Hak Kelimesinin Kur'an'daki Anlamları


Hak Kelimesinin Kur

Hak Kelimesinin
Kur'an'daki Anlamları
 
Hak kelimesi, Kur'an'da 227
yerde geçer;  türevleriyle birlikte ise toplam 287 yerde kullanılır.
Kur'an bu kelimeyi bir kaç
anlamda kullanmaktadır:
1- Bir şeyi hikmetin gereğine
göre (nasıl gerekiyorsa ona göre) yapan anlamında. Bu anlamda ‘hakk' Allah'ın
bir sıfatıdır. "Işte burada (bu durumda) velâyet (velilik, dostluk) hakk olan
Allah'a aittir. O, sevap bakımından ve sonuç bakımından hayırlıdır." (18/Kehf,
44) âyetindeki ‘hakk' kelimesi Allah'ın bir sıfatıdır. (Ayrıca bkz. 6/En'am, 62;
10/Yûnus, 32; 22/Hacc, 6, v.d.)
2- Hikmetin gereği olarak var
edilen şeyler. Allah (cc) fiilleri bu anlamda ‘hak'tır. Güneşin  ve  ayın 
yaratılması  hakkında "…Allah,  bunları ancak hak ile yaratmıştır. O, bilen
bir topluluk için âyetlerini böyle birer birer açıklamaktadır." (10/Yûnus,
5, ayrıca bkz. 10/Yûnus, 53; 2/Bakara, 146)
3- Bir şey hakkında aslına
uygun olarak inanç taşıma anlamında. Bir kimse hakkında ‘onun yeniden diriliş ve
cennet konusundaki inancı hak'tır' dememiz gibi. "Allah, iman edenleri,

ayrılığa düştükleri hakk'a,
kendi izniyle eriştirdi." (2/Bakara, 213) âyetinde insanların inanç ilkeleri
ve ibadetler konusunda ihtilâf ettikleri gerçek anlamında geçmektedir. (Muh.
Ibni Kesir, 1/188)
4- Gereğine göre, gerektiği
kadarıyla ve gerektiği zamanda meydana gelen söz veya iş anlamında. Bir kimse
için ‘senin sözün hak'tır' dememiz gibi. "Eğer hak, onların hevâ (istek ve
tutku)larına uyacak olsaydı hiç tartışmasız gökler, yer ve bunların içinde olan
herkes ve her şey fesada (bozulmaya) uğrardı…" (23/Mü'minûn, 71). Buradaki
hak; Rabbimizin adı olarak (muh. Ibni Kesir, 2/570), tüm yaratılmış âlemin tâbi
olduğu gerçeklik (M. Esed, Kur'an Mesajı, 2/698), ya da hikmetin gereğine göre
konulan hüküm anlamında gelmiş olabilir.
5- Borç anlamında: (2/Bakara,
282).
6- Hisse, pay anlamında: "Ve
onların mallarında belirli bir hakk vardır; isteyenler ve yoksul olanlar için."
(70/Meâric, 24-25, ayrıca bkz. 51/Zâriyât, 19)        
7- Adalet anlamında: "Allah
hakk ile hükmeder. Oysa O'nu bırakıp ta tapmakta oldukları ise, hiç bir şeye
hükmedemezler. Şüphesiz Allah işitendir, görendir." (40/Ğâfir, 20)
‘Hakk' kelimesinin çoğulu
‘hukuk', ‘hıkak' ya da ‘hakaik'tır. Aynı kökten gelen ‘ihkak', gerçekleştirmek,
‘İstihkak', hak sahibi olmak, ‘Ehakk', daha hakk, daha doğru, ‘Hakîk' daha
lâyık, ‘el-Hâkka' ise 69. sûrenin adı olup gerçekleşen olay, yani Kıyamet
anlamına gelmektedir.
‘el-Hakk', Rabbimizin güzel
isimlerinden biridir. Allah'ın bir adı olarak Hakk, inkârı mümkün olmayan,
varlığı kabul edilmesi gereken, gerçek var olan, Varlığı ve ilâhlığı kesin olan,
hikmetinin gereğine göre eşyayı yaratan, hakkı ortaya koyan, sözünde doğru olan,
her hakkın kendisinden alındığı gerçek var olan mevcud manalarına gelir.
Allah (c.c.), enfüste (subje)
ve âfakta (obje) ne yaratmışsa birbirine uyumlu, yerli yerinde yaratmıştır.
Hepsinin hâkimi O'dur. O'nun dışındaki her şey, O'nun yaratmasıyla ‘tahakkuk'
eder. Allah, her bir varlığa belli bir şekil, ecel ve görev vermiştir. Bunların
hepsi de yerli yerindedir. Her bir varlığın âlemde ‘Allah'a bağlı olarak' bir
hakikatı (gerçekliği), bir sınırı ve birbirlerine karşı hukukları vardır. Alah (cc)
her şeyi ‘hakk' ile yarattığını haber veriyor (46/Ahkaf, 3). Allah (c.c.)
‘bizâtihi vücûd'tur. Yani O'nun varlığı, kendi Mevcut oluşunun gereğidir, hiç
kimseye muhtaç değildir. Diğer varlıklar ise ‘hak' oluşlarını Mutlak Varlık ve
Gerçek (el-Hakk) olan Cenab-ı Hakk'a borçludur. Onların varlığı Allah'a bağlı
olarak ‘liğayrihi vücûd'tur, hak oluşları başkasına bağlıdır.
‘Hak' aslında sâbit ve aklın
inkâr edemeyeceği derecede gerçek olan şey demektir. O aynı zamanda doğrudur,
isabetlidir, maksada uygundur, arzu edilene denk düşen şeydir. Bu bakımdan her
an ve yerde sabit olan (mevcut olan) Allah (cc) gerçek Hakk'tır. O,
yarattıklarını hak üzere yarattığı için, onlar da Allah'a göre hak'tırlar.
Hak'tan gelen, O'ndan kaynaklanan her şey de tıpkı O'nun zâtı gibi hak'tır.
O'ndan gelen vahy da hak'tır. O'nun gönderdiği din de hak'tır.
Hakk'ın tam karşıtı ‘bâtıl'dır.
Bâtıl,  hakk'a göre temelsiz, boş, gerçek olmayan, uymayan ve geçersizdir. Hakk,
suyun kendisi, bâtıl ise onun üzerinde biriken köpüktür. Köpük kaybolur gider,
su kalır. (13/Ra'd, 17) Hak, her zaman kalıcıdır, yerindedir, uygundur,
üstündür. Hak gelince zaten bâtıl yok olup gider. Bâtıl hakk'ın karşısında
tutunamaz. Zaten yok olmak (tıpkı köpük gibi) onun doğasında vardır. Çünkü onun
bir gerçekliği ve geçerliliği yoktur. (17/İsrâ, 81)
Bâtıl hakk'ın yerine geçmeye
çalışırsa, ya da hakk'a engel olmaya çalışırsa Hakk olan Allah (cc) hakk'ı
bâtılın tepesinde indirir ve onu darmadağın eder. (21 Enbiya/18). Allah (cc)
kendi kelimeleriyle bâtılı ortadan kaldırıp yok eder ve hakk'ı pekiştirir. O,
suçlular ve müşrikler istemese de Hakk'ı gerçekleştirmek ve bâtılı geçersiz
kılmak ister. (8/Enfâl, 8). Hak olan Allah'ın insanlar arasından seçtiği son hak
peygamber Hz. Muhammed'tir. Son peygamberlerle gönderdiği din hak'tır. O dinin
kitabı Kur'an hak bir kitaptır. Islâmın bütün hükümleri, Kur'an'ın bütün
âyetleri, haber verdiği şeyler hak'tır. Ölüm, kıyamet, ölüm sonrası hayat,
mahşer, mizan, Cennet ve Cehennem haktır. Hakk'ın, sâbit, doğru, insan fıtratına
uygun, her hükmü tutarlı, yani hakk nizamı olan İslâm'a teslim olanlar hakk'ı
bulurlar. Işlerinde hak üzere olurlar. İnsanlara, hayvanlara ve çevreye ait
hak'lara saygı gösterirler, Hakk'ın, tahakkuk edecek azabından korkarlar, hak
yolu izlerler ve hak olan amelleri yaparak Allah'ın Cennetini hak ederler.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar