Hadis-i Şeriflerde İslâm Kavramı


Hadis

Hadis-i Şeriflerde
İslâm Kavramı  

 
"İslâm, beş esas üzerine
binâ edilmiştir (kurulmuştur). Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed
(s.a.s.)'in O'nun kulu ve rasûlü olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât
vermek, Beyt'i (Kâbe'yi) haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak."[1]

Cibril Hadisi: Abdullah
bin Ömer (r.anhüma), babasından rivâyet ederek şöyle demiştir: "Bana babam Ömer
ibnü'l-Hattâb rivayet ederek şöyle dedi:
"Bir gün Rasulullah (s.a.s.)'ın
yanında bulunduğumuz bir sırada âniden yanımıza, elbisesi bembeyaz, saçı
simsiyah bir zat çıkageldi. Üzerinde yolculuk eseri görülmüyor; bizden de
kendisini kimse tanımıyordu. Doğruca Peygamber (s.a.s.)'in yanına oturdu ve
dizlerini onun dizlerine dayadı. Ellerini de uylukları üzerine koydu. Ve:
-Yâ Muhammed! Bana İslâm'ın ne
olduğunu haber ver! dedi. Rasulullah (s.a.s.):
-İslâm; Allah'tan başka ilâh
olmadığına, Muhammed'in de Allah'ın rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı
dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman ve yol (külfetleri)
cihetine gücün yeterse Beyt'i haccetmendir." buyurdu. O zât:
-Doğru söyledin!' dedi. Babam
dedi ki: Biz buna hayret ettik. (Zira) hem soruyor, hem de tasdik ediyordu.
-Bana imandan haber ver!' dedi.
Rasulullah (s.a.s.):
-İman; Allah'a ve Allah'ın
meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve âhiret gününe iman etmen, bir de
kadere; hayrına şerrine inanmandır." buyurdu. O zât (yine):
-Doğru söyledin!' dedi. (Bu
sefer:)
-Bana ihsândan haber ver!'
dedi. Rasulullah (s.a.s.):   
-Allah'a O'nu görüyormuşsun
gibi ibâdet etmendir. Çünkü her ne kadar sen O'nu görmüyorsan da O seni muhakkak
görür." Sonunda Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
"O Cibril'di; size dininizi
öğretmeye gelmişti."[2] 

"Her çocuk, İslâm (Allah'ı
tanıma ve O'na teslim olma) yaratılışı üzere doğar."[3]

"Bir kul İslâm'a girer ve
bunda samimi olursa, daha önce yaptığı bütün hayırları Allah, onun lehine yazar,
işlemiş olduğu bütün şerleri de affeder. Müslüman olduktan sonra yaptıkları da
şu şekilde muâmele görür: Yaptığı her hayır için en az on misli olmak üzere yedi
yüz misline kadar sevap yazılır. İşlediği her bir şer için de, -Allah
affetmediği takdirde- bir günah yazılır."[4]

"Sizden biri içiyle dışıyla
müslüman olursa, yaptığı her bir hayır, en az on mislinden yedi yüz misline
kadar sevabıyla yazılır. İşlediği her bir günah da sadece misliyle yazılır. Bu
hal, Allah'a kavuşuncaya kadar böyle devam eder."[5]

Ebû Zerr (r.a.) anlatıyor: "Hz.
Peygamber (s.a.s.) buyurdular ki:
"Bana Cebrâil a.s. gelerek:
'Ümmetinden kim Allah'a herhangi bir şeyi şirk/ortak koşmadan ölürse cennete
girer' müjdesini verdi" dedi. Ben (hayretle)
'zina ve hırsızlık yapsa da
mı?' diye sordum.
"Hırsızlık da etse, zina da
yapsa!" cevabını verdi. Ben tekrar:
'Yani hırsızlık ve zina yapsa
da ha!' dedim.
"Evet, dedi,
hırsızlık da etse, zina da yapsa!" Hz. Peygamber (s.a.s.) dördüncü keresinde
ilâve etti: "Ebû Zerr patlasa da cennete girecektir."[6]

"Muhammed'in nefsini
(kudret) eliyle tutan zâta yemin ederim ki, bu ümmetten her kim, yahûdi olsun,
hıristiyan olsun, beni işitir, sonra da bana gönderilenlere inanmadan ölecek
olursa mutlaka cehennem ehlinden olacaktır."[7]

"İmanın tadını; Rab olarak
Allah'ı, din olarak İslâm'ı, peygamber olarak Muhammed'i seçip râzı olanlar
duyar."[8]

Yeni müslüman olan bir sahâbe,
Allah Rasûlünden şunu sordu:
'Allah, seninle bizlere ne
gönderdi?' Hz. Peygamber (s.a.s.) şu cevabı verdi:
"İslâm'ı." Adam,
'Pekâlâ, İslâm'ın alâmetleri
nedir?' diye sordu. Rasûlullah, şöyle buyurdu:
"Kendimi Allah'a teslim
ettim, başka şeyleri terkettim' demen, namaz kılman, zekât vermendir. Her
müslüman bir başka müslümana haramdır. İki müslüman birbiriyle kardeştir ve
birbirlerine yardımcıdırlar. Bir kimse müslüman olduktan sonra müşrikleri
terkedip müslümanlara karışmadıkça hiçbir ameli (Allah yanında) makbul
değildir."[9]

"Kim bizim namazımızı kılar,
bizim kıblemize yönelir, bizim kestiğimizi yerse işte o, müslümandır."

[10]
"İslâm garip olarak başladı,
tekrar başladığı gibi garip hale dönecektir. Gariplere ne mutlu!"[11]

"Bu din Hicaz'a çekilecek.
Tıpkı yılanın deliğine çekildiği gibi. Yaban keçisinin dağın tepesine sığınması
gibi, din de Hicaz'a sığınacaktır. Bu din garip olarak başladı, tekrar garipliğe
dönecektir. Gariplere ne mutlu! O garipler ki, benden sonra insanların
sünnetimden bozdukları şeyi ıslah edecekler."[12]

"İnsanlar arasında Allah'ın
en çok buğzettiği üç kişi vardır: Harem'de sapıtıp haktan ayrılan, İslâm'a
girdiği halde câhiliyye sünnetini (yol, âdet ve tatbikatlarını) arayan, haksız
yere kanını dökmek için bir adamdan kan talep eden."[13]

Adiyy bin Hâtem (r.a.)
anlatıyor:
"Ben Rasûlullah (s.a.s.)'ın
yanına vardığım zaman bana:
"Ey Hâtem'in oğlu Adiyy,
müslüman ol ki selâmete eresin!" buyurdu. Ben de:
'İslâm nedir?' diye sordum.
Şöyle buyurdular:
"Allah'tan başka ilâh
olmadğına, benim de O'nun rasûlü olduğuma şehâdet etmen ve hayır, şer; tatlı ve
acı her şeyiyle kadere iman etmendir."[14]

"Elbisenin nakşı silinip
gittiği gibi İslâm da silinip gidecek. Öyle ki oruç nedir, namaz nedir, hac
nedir, sadaka nedir bilinemeyecek. Bir gecede Allah'ın Kitabı götürülecek, ondan
yeryüzünde hiçbir şey kalmayacak. Çok yaşlı ihtiyar erkek ve kadınlardan bir
kısım insanlar sağ kalıp: 'Biz babalarımıza 'lâ ilâhe illâllah' kelimesi üzerine
yetiştiğimiz için bu kelimeyi söyleriz' diyecekler."[15]

"Kim İslâm'dan başka bir din
adına yalan yere yemin ederse o kimse, dediği gibidir..."[16]
"...İslâm, kendinden önceki
günahları yok eder. Hicret de ondan önceki günahları yok eder. Hac da ondan
önceki günahları yok eder."[17]

Bazı kimseler Hz. Peygamber'e:

"Yâ Rasûlallah, biz câhiliyet
devrindeki yaptıklarımızdan mes'ul olacak mıyız?" diye sordular. Rasûlullah
(s.a.s.) şöyle cevap verdi:
"İslâm'da sizden kim iyi
ameller işlerse câhiliyet devrindeki yaptıklarından dolayı muâhaze olunmaz; ama
kim kötülük ederse, hem câhiliyet devrindeki hem de İslâm'da yaptıklarından
dolayı muâhaze olunur."[18]

"Din nasihatten ibarettir!"
Yanındakiler sordu:
'Kimin için ey Allah'ın
Rasûlü?'
"Allah için, kitabı için,
Rasûlü için, müslümanların imamları ve hepsi için! Müslüman, müslümanın
kardeşidir. Ona yardımını kesmez, ona yalan söylemez, ona zulmetmez. Herbiriniz,
kardeşinin aynasıdır; onda bir ezâ/rahatsızlık görürse, bunu ondan gidersin."[19]

Bir adamın, "hangi müslüman
hayırlıdır?" sorusuna karşılık; Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

"Diğer müslümanların elinden
ve dilinden emin olduğu (zarar görmediği) kimsedir"[20]

"Müslümana sövmek fısk'tır
(büyük günahtır), onu öldürmek ise küfür (kâfir olmak) gibidir."[21]

"Müslüman müslümanın
kardeşidir. Ona zulmetmez ve başkalarının da zulmetmesine râzı olmaz."[22]

"Müslümanın müslüman
üzerindeki hakkı beştir: Selâmını almak, hasta ise ziyaretine gitmek, cenazesine
katılmak, (meşrû) dâvetine uymak, hapşırdığı zaman ‘yerhamükellah-Allah sana
rahmet etsin' demek."[23]

"Müslümanın kanı, canı ve
ırzı diğer müslümanlara haramdır (bunlara saldırı helâl değildir)."[24] 

"Müslüman sevdiğini Allah
için seven, Allah ve Rasûlünü her şeyden çok seven, kendisine imanı nasip
ettikten sonra küfre dönmeyi, cehenneme yüzüstü atılmaktan daha kötü gören
kimsedir."[25]
 

 

[1]
Buhârî, İman: 1; Müslim, İman: 22; Nesâî, İman: 13; Tirmizî, İman: 3.

[2]
Buhâri, İman: 37, 1/20; Müslim, İman: 1, Hadis no: 8, 1/36; Tirmizî, İman:
14, Hadis no: 2738, 4/119; Ebû Dâvud, Sünnet: 16, hadis no: 4695, 4/223; 
İbn Mâce, Mukaddime: 9, hadis no: 63,64, 1/24; Nesâi, İman: 6, 8/88.

[3]
Müslim, Kader: 25; Ahmed bin Hanbel: 4/24.

[4]
Buhârî, İman: 31; Nesâî, İman: 10 -8, 105-

[5]
Buhârî, İman: 31; Müslim, İman: 205, hadis no: 129.

[6]
Buhârî, Tevhid: 33; Müslim, İman: 153, hadis no: 94; Tirmizî, İman: 18,
hadis no: 2646.

[7]
Müslim, İman 240, hadis no: 153.

[8]
Müslim, İman: 56, hadis no: 34; Tirmizî, İman: 10, hadis no: 2625.      

[9]
Nesâî, Zekât: 72, hadis no: 5, 82.

[10]
Nesâî, İman: 9, hadis no: 8, 105; Buhârî, Salât: 28.

[11]
Müslim, İman: 232, hadis no: 145; Tirmizî, İman: 13, hadis no: 2631.

[12]
Tirmizî, İman: 13, hadis no: 2632.

[13]
Buhârî, Diyât: 9.

[14]
Kütüb-i Sitte Muht. Terc. c. 16, s. 498.

[15]
Kütüb-i Sitte Muht. Terc. c. 17, s. 549.

[16]
Müslim, İman: 176, hadis no: 110.

[17]
Müslim, İman: 192, hadis no: 121.

[18]
Müslim, İman: 189, hadis no: 120.       

[19]
Tirmizî, Birr 17, 18, hadis no: 1927, 1928, 1930; Müslim, İman 95, hadis no:
55.      

[20]
Müslim, İman 14, hadis no: 40; Ebû Dâvud, Cihad hadis no: 2481; İbn Mâce,
Fiten 2, hadis no: 3934.

[21]
Buhârî, İman: 36; Müslim, İman: 27, hadis no: 116; İbn Mâce, Fiten: 4, hadis
no: 3939-3941.

[22]
Buhârî, Mezâlim: 3.

[23]
Buhârî, Cenâiz: 2; Müslim, Selâm: 3, hadis no: 2162;  Ebû Dâvud, Edeb hadis
no: 5030; Nesâî, Cenâiz: 52; Tirmizî, Edeb: 1, hadis no: 2736.

[24]
İbn Mâce, Fiten: 2, hadis no: 2931; Ahmed bin Hanbel, 2/491.

[25]
Nesâî, İman: 3-4. Ahmet Kalkan, Kur'an Kavram Tefsiri.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar