BEŞİNCİ BÖLÜM KADININ NAMAZI İLE İLGİLİ HÜKÜMLER..


BEŞİNCİ BÖLÜM KADININ NAMAZI İLE İLGİLİ HÜKÜMLER

BEŞİNCİ BÖLÜM
KADININ NAMAZI İLE İLGİLİ HÜKÜMLER

 

Müslüman hanım
kardeşim, namazını vakitlerinde kılarak, şart, rükün ve vaciplerini eksiksiz
olarak yerine getirmek suretiyle gereken dikkati göster. Yüce Allah müminlerin
annelerine hitaben şöyle buyurmaktadır:

"Namazı dosdoğru
kılınız, zekatı veriniz, Allah'a ve Resulune itaat ediniz"
(el-Ahzab, 33/33)
Bu aynı zamanda bütün müslüman hanımlara bir emirdir. Namaz İslam'ın esaslarının
ikincisidir. Namaz İslamı ayakta tutan bir direktir. Namazı büsbütün terk etmek
dinden çıkartan bir küfürdür. Erkek olsun kadın olsun namaz kılmayan kimsenin
dini müslümanlığı söz konusu değildir. Şer'i bir mazeret olmadan namazı
vaktinden sonraya bırakmak, namazı kaybetmek onu boşa çıkarmak demektir. Yüce
Allah şöyle buyurmaktadır:

"Bunlardan sonra
ise namazı zayi eden arzularına uyan bir kavim geldi. İşte onlar cehennem ile
karşılaşacaklardır. Tevbe eden… müstesna."
(Meryem, 19/59-60)

Hafız İbn Kesir
Tefsirinde müfessirlerin önderi sayılan bir grup kimseden namazı zayi etmenin,
vakti çıktıktan sonra namazın kılınması sureti ile olacağını söylediklerini
nakletmiştir. Karşı karşıya kalacakları ğayy (meâlde: cehennem), onların
karşılaşacakları hüsran diye açıklamıştır. Bu cehennemde bir vadidir, diye de
açıklanmıştır.

Kadının namazında
erkeklerden farklı bir takım hükümler vardır. Bu hükümleri aşağıdaki şekilde
açıklayabiliriz:

1-
Kadın için ezan okumak ve kamet getirmek sorumluluğu yoktur. Çünkü ezan için
sesin yükseltilmesi söz konusudur. Kadının sesini yükseltmesi ise caiz değildir.
Ezan okuması, kamet getirmesi ise sahih değildir. el-Muğni'de[1]:
"Bu hususta bir görüş ayrılığı olduğunu bilmiyoruz" denilmektedir.

2-
Kadının bütünü namazda avrettir. Ancak yüzü, elleri ve ayakları hususunda görüş
ayrılığı vardır. Bütün bunlar ise onu görecek mahrem olmayan bir kimsenin
bulunmaması halinde söz konusudur. Eğer onu mahremi olmayan bir kimse
görülebilecekse namazın dışında vücudunu erkeklerden örtmesi gibi namazda da
örtünmesi gerekir. Namaz kılarken başını, boynunu ve ayaklarının üst tarafı
dahil olmak üzere vücudun geri kalan her tarafını örtmesi gerekir. Peygamber
sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmaktadır:

"Yüce Allah, ay
hali olmaya başlamış bir kadının namazını baş örtüsü olmadıkça kabul buyurmaz."[2]

 Başörtüsünden
kasıt ise başı ve boynu örten örtüdür. Umm Seleme'den rivayete göre o, Peygamber
sallallahu aleyhi vesellem'e: Bir kadın gömlek ve başörtüsü ile fakat
altta elbisesi olmaksızın namaz kılabilir mi diye sormuş; Peygamber
sallallahu aleyhi vesellem : "Eğer giyindiği gömleği ayaklarının üstünü
de örtüyor ise (olur)," demiştir.[3]

İki hadis bir
arada kadının namazı esnasında başını ve boynunu örtmesinin zorunlu olduğunun
delilidir. Nitekim Âişe radıyallahu anha'nın rivayet ettiği hadis bunu
ifade etmektedir. Yabancı bir kimsenin kendisini görmediği hallerde de yüzünü
açması mübahtır. Çünkü bu hususta ilim ehlinin icmaı vardır. Şeyhü'l-İslam İbn
Teymiyye, Fetvalarında[4]
şunları söylemektedir: "Hanım tek başına namaz kılacak olursa başını örtmekle
emrolunmuştur; namazın dışında ise evinde başını açabilir. Namazda ziynet
edinmek Allah'ın hakkıdır. Bundan dolayı kimse Beytullahı çıplak olarak
geceleyin tek başına dahi olsa tavaf edemeyeceği gibi; tek başına dahi olsa
çıplak olarak namaz da kılamaz…" Daha sonra şunları söyler: "Buna göre namazda
avret, bakmak ile alakalı değildir. Ne avretin örtünmesi ne de örtünmemesinin
bunda bir etkisi yoktur…"

Muğni'de[5]
şöyle demektedir : "Hür kadının vücudunun diğer bölümlerinin de namaz da
setredilmesi gerekir. Eğer herhangi bir tarafı açılacak olursa çok az olması
dışında namazı sahih olmaz. Malik, Evzai ve Şafii böyle demişlerdir".

3-
Muğni'de[6]
naklettiğine göre "kadın rükû' ve secdelerde yayılacak yerde azalarını birbirine
yakın tutar; otururken tahiyyatta bağdaş kurarak oturur yahut da her iki ayağını
teverrük ve ayakları yaymak yerine sağ tarafında toplar. Çünkü böylesi kadın
için daha bir setredicidir".

Nevevî, Mecmu'da[7]
şunları söylemektedir: "Şafii Muhtasar'da şöyle diyor: Namazdaki fiiller
hususunda erkeklerle kadınlar arasında bir fark yoktur. Şu kadar varki, kadının
azalarını birbirine yaklaştırması yahut da secde esnasında karnını uyluklarına
yapıştırması, olabildiği kadarıyla tesettüre daha uygun olduğundan ötürü
müstehaptır. Ruku esnasında da namazın tamamında da bu hale riayet edilmesini
kadın için müstehap görürüm…"

4-
Aralarından birilerinin imam olması suretiyle hanımların cemaatle namaz kılması
hususunda ilim adamları arasında görüş ayrılığı vardır. Kimisi bunu kabul
etmezken kimisi caiz kabul etmektedir. Çoğunluk bunun bir sakıncası olmadığı
görüşündedir. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Umm Varaka'ya
ailesi halkına imamlık yapmasını emretmiştir.[8]
Bazıları bunun müstehap olmadığı görüşündedir. Kimisi de mekruh olduğu
kanaatindedir. Bazısının görüşüne göre ise, bu farzın dışında nafilelerde
caizdir. Muhtemelen tercihe değer olan görüş, bunun müstehap olduğudur. Bu
mesele hakkında daha geniş bilgi için Muğni'ye[9];
Nevevi'nin Mecmu'u'na[10]
bakılabilir.

Kadın, şayet
kendisini mahrem olmayan bir erkek duymuyor ise, namazda seslice Kur'ân
okuyabilir.

5-
Erkeklerle mescitlerde namaz kılmak üzere kadınların evlerinden dışarıya
çıkmaları mübahtır. Bununla birlikte evlerinde namaz kılmaları onlar için daha
hayırlıdır. Müslim'in Sahih'inde rivayetine göre Peygamber sallallahu aleyhi
vesellem şöyle buyurmuştur:

"Allah'ın kadın
kullarını Allah'ın mescitlerine gitmekten alıkoymayınız."

O yine şöyle
buyurmuştur:

"Kadınları
mescitlere çıkmak istediklerinde alıkoymayınız. Bununla birlikte evleri onlar
için daha hayırlıdır."[11]

Buna göre
hanımların evlerinde kalmaları ve oralarda namaz kılmaları tesettür dolayısı ile
onlar için daha faziletlidir. Kadın namaz kılmak maksadıyla mescide çıkacak
olursa, aşağıdaki adaba riayet edilmesi kaçınılmaz olur:

1-
Tam hicabı sağlayacak elbiselerle tesettüre riayet etmelidir. Âişe
radıyallahu anha dedi ki: "Hanımlar Resulullah sallallahu aleyhi vesellem
ile birlikte namaz kılar, sonra da örtülerine bürünmüş oldukları halde geri
dönerler ve alaca karanlıktan ötürü onları tanıyan bulunmazdı."[12]

2-
Koku sürünmeksizin dışarıya çıkmalıdırlar. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi
vesellem şöyle buyurmuştur:

"Allah'ın kadın
kullarını Allah'ın mescitlerinden alıkoymayınız; Ancak koku sürünmeksizin
çıksınlar."

[13]

Ebu Hureyre
radıyallahu anh den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah
sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki:

"Herhangi bir
kadın hoş bir koku sürünmüş ise sakın bizimle birlikte yatsı namazına gelmesin."[14]

Müslim, İbn
Mesud'un hanımı Zeyneb'den şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Sizden herhangi bir
kimse mescitte bulunacak olursa sakın bir kokuya el sürmesin".

İmam Şevkânî,
Neylu'l-Evtâr'da[15]
şunları söylemektedir. "Bu hadiste kadınların mescitlere gitmesinin ancak
beraberinde fitne bulunmadığı yahut da hoş koku gibi fitneyi tahrik edecek
hususun bulunmadığı hallerde caiz oluşuna delil vardır… Bu husustaki hadislerden
çıkan sonuca göre erkeklerin hanımlara mescide gitmek üzere izin vermeleri,
onların mescide gidişlerinde koku sürünmek ziynet takınmak yahut da herhangi bir
süs gibi fitneye davet edecek bir hususun bulunmaması halinde söz konusudur…"

3-
Elbise ve süs eşyalarıyla süslenerek çıkmamalıdır. Müminlerin annesi Âişe
radıyallahu anha şöyle demiştir: "Şayet Resulullah sallallahu aleyhi
vesellem hanımlardan bizim gördüklerimizi görmüş olsaydı İsrail oğullarının
hanımları mescitlerden alıkonulduğu gibi hanımlarımızı da mescide gitmekten
alıkoyardı."[16]

İmam Şevkani
Neylu'l-Evtâr'da belirtilen yerde Âişe radıyallahu anha'nın: "Bizim
gördüklerimizi görmüş olsaydı …" sözleri ile ilgili olarak şunları
söylemektedir: "Giydikleri güzel elbiseler hoş kokular ve açılıp saçılmaları
kasdediyor. Kadınlar önceleri kaba kumaşlardan yapılmış örtüler, elbiseler ve
üst kıyafetlerle çıkarlardı. İmam İbnu'-l Cevzi "Ahkâmu'n-nisa" adlı eserinde[17]
şunları söylemektedir: "Kadının imkanları ölçüsünde dışarı çıkmaktan uzak
durması gerekir. Çünkü kendisi (dışarı çıktığı takdirde) kendi özü itibariyle
esenlikte olsa bile insanlar ondan yana esenlikte olmayabilir. Şayet çıkmaya
mecbur kalırsa kocasının izni ile güzel olmayan bir kılık ile çıkar. Büyük
caddelerden çarşı pazarlardan değil de tenha yerlerden yolunu takip eder.
Sesinin işitilmemesine gayret eder ve yolun ortasında değil de kenarında yürür…"

Ez-Zührî dedi ki:
"Bizim görüşümüze göre –doğrusunu en iyi bilen Allah'tır- hanımlardan evlerine
gidenlerin rahatça gitmeleridir. Bunu Buhari rivayet etmiştir. Ayrıca Mukann'a
üzerine yazılmış eş-Şerhu'l-Kebir'e[18]
bakınız.

İmam Şevkani
Neylu'lar'da[19]
şunları söylemektedir: "Hadisi şeriften anlaşıldığına göre imam namaz kıldırdığı
cemaatin hallerini göz önünde bulundurmalı, yasak olana götürebilecek şeylerden
uzak durmakta ihtiyat yolunu seçmeli, itham altında bulunabilecek yerlerden
çekinmelidir. Ayrıca evler bir tarafa yollarda bile kadınların erkeklerle
karışık yürümesinin mekruh olduğu da anlaşılmaktadır …"

İmam Nevevi,
el-Mecmu adlı eserinde[20]
şunları söylemektedir: "Erkekler ile kadınlar arasında cemaatle namaz kılmak
hususunda bir takım farklılıklar vardır:

1-
Cemaatle namaz erkekler hakkında müekked olduğu gibi kadınlar hakkında müekked
değildir.

2-
Hanımlara imamlık yapan kadın onların ortasında durur.

3-
Tek bir kadın erkeğe uyacak olursa erkek gibi yanında değil de erkeğin arkasında
durur.

4-
Kadınlar erkeklerle birlikte saflar halinde namaz kılacak olurlarsa onların en
son safları ilk saflarından daha faziletlidir…"

Geçen bu
açıklamalardan erkeklerin kadınlarla karışmasının haram olduğu anlaşılmaktadır.

 

 

[1]
II, 68.

[2]
Hadisi
Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai ve İmam Ahmed rivayet etmiştir.

[3]
Hadisi Ebu Davud rivayet etmiş, hadis imamları ise bu hadisin mevkuf
rivayetinin sahih olduğunu belirtmişlerdir.

[4]
XXII,
113-114.

[5]
II, 328.

[6]
II, 258

[7]
III, 455

[8]
Bu
hadisi Ebu Davud rivayet etmiş, İbn Huzeyme Sahih olduğunu belirtmiştir.

[9]
II, 202.

[10]
IV,
84-85

[11]
Hadisi
Ahmed ve Ebu Davud rivayet etmiştir.

[12]
Buhari
ve Müslim.

[13]
Hadisi Ahmed ve Ebu Davud rivayet etmiştir.

[14]
Hadisi Müslim, Ebu Davud ve Nesai rivayet etmiştir.

[15]
III,
140-141.

[16]
Hadisi Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir.

[17]
s. 39

[18]
I, 422.

[19]
II, 326.

[20]
III, 455

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar