3) Sınırları Belli İslam'i Yöneliş Aşaması


3

3) Sınırları Belli
İslam'i Yöneliş Aşaması

 

Sınırları belli İslami yönelişten maksadımız;
onun Müslüman Kardeşler Cemaati'ne girmesiyle kendisinde oluşan yöneliştir.

Ancak onun Müslüman Kardeşlerle birlikte
çalışması, fikri ve diğer hatalarının sona erdiği anlamına gelmez.

Müslüman Kardeşlerle birlikteki düşünce hayatı
iki devreye ayrılır:

Birinci Devre:
Onun kırklı yılları sonlarında Müslüman Kardeşlere girmesiyle başlar ve 1954
yılında hapse girdiği tarihe kadar devam eder. Bu dönem de olumlu ve kabul
edilebilir şeyler olduğu gibi kabul edilemeyecek şeyler de vardı. Bu dönemi en
iyi şekilde inceleyen eser, onun "Dirasatun İslamiyye" adlı eseridir.

İkici Devre:
Onun hapse girmesiyle veya "Din Budur" ve "Gelecek İslamındır"
kitaplarının yayınlanmasıyla başlar, 1966 yılında idam edilmesine kadar devam
eder. Bu dönem tam olgunluk dönemi olarak değerlendirilir.

Bazı kitaplarının kendisiyle artık ilgisinin
kalmadığını ilan ettiği zaman, hapse girmesi ile idam edilmesi arasında kalan
sürede yazmış olduğu kitapları bunun dışında tutmuştur. Bunun sebebi Allah'ın
yardımı ve kendi gayretiyle düşünce yapısının gelişmesinden ve
saflaşmasındandır.

Bu, Müslüman Kardeşler hareketinin onun
üzerindeki olumlu etkisinin büyük olmadığı anlamına gelmez. Onda İslam
Devleti'ni yeniden kurmak için çalışma düşüncesini canlandıran bu hareket
olmuştur. Bu hareket kendisiyle birlikte büyük bir düşünce atmosferini de
canlandırmış ve bu atmosfer şu veya bu şekilde Mısır'daki düşünürlerin tümünü
etkilemiştir. Bu hareket Seyyid Kutub üzerinde cemaat ile birlikte çalışmayan
diğer düşünürlere oranla daha büyük bir etki bırakmıştır.

Burada bizim anlatmak istediğimiz, bu saf
düşünüş üzerinde yükselen düşünce ve ölçü unsurlarının netlik kazanmasıdır.
Düşünce saflığı ve kullandığı ölçünün hassasiyeti bakımından isim yapmış çağdaş
hiçbir düşünürün Seyyid Kutub ile boy ölçüşemeyeceğini kabul etmeyecek insaflı
bir kimse düşünemiyorum. Yine aynı şekilde Seyyid Kutub'un ilk dönemlerinde bu
saf düşünüş ve hassas ölçüye sahip olmadığını kabul etmeyecek kimse de
düşünemiyorum.

Seyyid Kutub, İmam Hasan el-Benna'ya gerçekten
hayrandı. Ona hayranlığı özellikle Benna'nın iki noktadaki dehası üzerinde
odaklaşıyordu:

1)
Bir taraftan ilim, ruh ve hareket arasında, diğer taraftan sufilik, selefilik
gibi özelleşmiş İslami ekoller arasında son derece dengeli bir oranlamayı,
hareket üyeleri arasında yaygınlaştırarak nefsi bir denge kurdurmasıdır.

2)
Cemati organize etmek konusundaki başarısı. "İslami Bir Hizip" şeklinde
beliren toplumsal bir yapılanma, İslam dünyasında henüz ilk olarak ortaya
çıkmaktaydı.

Fikir açısından konuya yaklaştığımızda, Seyyid
Kutub'un eşsiz olduğunda hiç şüphe yoktur Bizim görüşümüze göre Seyyid Kutub
Müslüman Kardeşlerin fikri olgunluğunun zirvesidir. Öyle ki bu zirve ayırıcı
belirgin özelliklere sahip ve özel bir olay olarak değerlendirilebilir. Üstat
Gazi et-Tevbe'nin dediği gibi onu Hasan el-Benna'nın düşünce ekolünün bir devamı
veya bu okuldan çıkmış bir öğrenci olarak kabul etmek mümkün değildir.

Evet, gerçekten Seyyid Kutub, el-Benna'nın
besleyip geliştirdiği Müslüman Kardeşler düşüncesinden yararlanmıştır. Şayet
Müslüman Kareşler ve el-Benna olmamış olsaydı, "Müslüman düşünce adamı" olarak
Seyyid Kutub'u bulamayacağımız büyük bir ihtimal dahilindedir.

Fakat bu, onun yalnızca değerli bir öğrenci
olarak kaldığı anlamına gelmez. Bilakis o gerçek bir yenileyicidir. Kendisine
has bağımsız metodu vardır. Hapis dönemi ile idam edildiği tarihler arasında
yazmış olduğu eserleri okunduğunda bu açıkca görülebilir. Yine onun bu bağımsız
metodu, bu dönem içerisinde yazdıklarını, Hasan el-Benna'nın yazdıkları ile ve
Müslüman Kardeşler hareketinin başlangıcından, ellili yılların başlarına kadar
Müslüman Kardeşler'e mensup yazarların yazmış olduğu eser ve makalelerin
karşılaştırılması ile de farkedilebilir.

Şehidin hayatı ile ilgili başka bir kimsenin
sözünü ettiğimiz eseri yazması söz konusu olmasaydı, İmam Hasan el-Benna'nın
okulunda yenileyici bir düşünce adamı olarak Seyyid Kutub'u ortaya çıkartan
yönler ile ilgili geniş bir bölüm ekleyebilirdik Şayet bu sözünü ettiğimiz
biyografiyi yazacak şahsiyet bunu yapmayacak olursa o zaman Allah'ın izniyle biz
bu konuda bütün gücümüzü ortaya koyarız. Çünkü onun hayatının bu yönü, birbirini
izleyen fikri aşamalarının en önemli özellikleri arasında yer alır.

Seyyid Kutub'un üslubu son şeklini, idamından
yaklaşık yirmi yıl önce almıştır. Bu üslubun ayırıcı bir takım nitelikleri
vardır:

Onun üslubunun ayırıcı özellikleri arasında açık
ve net ifade, güzel ve kolay anlatım başta gelir. Hiçbir zaman onun üslubu aşağı
düzeydeki gazetecilik basamağına inmiş değildir. Üslubunda kullanmış olduğu
kelimelerin tek ve belirgin anlam taşımaları yanında anlamı çeşitlendirmekle
birlikte tekrarlanmayan redifli sözler kullanmaya da dikkat gösterir.

Üslubunun ayırıcı özelliklerinden bir tanesi de
teşhistir. Teşhis; anlamları hareketli bir şekilde sunmak demektir. Tek anlamlı
kelimelerle teşhise dayalı anlatımı, Kur'an-ı Kerim'in üslübundan etkilenmesinin
bir sonucudur.

Onun üslubunun ayırıcı bir diğer özelliği,
vurgularındaki içtenlektir. Her zaman için duygusu ile düşüncesini birlikte
sunar. Belki de onu okuyan ve dinleyenler üzerinde güçlü etki bırakmasının
önemli nedenlerinden biri de budur.

Seyyid Kutub'un redifli sözler kullanmış olması
ve anlatımındaki duygusallık, onu eleştirenlerin kullandıkları bir malzemedir.
Bu eleştirmenler, onu bir düşünürden çok bir edebiyatçı olarak kabul ederler.

Bu eleştermenlere göre, düşünürün soyut bir
zihni usulle konuşması gerekir; edebiyatçının özelliğinin ise yalnızca
duygularıyla konuşması olduğunu sanırlar.

Ancak bu, bizim görüşümüze göre basit bir
yaklaşımdır. Çünkü düşünürün kullandığı dil zengin, duyguları coşkun ise daha
dengeli, anlatımı ve bıraktığı etki daha güzel olur. Dolayısıyla bu, şehidin
güzel yanlarından sayılmalıdır, kusur olarak kabul edilemez. Özellikle
gerçekleri en güzel, en açık ve en net bir şekilde anlatmak için Kur'an'ın
kullandığı en üstün üslubun bu olduğunu bilecek olursak ve Kur'an-ı Kerim'in bu
özelliği ile insanın sadece zihnine seslenmekle yetinmeyip tüm yapısına
seslendiğini hatırlayacak olursak, şehidin bu güzel yanını daha iyi kavrarız.

Seyyid Kutub'un çalışmalarında çoğunlukla
izlediği yol; önce problemi açık bir şekilde ortaya koymak, arkasından İslam
dışı diğer değişik çözümleri inceleyip çürüttükten sonra da bu problemlerin
çözümünü meydana çıkarmaktır. Meselelerin düğüm noktası her zaman
edebiyatçıların usulü gibi bir hareket noktası belirlemek şeklinde idi.

Seyyid Kutub, başkalarının görüşlerini reddedip
çürütürken izlediği metod iki özellik taşır:

a)
Karşıt görüşü savunanlardaki temel meseleleri alıp tartışır fakat bunların
detaylarına inmez.

b)
Onlarla tartışırken, savunma konumundayken bile hücum üslubunu kullanır.

Onun keskin bir eleştirici olarak ortaya
çıkmasının nedenleri arasında bu hücum metodunun da etkisi vardır. Bu keskinlik
aynı zamanda onun üslubuna üstün bir güç ve oldukca tatmin edici bir güzellik
kazandırmaktadır. Özellikle, bu keskinliği her zaman için bir akli tartışma ile
dizginliyordu.

Seyyid Kutub benzerine az rastlanır, hayret
verici ruhi bir dirence sahipti. 1954 yılında hapse girdi ve onbeş yıl hüküm
giydi. Türlü türlü işkencelere maruz kaldı. Ancak Avrupa'daki engizisyon
mahkemelerinde, Eritre ve Komünist ülkelerde müslümanım diyenlerin gördükleri
işkenceler onun gördüğü işkencelerin benzeri olabilirdi. İşkence dönemi oldukça
uzadı.

İşkence döneminden sonra Seyyid Kutub'un tekrar
İslami Harekete ve çalışmalara dönerek yazmaya başladığını görüyoruz. En önemli
kitaplarını hapishane döneminde yayınladı. Fi-Zilal'in ise en az onüç cüzünü
yeniden gözden geçirip yazdı. Bunun dışında oldukça önemli bir takım
kitaplarının planlarını hazırladı. Ancak tağuti zulüm, bu kitapları
tamamlamasına fırsat vermedi.

Psikolojik bakımdan bütün bunlardan daha
önemlisi, hapishanelerin içinde olsun, dışında olsun, Müslüman Kardeşlerle
ilişkilerini yeniden kurması, gizlilik ve etkinlik itibariyle Mısır'da İslami
örgütlenme şekillerinin en gelişmiş yapısını ortaya koymasıdır. Aslında böyle
bir çalışma şayet ifade yerinde ise, o dönemlerde Mısır topraklarına egemen olan
ürkütücü şartlar altında bir intihardan başka birşey değildi.

1964 yılının sonlarına kadar hapiste kaldı.
Nihayet, bu sıralarda o dönemin Irak cumhurbaşkanı Abdüsselam Arif, dönemin
Mısır yöneticileri ile ilişki kurdu ve kendisine verilen hüküm tamamlanmadan
önce serbest bırakıldı.

Fakat birkaç ay sonra silahlı bir devrim
hazırlamak ithamı ile ikinci defa tutuklandı. Bu tutuklanmaya gerekçe olan
ithamlar arasında, onun oldukça geniş bir takım tahribatlarda bulunmak için bazı
hazırlıklar yaptığı da vardı. Söz konusu bu ithamları alçak istihbarat örgütleri
aklı başında olmayanları aldatmak ve ayak takımını harekete geçirmek maksadıyla
uydurmuştu.

Şekli muhakeme melodramları peşpeşe birbirini
izledi ve bunlar İslami Hareket önderlerinden üç kişinin idam kararının
verilmesiyle bitti: Seyyid Kutub, Yusuf Havvaş ve Abdulfettah İsmail.

Benim bu sözlerimden Seyyid Kutub'un gerçekten
de büyük olan rolünü abartmak amacı güttüğüm anlaşılmasın. Ancak burada herşeyin
yerli yerine konulması, her hak sahibine hakkının verilmesini arzu ediyorum.
Gerçek ecir ve sevap ise Yüce Allah'ın kendi katında dostları için hazırladığı
ecir ve sevaptır.

Durum her ne olursa olsun, Seyyid Kutub'un
üzerinde durduğu ve varlığını ortaya koyduğu saf düşünce ve hassas ölçüler,
kendisine ancak şu anlamda bağlanabilir: Seyyid Kutub, çağımızda yaşayan bir
düşünce adamının gerçek anlamı ile etkilerinden kurtulabileceği, psikolojik ve
fikri çeşitli etkenlerden kendisini kurtarabilmiştir. Diğer taraftan bu konuda
en büyük yardım hiç şüphesiz onu bu yola ileten Alemlerin Rabbi olan Allah'a
aittir.

Seyyid Kutub'un ulaştığı bu noktalar, kendisinin
yaratılışından onüç asırdan fazla bir süreden beri Allah'ın kitabında ve hidayet
önderi Rasulullah'ın sünnetinde zaten mevcuttu.

 

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar