Altıncısı Allah'tan Gelen Hareket Metodunun Yeryüzünde Belli Bir Hedefi Vardır


Altıncısı

Altıncısı:
Allah'tan Gelen Hareket Metodunun Yeryüzünde Belli Bir Hedefi Vardır:

 

Gayet açıktır ki müslüman dava adamının en yüce
hedefi Allah'ın rızasını ve cennetini kazanmaktır. Buna ise tam olarak Allah'a
itaat edip şeriatına ve hareket metoduna sımsıkı bağlı kalmakla ulaşır.
Müslümanın kalbi Allah'a bağlı olduğu müddetçe hiçbir zaman umutsuzluk onu
yakalayamaz. Dünya hedeflerine ise ulaşıp ulaşmamak önemli değildir.

Çünkü onun için önemli olan esas mesele Allah'a
itaat ederek gösterdiği metoda göre hareket etmektir.

Rasululah (s.a.s) şöyle buyuruyor:

"Bazı rasuller kıyamet günü yanında iki kişi
olduğu halde, bazıları ise yanında daha fazla kimse olduğu halde gelir. Allah-u
Teala bu rasuller'in kavmini çağırtır. Onlara şöyle denir:

"Bu adam size tebliğde bulundu mu?"

"Hayır" derler. Rasule:
"Onlara tebliğde bulundun mu?" diye sorulur. "Evet" der.

"Bunda sana kim şahidlik eder?" denince,

"Muhammed (s.a.s) ve ümmeti" der.

(Ahmet b. Hanbel)

Allah-u Teala şöyle buyuruyor:

"Biz Nuh'u can yakıcı bir azab gelmeden önce
"kavmini uyar" diye vahyederek kavmine rasul olarak gönderdik. Nuh şöyle dedi:
"Rabbim! Kavmimi gece gündüz yılmadan imana davet ettim. Davetim onları senin
yolundan daha çok uzaklaştırmaktan başka bir şeye yaramadı. Doğrusu ben
bağışlaman için onları ne zaman imana davet ettiysem onlar parmaklarını
kulaklarına tıkadılar. Beni görmemek için elbiselerine büründüler. İnkarlarında
ısrar ettiler. Ve büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra ben onları açıkça imana
davet ettim. Sonra da onlara bazen açıktan açığa, bazen de gizliden gizliye
hakkı tebliğ ettim''...      
(Nuh:1-9)

Nuh şöyle dedi: "Rabbim! Kavmim bana isyan etti.
Malı ve evladı kendisine zarardan başka birşey vermeyen kimseye uydu. Onlar
büyük tuzaklar kurdular...''    (Nuh: 21-22)

Nuh şöyle dedi: "Rabbim! Kafirlerden yeryüzünde
dolaşan tek kişi bırakma. Eğer onları yeryüzünde bırakırsan kullarını
saptırırlar ve ancak günahkar ve kafir çocuklar doğururlar."   (Nuh: 26-27) 
"Şüphesiz ki biz Nuh'u kavmine rasul olarak gönderdik.
Aralarında 950 yıl kaldı. Sonunda zulümlerinde devam ederlerken tufan onları
yakalayıverdi. Fakat biz Nuh'u ve gemide bulunan mü'minleri kurtardık. Ve bu
hadiseyi alemlere ibret yaptık."    (Ankebut: 14-15)

Bir rasul kavmine gönderiliyor, kıyamet günü
geldiğinde ona ancak iki kişinin iman ettiği görülüyor. Nuh (a,s) dokuzyüz elli
sene kavmini tevhide davet ettiği ve onların hidayete ermesi için her türlü
davet tarzını denediği halde O'na inananların çok az olduğunu ve Nuh (a.s)'ın
daha sonra onlara beddua ettiği bilinen bir hadisedir.

Bunları öğrendikten sonra İslami harekette
harcanan emek ve zamanın, çalışmaların ürünüyle orantılı olmadığını daha iyi
anlarız. Bu gerçeğin müslüman kafalara sağlam bir şekilde yerleşmesi gerekir.

Davetçilerin kafalarına yerleşmesi gereken başka
bir gerçek daha vardır. Dava adamlarının yeryüzünde gerçekleştirmeleri gereken
gaye bir taraftan Allah rızasını kazanırken, diger taraftan cahiliyyeti kökünden
kazıyıp onun yerine Allah'ın nizamını yerleştirmek için bütün gücünü kullanmak
olmalıdır.

"Bunları, eşyanın tabiatı gerektiriyordu.
Hepsinden önce de diğer nizamların bağlılarının görüp anladığı kadarıyla bu
karşı dikilmeler İslam nizamının tabiatı gereğiydi... Yeryüzünde Allah'ın
ülkesini inşa etmek, kulları; kullara kulluk etmekten kurtarıp, kulları yaratan
Allah'a kul etmek, bütünüyle insanların karşısına dikilen ve diledikleri inancı
diledikleri şekilde tam manasıyla bir hürriyet havası içinde seçmelerini
engelleyen putları yıkmak konusunda sonuna kadar direten İslam nizamının tabiatı
gereğiydi bu çatışmalar..."

"Özel şart ve durumlar dışında Allah'ın nizamı
ile cahiliyet nizamları bir arada barınamaz. Aralarında kesin ve belirgin bir
ayrılık vardır. İslamın amacı kulları kullara tapmaktan kurtarıp Allah'a kulluğa
sevketmektir. Bunu yaparken de önünü dikilen devlet, idari nizam gibi tüm maddi
engelleri ortadan kaldırır. Kulları kullara kulluktan kurtarıp Allah'a kulluğa
götürülebilmesi için, Allah onun hakim olmasını ister. Cahiliyet nizamları ise
bu ilahi nizamı kendi bünyesinden atmak, Allah'a nizamıyla yeryüzüne yayılan
hareketi söndürmek ve bu hareketin hükmüne son verme gayesindedirler."

(Fizilal-il Kur'an c: 10 s:170)

Bundan anlaşılıyor ki; Allah'tan gelen metod
insanı sürekli olarak belli bir hedefe doğru yöneltir ve bunun üzerinde ısrarla
durur. Bu hedef; İslam nizamının tümüyle yeryüzünde hakim olması, küfür ve
şirkin tamamen ortadan kaldırılmasıdır.

Bu hedefe varmak için çalışıldığında, kalpler
Allah'ın rızasını ve cennetini kazanmak gayesine bağlandığında mü'minlerin
ruhlarında denge meydana gelir. Çünkü bu hedefe varmak için çalışmak Allah'ın
rızasını kazanmak demektir. Bu hedefe varma meselesi ise mü'minlerin en çok arzu
ettiği bir şeydir. Ancak bu, Allah'ın rızasını kazanmak için şart değildir.
Allah insanı ancak gücünün yettiği şeylerden sorumlu tutar.

 

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar