İRTİDÂD.. İrtidâd; Anlam ve Mâhiyeti


İRTİDÂD

İRTİDÂD
 

İrtidâd; Anlam ve
Mâhiyeti  

 
"İrtidâd": Arapça "Redd"
kökünden gelen bir sözcüktür. Lûgattaki an­lamı, dönmek demektir. İslam
Literatürüne: "dinden dönmek", yani İslam'dan bi­linçli bir şekilde çıkmak
anlamına gelen bir terim ola­rak geçmiştir. Kuşkusuz bu terimin kaynağı Kur'ân-ı
Kerim'dir.
İrtidâd eden kimseye, yani
bilerek, düşünerek, ve karar vererek İslam'dan çık­tığını söyleyen; ya da buna
ilişkin kanıtlayıcı bir tavır gös­te­ren erkeğe "mürted", kadına da "mürtedde"
denir.[1]

İrtidat Arapça bir kelime olup;
ridde'nin türevidir. Reddemek, geri çevirmek ve her işten rücû etmek gibi
mânâlara gelir.[2]
Istılâhta, iman ettikten sonra, İslâm'dan dönmeye verilen isimdir.[3]
İslam dinini terkedip başka bir
dine geçmek veya eski inancına dönmeye irtidat; bunu yapan kimseye de "mürted"
denir.
Kur'an'da irtidatla ilgili
şöyle buyrulur:
"Sizden kim irtidat eder
(dininden döner) ve kâfir olarak ölürse, işte onların dünya ve ahirette amelleri
boşa çıkmıştır ve onlar cehennem ehlidir, orada ebedî kalacaklardır."
(Bakara: 2/217)
"Kim imanı küfürle
değiştirirse, şüphesiz o, dümdüz yolun ortasında sapıtmıştır." (Bakara:
2/108)  
İslam'dan çıktığını açıkça
gösteren söz, tutum ve davranışlarda bulunan kişi, mürted sayılır ve tevbe
etmediği takdirde idam edilir.
Mürted ile kâfir arasında çok
önemli bir fark vardır. Şöyle ki mürted, İslâm'ın Allahû Teâla (cc) indinde
yegâne din olduğunu ve kudsiyetini bildiği halde; dünya menfaati, hırs, hased,
kin veya bunun gibi duygularla dinini terketmiştir. Bu duygular, mürtedi
müslümanlara karşı muhatap (savaşçı) durumuna getirir. Çünkü irtidatla birlikte
sahip olduğu ismet-i şahsiyesini (kişisel masumluk ve dokunulmazlığını)
kaybetmiştir.[4]
Gayrı müslim olan kâfir ise davete muhtaçtır. İslâm hakkında doğru bir bilgiye
sahip değildir.
İbn-i Abidin: "İrtidat eden ve
muharip durumuna geçen kimsenin öldürülmesi, dinin muhafazası için zaruridir.
Çünkü dinin muhafazası maslahatların en üstünüdür"[5]
hükmünü zikreder. Hanefî fukahası: "İrtidat eden erkeğin öldürülmesinde, kadının
ise hapsedilmesinde müttefiktir. Çünkü kadın muharip (savaşçı) durumunda
değildir."[6]
Bu noktada şunu hatırlatmakta fayda vardır. Mürted olan erkek derhal öldürülmez;
önce irtidat sebebi araştırılıp, şüpheye düştüğü husus izah edilir ve tecdid-i
imânâ davet edilir.[7]
Bütün bunlardan sonra, durum değişmezse ulû'lemr tarafından öldürülür. Bu cezayı
herhangi bir mü'min, kendi şahsî reyiyle yapamaz. Çünkü velâyete tecavüz câiz
değildir.[8]
Ulû'lemr, bütün ümmetin velâyetine sahiptir.[9]
İrtidâd edip, dinden dönen,
İslâm'ı terkedip küfrü veya şirki seçen kimseye mürted denir. İslâm'dan çıkma
olayına ‘ridde' veya ‘irtidat' denilmektedir. Mürted, müslümanlığı kendi
isteğiyle, hiç bir baskı olmadan seçtiği halde, sonradan çeşitli nedenlerle yine
kendi arzusu ile terkeden, küfrünü açıkça ortaya koyan insandır. Kur'ân-ı Kerim,
böylelerinin çirkin durumunu açıklayarak onları kötü bir âkıbetin/sonucun
beklediğini haber veriyor.[10]
Dinden dönme, hak dini terk
etme. Terim olarak bir müslümanın İslâm dinini terketmesine veya başka bir dine
dönmesine irtidad veya ridde denir. İrtidad eden kimseye de mürted (dinden
dönen) adı verilir.
İslâm dini temelde din ve
vicdan hürriyetine büyük önem vermiştir. Bu yüzden hiç kimse müslüman olmaya
zorlanamaz. Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyurulur:
"Dinde zorlama yoktur. Artık
hak batıldan seçilip belli olmuştur. Kim tağutu inkâr edip Allah'a iman ederse,
şüphesiz ki o, kopmayan sağlam bir kulpa sarılmıştır Allah her şeyi işiten ve
her şeyi bilendir" (el-Bakara, 2/256).
Kendi hür
iradesiyle müslüman olan kimsenin ise artık İslâm dininin esaslarına uyması
gerekir.[11]

 

[1]
Ferit Aydın, İslam'da İnanç Sistemi, Kahraman Yayınları: 190.

[2]
Doç. Numan Abdürrezzak Samarraî, İslâm Fıkhında Mürted'in Tâbi Olduğu
Hükümler, İstanbul 1970, stı. 17-18.

[3]
İbn-i Manzur, Lisanû'l Arab, Beyrut: 1955, c.IV, sh.154.

[4]
İmam-ı Serahsî, el-Mebsut, Beyrut D.İhya Neşri, c.IX, sh.109.

[5]
İbn-i Abidin, Ulûdu Resnıi'l Müfti (fi Mecmuati'r Resail) İst.1325, e. I, sh.318.

[6]
İmam-ı Merginani, el-Hidaye Şerhû Bidayeti'I Mübtedi, Kahire:1965, c. II, sh.164.

[7]
İmam-ı Serahsî, a.g.e., c. IX, sh.98.

[8]
İmam-ı Serahsî, a.g.e., c. IX, sh.106.

[9]
Yusuf Kerimoğlu, Kelimeler ve Kavramlar, İnkılap Yayınları: 214-215; Ahmet
Kalkan, İslam Akaidi: 271-272.

[10]
Bakara: 2/217. Ahmet Kalkan, Kur'an Kavram Tefsiri.

[11]
Şamil İslam Ansiklopedisi: 3/175.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar