İKİNCİ BÖLÜM KADININ BEDENSEL SÜSLENMESİNE AİT HÜKÜMLER..


İKİNCİ BÖLÜM KADININ BEDENSEL SÜSLENMESİNE AİT HÜKÜMLER

İKİNCİ BÖLÜM
KADININ BEDENSEL SÜSLENMESİNE AİT HÜKÜMLER

 

1-
Kadının, kendisine has fıtrî bir takım hasletlere riayet etmesi gerekir.
Tırnaklarını kesmesi ve buna gereken dikkati göstermesi ona yakışan bir şeydir.
Çünkü tırnakların kesilmesinin sünnet olduğu hususunda ilim adamları icma
etmişlerdir. Diğer taraftan bu, ilgili hadis-i şerifte varid olmuş fıtratın
özellikleri arasında yer alır. Tırnakların kesilmesi temizlik ve güzelliktir.
Uzamaya terkedilmeleri, şekli bozukluklara sebep olduğu gibi, yırtıcı hayvanlara
benzetir. Tırnakların altında kirlerin birikmesine sebep olur, suyun tırnakların
altına ulaşmasına engel teşkil eder. Bazı kadınlar kafir kadınları taklit ederek
ve sünneti bilmediklerinden tırnak uzatma belâsına kapılmış bulunmaktadırlar.

Kadının koltuk
altı ve etek kıllarını izale etmesi sünnettir. Çünkü bu hususta varid olmuş bir
hadis vardır. Ayrıca bu bir güzelliktir. Daha güzel olanı bunun her hafta
yapılması yahut da kırk günden daha uzun süre bırakılmamasıdır.

2-
Saçları, kaşları hususunda yerine getirilmesi istenenler, yasaklar, kınalanmak
ve saçı boyamanın hükmü:

a-
Müslüman hanımlardan saçlarını uzatmaları istenilmektedir. Zaruret olmaksızın
saçını traş etmesi haramdır. Hicaz Müftülerinden Şeyh Muhammed İbrahim şöyle
demiştir: Kadınların saçlarını traş etmeleri caiz değildir. Çünkü Nesai'nin
Sünen'inde senedini de zikrederek Ali radıyallahu anh'dan rivayet ettiği
hadis bunu gerektirmektedir. Aynı hadisi el-Bezzar senedini kaydederek
Müsned'inde Osman radıyallahu anh'dan, İbn Cerir de senedini kaydederek
İkrime radıyallahu anh'dan rivayet etmiş bulunmaktadır. Bu hadiste şöyle
demektedirler: Resulullah sallallahu aleyhi vesellem kadının saçını traş
etmesini yasaklamıştır. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'den yasak (nehiy)
buyruğu nakledilecek olursa onun aksine bir başka rivayet varid olmadığı sürece
haram olmayı gerektirir. Molla Ali el-Kari Mişkat şerhi el-Mirkat'ta şöyle der:
"Kadının saçını traş etmesini yasaklamıştır" diye buyurulması; kadınlar için
örüğün şekil ve güzellik bakımından erkekler için sakal gibi oluşundan
dolayıdır…[1]

Süslenmek amacıyla
saçını uzatan kadın, saç bakımını yapamıyorsa, saçın fazla olması ona sıkıntı
veriyorsa kısaltmasında sakınca yoktur. Nitekim Peygamber Efendimiz'in
vefatından sonra hanımlarından bazıları böyle yapıyordu. Çünkü  onlar
Peygamber'in vefatından sonra süslenmeyi terketmiş ve saçlarını uzatmaya
ihtiyaçları kalmamıştı.

Kadının, kafir ve
fasık kadınlara yahut erkeklere benzemek maksadıyla saçlarını kesmesinin, haram
olduğunda şüphe yoktur. Genel olarak kafirlere benzemek haram olduğu gibi
kadınların erkeklere benzemeye çalışmaları da yasaktır. Süslenmek maksadıyla da
olsa bu durum uygun görülmemiştir. Hocamız Şeyh Muhammed Emin eş-Şankiti
(Allah'ın rahmeti üzerine olsun) "Advau'l-beyan" adlı eserinde şunları
söylemektedir: "Bir çok yerde uygulanır bir örf haline gelen kadının hemen hemen
köklerine yakın yerden başının saçlarını kesmesi bir batıcı gelenek olup
müslümanların hanımlarının ve hatta İslam'dan önce Arap kadınlarının
yaptıklarına aykırı bir iştir. Bu da din, ahlak ve görünüş ve buna benzer
hususlarda genel bir musibet halini alan sapmalardan bir tanesidir," Daha sonra:
"Peygamberin hanımları saçlarını  bir tutam kalıncaya kadar kısaltırlardı"
şeklinde rivayet edilen hadisle ilgili olarak şu cevabı vermektedir: Peygamber
sallallahu aleyhi vesellem'in hanımlarının en güzel süsleri saçlarıydı. O
hayatta iken güzel görünecek şekilde süslenirlerdi. Vefatından sonra ise
saçlarını kısaltmışlardır. Çünkü onlara ait özel bir hüküm vardır ve bu hususta
yer yüzündeki hiç bir kadın onlarla ortak bir özellik taşımaz. Bu da onların
evlenmekten büsbütün ümitlerinin kesilmesi ve böyle bir şeyi ümit etmeyecek
şekilde ondan tamamıyla ümit kesmeleri idi. Onlar Peygamber sallallahu aleyhi
vesellem dolayısıyla ölünceye kadar evlenmekten alıkonulmuş, iddet bekleyen
hanımlar gibiydiler. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

"Sizin Allah'ın
resulune eziyet vermeniz de ondan sonra zevcelerini nikahlamanız da olacak bir
şey değildir. Çünkü bu Allah'ın yanında çok büyük bir iştir."
(el-Ahzab, 33/53)

Erkeklerden
büsbütün ümit kesmek ise başka bir sebep dolayısıyla helal olmayan bazı
ziynetlerin helal kılınmasına ruhsat mahiyetinde bir sebep olabilir…"[2]

O halde müslüman
hanımın saçlarını koruması ona gereken itinayı göstermesi ve onu bir kaç örük
yapması gerekir. Başının üstünde toplaması yahut da arka tarafına salması caiz
değildir. Şeyhu'l-İslam İbn Teymiyye Mecmûu'l-fetava'sında[3]
şöyle demektedir: "Nitekim bazı hayasız kadınlar saçlarını tek bir örük yaparak
saçlarını omuzları arasından salmaktadırlar" demektedir.

Hicaz Müftüsü Şeyh
Muhammed İbrahim de şöyle demektedir: Bu dönemde bazı müslüman hanımların
yaptıkları saçı tek bir yerden ayırıp onu arka tarafta yahut batılı kadınların
yaptığı gibi başının üstünde toplamaya gelince; bu kafir kadınlara benzeme
özelliğini taşıdığından dolayı caiz değildir. Ebu Hureyre radıyallahu anh'dan
nakledilen uzunca bir hadiste şöyle denilmektedir: Resulullah sallallahu
aleyhi vesellem buyurdu ki:

"Cehennem ehlinden
iki grup vardır ki henüz onları göremiyorum: Bunlar beraberlerinde inek
kuyruklarını andıran ve kendileriyle insanlara vurdukları kamçılar bulunan bir
topluluk ile giyinmiş fakat çıplak, meyleden ve meylettiren, başları zayıf deve
hörgüçlerini andıran kadınlardır. Bu kadınlar cennete girmeyecekleri gibi
kokusunu da almayacaktır ve şüphesiz cennetin kokusu şu kadar ve şu kadar
mesafeden alınır."

Hadisi Müslim
rivayet etmiştir. Bazı ilim adamları Peygamberin "meyleden ve meylettiren"
buyruğunu onların "mila taraması" şeklinde taranmaları diye açıklamıştır. Bu da
kötü kadınların taranma şeklidir. Bunlar başkalarını da bu şekilde tararlar. Bu
aynı zamanda batılı kadınların ve onların izinden giden kadınların taranma
tarzıdır.[4]

Aynı şekilde
müslüman kadının ihtiyaç olmaksızın başını tıraş etmesi ya da kestirmesi de
yasaktır. Bir başka saçı ona eklemesi de yasaktır. Çünkü Buhari ile Müslim'de:
"Resulullah sallallahu aleyhi vesellem saç ekleyeni de ekleteni de
lanetlemiştir" denilmektedir. Saç ekleyen (vâsile): saçına başkasının saçını
ekleyendir. Saç ekleten (mustavsile) ise, kendisine bu uygulama yapılan
kimsedir. Bunun yasak oluş sebebi ise bundaki gerçeğe uymayan iştir. Haram
kılınan saç ekleme türlerinden birisi de bu dönemde peruk takmaktır. Buhari,
Müslim ve başkalarının rivayetine göre Muaviye radıyallahu anh Medine'ye
geldiği sırada bir hutbe vermiş ve bir top saç yahut da kesilmiş bir miktar saç
çıkartıp şöyle demiştir: Sizin hanımlarınız ne diye başlarına böyle bir şey
ekliyorlar? Ben Resulullah sallallahu aleyhi vesellem'i şöyle buyururken
dinledim: "Bir kadın başına başkasının saçını koyacak olursa mutlaka bu bir
yalan (iftira) olur." Peruk ise baş saçını andıran sentetik bir saçtır ve
bunu giymek bir yalandır.

b-
İster traş etmek, ister kesmek, isterse de kısmen ya da tamamen ortadan
kaldıracak herhangi bir maddeyi kullanmak suretiyle, kaşları kısmen ya da
tamamen almak, müslüman hanıma haramdır. Çünkü bu Peygamber sallallahu aleyhi
vesellem ‘in, yapanı lanetlediği "nams" denilen iştir. Peygamber
sallallahu aleyhi vesellem nams yapan ve yaptıran kadınları lanetlemiştir.
(en-Nâmisa) kendi kanaatine göre süs olsun diye kaşlarını kısmen ya da tamamen
alan; nams yaptıran (mutenamise); kendisine bu uygulamanın yapıldığı kadındır.
Bu şeytanın Âdem oğullarına emretmeyi taahhüt ettiği "Allah'ın yaratmasını
değiştirmek" türünden bir şeydir. Nitekim yüce Allah onun:  "Ve yine onlara
Allahın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim" (en-Nisa, 4/119) dediğini
bize nakletmektedir.

Sahih hadiste İbn
Mesud radıyallahu anh'ın şöyle dediği rivayet edilmektedir

"Allah dövme yapan
kadına da, yaptıran kadına da, kaşlarını alana da aldırana da, güzelleşmek için
dişlerini incelten ve yüce Allah'ın hilkatini değiştiren kadınlara da lanet
etmiştir."

Daha sonra şöyle
devam etmektedir "Ben Allah Resulu'nun lanetlediği kimseyi, bu hüküm yüce
Allah'ın kitabında olduğu halde, lanetlemeyeyim mi?" O bu sözleriyle yüce
Allah'ın "Peygamber size neyi verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan
kaçının" (el -Haşr, 59/7) buyruğunu kasdetmektedir.

İbn Kesir bunu
Tefsirinde[5]
zikretmektedir. Günümüzde bir çok kadın büyük günahlardan olan bu tehlikeli
âfete mübtelâ olmuş durumdadır. Öyle ki artık kaşları aldırmak günlük zaruri
işlerden birisi haline gelmiştir.  Böyle biri işi yapmasını emretmesi halinde
müslüman bir kadının kocasına itaat etmesi caiz değildir.

c-
Aralarında az miktar boşluklar meydana gelsin diye, törpülemek suretiyle
güzelleşmek için dişlerini birbirinden ayırmak işlemi, müslüman kadına haramdır.
Ancak dişlerin çirkin bir görünümü bulunur ve bu çirkinliği gidermek için bir
takım düzeltmeler yapmaya gerek varsa yahut da dişlerde çürüme söz konusu olup
bundan dolayı, tedavi maksadıyla dişlerde törpülenmeye ihtiyaç duyulursa bunda
sakınca yoktur. Böylesi bir iş, tedavi kabilinden ve bir çirkinliği gidermek
türündendir. Bu da uzman bir hanım doktor vasıtasıyla yapılır.

d-
Müslüman hanımın vücuduna dövme yaptırması haramdır. Çünkü Peygamber
aleyhisselam dövme yapan kadına (el-vaşime) yaptıran kadına (el-müstevşime)
lanet okumuştur. Dövme yapan kadın, ele ya da yüze iğne batırıp sonra da o yeri
sürme yahut mürekkep ile doldurandır. Dövme yaptıran da kendisine bu uygulamanın
yapıldığı kadındır. Bu da haram bir uygulama olup büyük günahlardan biridir.
Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bu işi yapan yahut kendisine
yaptıran kadına lanet etmiştir. Lanet ise ancak büyük günahlardan biri hakkında
söz konusu olur.

e-
Hanımların kına kullanmalarının ve saçlarını boymalarının hükmü:

- Kına yakmak:
İmam Nevevi el-Mecmu adlı eserinde (I/123) şunları söylemektedir: Ellerin
ve ayakların kınalanmasına gelince; bu husutaki meşhur hadisler dolayısı ile
evli hanımlar için müstehabdır . Nevevi bu ifadeleriyle Ebu Davud'un rivayet
ettiği şu hadise işaret etmektedir: Bir hanım Aişe radıyallahu anha'ya
kına yakmaya dair bir soru sormuş o da: Bunda bir sakınca yoktur. Fakat ben
hoşlanmıyorum. Çünkü habibim Resulullah sallallahu aleyhi vesellem
kokusundan hoşlanmıyordu" demiştir. Bu hadisi Nesai de rivayet etmiştir. Yine
Âişe radıyallahu anha‘nın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bir kadın
perde arkasından elindeki bir mektubu Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'e
uzattı. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem elini geri çekerek:
"Bilemiyorum bu bir erkek eli mi yoksa kadın eli mi"  dedi: kadın: "Hayır
bir kadın elidir" deyince şöyle buyurmuştur: "Eğer bu bir kadın eli ise senin
tırnaklarını (rengini) değiştirmen gerekirdi." Bununla kınayı
kasdetmektedir. Hadisi Ebu Davud ve Nesai rivayet etmiştir. Fakat kadın,
tırnakları üzerinde donarak tabaka teşkil edip taharete engel olan herhangi bir
şeyle tırnaklarını boyamaz[6]

- Kadının
saçlarını boyamasına gelince eğer bu ağaran saçları boyamak türünden ise
saçlarını siyahın dışında bir renkle boyar. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi
vesellem genel olarak saçları siyaha boyamayı yasaklamıştır. İmam Nevevi
Riyazu's-Salihin adlı eserinde[7]
"Kadına ve erkeğe saçlarını siyaha boyamanın yasaklanışı bölümü" diye bir başlık
açtığı gibi el-Mecmu adlı eserinde[8]
şöyle demektedir: Saçları siyaha boyama hususunda erkek ile kadın arasında bir
fark yoktur. Bizim mezhebimizin görüşü budur.

Kadının siyah olan
saçlarını başka bir renge boyamasına gelince; benim görüşüme göre bu caiz
değildir. Çünkü buna gerek yoktur. Çünkü saç için siyah renk bir güzelliktir,
değiştirilmesini gerektiren bir kötü görünüm değildir. Ayrıca böyle bir iş
yapmak kafir kadınlara benzemektir .

Kadının adete
uygun bir şekilde altın ve gümüş süs eşyaları kullanması mübahtır. Bu hususta
ilim adamlarının icmaı vardır. Ancak süslerini mahrem olmayan erkeklere
göstermesi caiz değildir. Aksine özellikle evin dışında ve erkeklerin kendisini
görmelerine maruz kalması hallerinde süs eşyalarını göstermesi caiz değildir.
Çünkü süs eşyalarını açmak bir fitnedir. Ayrıca kadına elbisenin altında
ayaklarındaki süs eşyalarının seslerini işittirmesi yasaklanmış bulunmaktadır.[9]
O halde açıkça görülen süs eşyasının durumu ne olabilir?

 

 

[1]
Muhammed b. İbrahim, Mecmûu'l-Fetava, II, 49 

[2]
Şankiti, Advau'l-Beyân, V, 98-601 Erkek, bu işi yapması için karısına emir
veriyorsa, kadının onun emrine itaat etmesi caiz değildir çünkü yaratıcıya
isyan hususunda hiç bir yaratılmışa itaat edilmez.

[3]
XXII,
145.

[4]
Mecmu'u fetava eş-şeyh, II,47 ayrıca bk. Şeyh Hammud et-Tuveyciri, el-Îdah
ve't-Tebyîn, s.85

[5]
II, 359
Darü'l-Endelüs baskısı'nda

[6]
Bu gün manikür diye adlandırılan boya gibi

[7]
s. 626.

[8]
I, 324.

[9]
Yüce Allah: "Gizledikleri ziynetleri bilinsin diye de ayaklarını (yere)
vurmasınlar" (en Nisa 24, 31) buyurmaktadır.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar