ALTINCI BÖLÜM CENAZELER İLE İLGİLİ HÜKÜMLER ARASINDA HANIMLARA ÖZEL HÜKÜMLER..


ALTINCI BÖLÜM CENAZELER İLE İLGİLİ HÜKÜMLER ARASINDA HANIMLARA ÖZEL
HÜKÜMLER

ALTINCI BÖLÜM
CENAZELER İLE İLGİLİ HÜKÜMLER ARASINDA HANIMLARA ÖZEL HÜKÜMLER

 

Yüce Allah her bir
nefsin mutlaka öleceğini takdir buyurmuş, ebedi kalmak özelliğini sadece
kendisine tahsis etmiştir:

"Celâl ve ikram
sahibi rabbinin vechi (zatı) ise kalıcıdır."
(er-Rahman, 55/27)

Yüce Allah Âdem
oğullarının cenazelerine hayatta kalanlar tarafından uygulanması gerekli özel
bir takım hükümler tesbit etmiştir. Bizler bu bölümde yalnızca hanımlarla ilgili
olanlarını söz konusu edeceğiz:

1-
Kadınların cenazesini yıkamayı yine kadınların üstlenmesi gerekir. Erkeklerin
kadını yıkamaları caiz değildir; koca müstesna. Kocanın zevcesini yıkaması
imkanı vardır. Erkek cenazeleri de erkekler yıkar. Kadınların erkekleri
yıkamaları caiz değildir; hanımı müstesnadır; o kocasını yıkayabilir. Çünkü Ali
zevcesi Resulullah sallallahu aleyhi vesellem'ın kızı olan Fatıma
radıyallahu anha'yı yıkamıştır. Esma b. Umeys radıyallahu anha da
kocası Ebu Bekir es-Sıddiki yıkamıştır.

2-
Hanımın beş beyaz örtü ile kefenlenmesi müstehabdır. Birincisi belden aşağısı
için bir izar, ikincisi başını örtecek himar, üçüncüsü ona giydirilecek bir
gömlek, dört ve beşincisi ise bunlar üzerinde kendileri ile sarılacağı; lifâfe
diye bilinen parçadır. Çünkü sakifli Leyla'nın şöyle dediği rivayet edilmiştir:
Ben vefatı sırasında Resulullah sallallahu aleyhi vesellem'ın kızı Umm
Külsum'ü yıkayanlar arasında idim. Resulullah sallallahu aleyhi vesellem'in
bize ilk verdiği şey izar oldu. Sonra gömleği, sonra baş örtüsünü verdi. Sonra
da üstüne sarılan kefen bezini verdi. Bundan sonra da diğer kefen bezine
yerleştirilip üzeri onunla kapatıldı."[1]

İmam Şevkânî
Neylu'l-Evtar'da şöyle demektedir: "Hadis-i şerif kadının kefeni hususunda meşru
olanın bir izar, bir gömlek, bir baş örtüsü ile bir örtü ve hepsinin üzerini
örten bir diğer örtü kullanmak olduğunu göstermektedir."[2]

3-
Kadının saçına verilecek şekil: Kadının saçı üç örük yapılır ve bu örükler
arkasına bırakılır. Çünkü Ümm Atiyye'nin Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'in
kızını yıkaması ile ilgili rivayet ettiği hadis bunu ifade etmektedir: "Biz onun
saçlarını üç örük yaptık ve bunları arkasına bıraktık."[3]

4-
Kadınların cenazelerin peşinden gitmelerinin hükmü: Ümm Atiyye radıyallahu
anha dedi ki: "Bizlere cenazelerin arkasından gitmemiz yasaklandı. Fakat
pekiştirici bir ifade kullanılmadı."[4]

Yasağın zahirinden
anlaşılan hükmün haram olduğudur. Kullandığı "pekiştirici bir ifade kullanmadı"
tabiri hakkında da Şeyhu'l-İslam İbn Teymiyye, Fetvalarında[5]
şunları söylemektedir: "Bu sözler ile yasağı pekiştirmedi, demek istemiş
olabilir. Ancak bu hükmün haram olmasına aykırı değildir. Kendisi de bu yasağın
haram kılmak anlamında olmadığını sanmamış olabilir. Oysa delil Peygamber
sallallahu aleyhi vesellem'in sözünde zikredilendir. Başkasının bu husustaki
zan ve kanaati değildir."

5-
Kabir ziyaretinin kadınlara haram oluşu: Ebu Hureyre radıyallahu anh'dan
rivayete göre Resulullah sallallahu aleyhi vesellem kabirleri ziyaret
eden kadınlara lanet etmiştir."[6]

Şeyhu'l-İslam İbn
Teymiyye şöyle demektedir: "Bilindiği gibi kadının önünde bu kapı açık tutulacak
olursa kadının tahammülü azalır ve onun ağıt yakmasına, ağlayıp sızlanmasına
sebep olur. Çünkü kadın bu konuda zaafı olan bir varlıktır, tahammülü azdır,
sabır ve direnci pek fazla değildir. Aynı şekilde bu onun ağlaması sebebiyle
ölenin rahatsız olmasına, erkeklerin de onun sesi ve sureti dolayısıyla fitneye
maruz kalmasına sebeptir. Nitekim bir başka hadiste şöyle denmiştir: "Siz
kadınlar hayatta olanı fitneye düşürür, ölene de eziyyet edersiniz."
Kadınların kabirleri ziyaret etmesi onlar ve erkekler hakkında haram kılınmış
bir takım işlerin meydana gelme ihtimalini taşıyor ya da buna sebep teşkil
ediyor olmakla birlikte; bu hususta hikmette sağlam bir şekilde tesbit
edilmediğine göre, bu işe götürmeyecek olan miktarın sınırını tesbit etmeye bir
tür ile diğerini birbirinden ayırdetmeye imkan olmaz. Şeriatın esaslarından
birisi de şudur: Eğer hikmet gizli ya da yaygın değil ise, hüküm bu işin hikmeti
ile ilgili beslenen kanaate göre verilir. Şu halde istenmeyen sonuca götürmemek
maksadı ile bu kapının kullanılması "seddü'z-zerai" kabilinden haram olmuştur.
Bu husustaki fitne dolayısıyla kadının iç ziynetine bakmanın haram kılınması ile
yabancı kadın ile baş başa kalmak ve buna benzer ona bakmanın haram kılınması da
böyledir. Bu hususta –yani kadının kabri ziyaret etmesinde- ölene dua etmesi
dışında bir maslahat yoktur. Bunu da evinde yapma imkânı vardır…"[7]

6-
Ağıt yakmanın haram oluşu: Ağıt yakmak ölenin ölümüne tahammül edememekten ötürü
ağıt okurken sesi yükseltmek, elbiseleri yırtmak, yanaklara vurmak, saçları
yolmak, yüzü siyaha boyayıp tırmalamak, veyl diye feryad etmek ve buna benzer.
Allah'ın hükmüne ve kaderine tahammülsüzlüğü ve sabırsızlığı gösteren
davranışlarda bulunmaktır. Böyle bir iş yapmak haramdır ve büyük bir günahtır.
Çünkü Buhari ve Müslim'in Sahihlerinde belirtildiğine göre Resulullah
sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: "Yanaklarına vuran
yakalarını yırtan ve cahiliyye davasını güden bizden değildir." Yine Buhari
ile Müslim'de belirtildiğine göre o Salıka (musibet esnasında sesini yükselten)
hâlika (musibet esnasında saçlarını traş eden) ile şâkke (musibet halinde
elbiselerini yırtan) kadınlardan beri olduğunu bildirmiştir. Müslim'in
Sahih'inde de Peygamber sallallahu aleyhi vesellem "Ağıt yakan kadına
da onu dinleyen kadına da lanet okumuştur." Bundan maksat ağıt dinlemek ve
onu beğenen kimsedir. O halde müslüman kız kardeşim, musibet esnasında yapılması
haram olan bu işlerden uzak dur; Sana musibette sabr etmeyi ve onun ecrini
Allah'tan beklemeyi tavsiye ederim. Böylelikle musibet senin günahlarının
örtülmesi (keffareti) ve iyiliklerinin de artması için bir sebep teşkil eder.

Yüce Allah şöyle
buyurmaktadır:

"Andolsun ki sizi
biraz korku, biraz açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden yana eksiltmekle
imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele! Onlar kendilerine bir musibet gelip
çattığında: ‘Muhakkak biz Allah'ınız ve muhakkak biz O'na dönücüleriz' derler.
İşte rabblerinden bir mağfiret ve bir rahmet de onların üzerindedir. Onlar doğru
yola erdirilenlerin ta kendileridir"
(el-Bakara, 155-157) buyurmaktadır. Evet beraberinde feryat ve figanın ve haram
davranışların, Allah'ın kaza ve kaderinden razı olmamayı ihtiva eden fiillerin
bulunmadığı ağlamak caizdir. Çünkü ağlamakta ölüye karşı bir merhamet ve kalp
inceliği söz konusudur. Aynı şekilde bu, geri çevrilmesine imkan bulunamayan bir
husustur. Bundan dolayı mübahtır; bazı hallerde müstehap dahi olabilir. Yardım
Allah'tandır.

 

 

[1]
Hadisi
Ahmed ve Ebu Davud rivayet etmiştir.

[2]

Neylü'l-Evtar, IV, 42.

[3]
Hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmiştir.

[4]
Buhari
ve Müslim rivayet etmiştir.

[5]
XXIV,
355.

[6]
Hadisi
Ahmed, İbn. Mace ve Tirmizi rivayet etmiş olup, Tirmizi sahih olduğunu
belirtmiştir.

[7]

Mecmû'ul-Fetâvâ, XXIV, 335-356.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar