyor. Daha önce bu şartlara riâyet edenleri
yeryüzünün halifeleri ve mirasçıları yaptığı gibi, şimdi de bu şartlara sâdık
kalanları yeryüzünün vârisleri olarak ilân ediyor. Yukarıdaki âyet-i kerimenin
muhtevâsına dikkat edilecek olursa, şunlar göze çarpacaktır:

1- Yüce Allah'ın vaadi: Vaadlerin en
gerçeği ve en yücesi; yerine gelmesinde hiç şüphe olmayan vaad... Er veya geç
yerine gelmiştir ve gelecektir. Dolayısıyla kendisinde hiç şüphe yoktur. Allah
asla vaadinden dönmez. Rabbimizin bu İlâhî vaadi bazı şartlara bağlanmıştır:

2- Önce hakiki iman: Öyle bir iman ki,
âlemlerin rabbi Allah'tan gelen tüm emir ve yasaklara inanıp onları hayata
geçirmeye çalışmak. Sâlih ve ihlâslı bir kalbe yerleşen imanın pratik neticeleri
belirleniverir. İman sahibi olan kimse, hayatının bütününü imanına göre yaşamaya
çalışır. Her halini Allah'ın emirlerine göre yönlendirir, tüm emirleri en son
gayretiyle cehd ederek yerine getirmeye çalışır.

Düşüncesinden fikrine, niyetinden ameline kadar
tüm faâliyetlerini kaplayan gerçek iman, onu "tevhid"e yönlendirir. Bu tevhidî
yönelişle Allah'a yönelen mü'min, Allah'tan başka tüm yalancı ve uydurma
ilâhları reddeder. Allah 'tan başka hiçbir kanun koyucu ve nizam vaz edici kabul
etmez. Allah'ın hükümleriyle hükmetmeyen ve hevâ ü heveslerini ilâh edinenlerden
yüz çevirdiği gibi, yeryüzünde fitne kalmayıncaya ve hâkimiyet Allah'ın oluncaya
kadar onlarla cihad eder.

3- Sâlih amel: Allah Teâlâ'nın emirlerini
O'nun rızâsı doğrultusunda yerine getirmek ve yasaklarından alabildiğince
kaçınıp sakınmak.

4- Mü'minlerin İktidarı: Önceki
mü'minlerin güç ve iktidar sahibi oldukları gibi, şimdiki gerçek mü'minlerin de
güç ve iktidar sahibi olacakları, İlâhî vaadin gereğidir. Önceki mü'minler,
gerçekten iman edip sâlih amel işlediler ve Allah yolunda malları ve canları ile
cihad ettiler (49/Hucurât, 15). Allah da, onların bu ihlâslarına karşılık,
kendilerini yeryüzünün iktidar sahipleri yaptı. Mekke'de başlayan İslâmî tebliğ,
Medine'de devlet oldu ve hicrî birinci asırda yeryüzünde egemenliğini kurdu.
İman, ihlâs ve sâlih amel ile, yalnız Allah'ın rızâsını kazanmayı gâye edinen
mücâhid müslümanlar, Allah'ın vaad ettiklerine kavuştular. Aynı İlâhî vaad,
Kıyâmete kadar geçerlidir. Yeter ki, o İlâhî vaade ulaştıran şartlara sâdık
kalınsın.

5- Allah Teâlâ, dinlerini yerleşik kılıp
sağlamlaştıracak: Âlimlerin çoğuna göre en son vahyedilen âyet şudur:
"... Bugün size dininizi kemâle erdirdim, üzerinizdeki nimetimi de tamamladım ve
size din olarak İslâm'ı seçip beğendim..." (5/Mâide, 3). Allah, kâfirlerin
İslâm'ı yıkmaktan umutlarını kestiklerini ve mü'minlerin kâfirlerden değil;
yalnız Kendisinden korkmalarını emretmekte  (5/Mâide, 3), kendileri için
seçip beğendiği dinin "İslâm" olduğunu beyan buyurmaktadır.

6- Korkuların giderilip güvenliğin oluşması:
Korkmak... Allah'tan korkmak; imanın gereği... Allah'tan başka şeylerden korkmak
ise korkunç bir felâket... "Artık onlardan korkmayın, Benden korkun..."
(5/Mâide, 3), "... Öyleyse insanlardan korkmayın, Benden korkun..." (5/Mâide,
44)

7- Yalnızca Allah'a kulluk yapmak ve O'na
hiçbir şeyi şirk/ortak koşmamak: Allah'ın vaadinin şartlarından biri ve en
önemlisidir. Hayat nizamı olarak Allah'ın dinini kabul edip tüm ibâdetlerde
Allah'a yönelmek ve O'nun hâkimiyetine hiç kimseyi ortak koşmamak gerekir.
"Şirkin de çeşitleri ve kısımları vardır. Düşünce ve hareketlerle Allah'tan
başkasına yönelmek ve onun buyruğu altına girmek, bir nevi şirktir." (Seyyid
Kutub, Fî Zılâli'l-Kur'an, c. 10, s. 460)

İşte İslâm âleminde müstaz'af bir durumda,
müstekbirlerin zulmü altında yaşayan müslümanların yeniden, yeryüzünde "güç ve
iktidar" sahibi olabilmeleri için gerekli şartlar bunlardır. Allah'ın
emrettiklerini, hiçbir itiraz sözkonusu olmadan kabul etmek ve zafer için
gerekli şartları yerine getirmek, Allah'ın vaadinin gerçekleşmesinin sebebidir.
Eğer bugün emperyalist kâfirlerin zulmü altında nice müslüman inim inim
inliyorsa, bu tüm müslümanların görevlerini tam olarak yapmayışlarındandır. (12)

 

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar