SEKİZİNCİ BÖLÜM HAC VE UMREDE KADINLARA AİT ÖZEL HÜKÜMLER..


SEKİZİNCİ BÖLÜM HAC VE UMREDE KADINLARA AİT ÖZEL HÜKÜMLER

SEKİZİNCİ BÖLÜM
HAC VE UMREDE KADINLARA AİT ÖZEL HÜKÜMLER

 

Her sene yüce
Allah'ın Beyt-i haramına hac yapmak, İslam Ümmeti üzerinde farz-ı kifayedir.
Haccın farz oluşunun şartları kendisinde bulunan her müslümanın da ömründe bir
defa haccetmesi farzdır. Bundan fazlası ise tatavvudur. Hac ayrıca İslamın
rükünlerinden birisidir. Müslüman hanımın cihaddan payına düşendir. Çünkü Âişe
radıyallahu anha'nın rivayet ettiği hadise göre o şöyle sormuştur:

"Ey Allah'ın
Resulu kadınlar üzerinde cihad var mıdır?" Peygamber sallallahu aleyhi vesellem
şöyle buyurdu:

"Evet onların
üzerinde çarpışması bulunmayan bir cihad vardır; o da hac ve umredir."[1]

Buhari'de yine
Âişe radıyallahu anha'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ey Allah'ın
resulu, biz cihadı en faziletli bir amel olarak görüyoruz. Cihad etmeyelim mi?"
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem: "Fakat cihadın en faziletlisi
mebrur olan bir hacdır" diye buyurdu.

Hacda da kadınlara
has bir takım hükümler vardır. Bunların bazıları:

1-
Mahrem: Haccın
erkek ve kadın için genel olan bir takım şartları vardır. Bunlar: İslam, akıl,
hürriyet, baliğ olma, mali bakımdan güç yetirebilmektir. Kadınlara özel olarak
ayrıca hacc için kendileri ile birlikte yolculuk yapacak mahremin varlığı da
şarttır. Bu mahrem kişi ya onun kocasıdır yahut da babası, oğlu ve kardeşi gibi
nesep sebebiyle kendisine ebediyyen haram olduğu yahut da süt kardeşi yahut
annesinin kocası, yahut kocasının oğlu gibi harhangi bir sebeple evlenmesi haram
olan bir kimsedir.

Buna delil İbn
Abbas radıyallahu anh'ın rivayet ettiği şu hadis-i şeriftir : O Peygamber
sallallahu aleyhi vesellem'ı şunları söylerken dinlemiştir:

"Beraberinde
mahremi bulunmadıkça hiç bir adam bir kadınla başbaşa kalmasın. Beraberinde
mahremi bulunmadıkça hiç bir kadın yolculuk yapmasın."
Bir adam kalkıp:

"Ey Allah'ın
resulu benim hanımım hacc etmek üzere yola çıktı, ben de kendimi şu şu gazveye
yazdım", dedi. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem: "Kalk, git ve
hanımınla birlikte hacc et" diye buyurdu.[2]

İbn Ömer
radıyallahu anh'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah
sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki:

"Kadın beraberinde
mahremi bulunmadıkça üç günlük bir mesafeye yolculuk yapamaz."[3]

Bu hususta
hadisler pek çok olup kadının gerek hac, gerek başka bir sebeple mahremi
bulunmaksızın yolculuk yapmasını yasaklamaktadır. Çünkü kadın yolculuk esnasında
öyle bir takım zorluk ve arizi hallerle karşı karşıya kalır ki bunlara ancak
erkekler karşı durabilir. Diğer taraftan kadın fasık kimselerin tama ettiği bir
varlıktır. Dolayısı ile böylelerinin eziyetine karşı kadını himaye edip
koruyacak bir mahreminin bulunması kaçınılmazdır.

Kadının hac
esnasında beraberinde bulunacak mahrem şahısta akıllı, baliğ ve müslüman olmak
şartları aranır. Çünkü kafirlere bu konuda güven duyulmaz. Eğer mahremin
varlığından ümidini kesecek olursa kendisinin yerine hac edecek bir kimse
bulması gerekir.

2-
Yapacağı hac nafile ise kocasının hac etmesine izin vermesi şarttır. Çünkü bu
nafile hac esnasında kadın kocasının kendi üzerindeki bazı haklarını yerine
getiremez. Muğni'de[4]
şöyle denilmektedir: "Nafile hacca gelince, koca hanımını böyle bir haccı
yapmaktan alıkoyabilir. İbnu'l-Munzir dedi ki: Ben kendisinden ilim bellediğim
herkesin şu hususta görüş birliğinde olduklarını gördüm: Koca hanımını nafile
hac için yola çıkmaktan alıkoyabilir. Çünkü kocanın hakkı vaciptir. Kadın vacip
olmayan bir vazifeyi ifa etmek suretiyle kocanın hakkını yerine getirmemezlik
edemez. Tıpkı kölenin efendisine karşı görevlerinde olduğu gibi…"

3-
Hac ve umrede kadının erkeğe vekâlet etmesi sahihtir. Şeyhu'l-İslam İbn Teymiyye
–Allah'ın rahmeti üzerine olsun- Fetvalarında[5]
şunları söylemektedir: "Kadının bir başka kadın adına hac etmesi ilim
adamlarının ittifakıyla caizdir. Bu kadının kendi kızı yahut kızından başkası
olması arasında fark yoktur. Aynı şekilde kadın dört mezhep imamı ile ilim
adamlarının cumhuruna (çoğunluğuna) göre, erkeğin yerine de hac edebilir.
Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Has'amlı olan hanıma
babasının yerine hac etmesi için izin vermiştir. Bu hanım: Ey Allah'ın resulu,
Allah'ın kulları üzerine farz kıldığı hac babamı oldukça yaşlı iken gelip buldu,
deyince Peygamber sallallahu aleyhi vesellem ona babasının yerine hac
etmesini emir buyurmuştur. Üstelik erkeğin ihramı kadının ihram halinden daha
ileridir…"

4-
Kadın hacca giderken ay hali ya da loğusa olursa yoluna devam eder: Eğer ihrama
gireceği vakit bu hali baş gösterirse, temiz hanımlar gibi o da ihrama girer.
Çünkü ihrama girmek için taharet şart değildir. el-Muğni'de[6]
şöyle denilmektedir: "Özetle ihrama girileceği vakit gusletmek erkekler gibi
kadınlara da meşru kılınmıştır. Çünkü bu bir ibadettir. Bu hususta onlar
hakkında varid olan haber dolayısıyla ay hali ve loğusa kadın hakkında bu
meşruiyyet daha da güçlüdür. Cabir dedi ki: "Nihayet Zü'l-hüleyfe'ye
vardığımızda Esma binti Umeys, Ebu Bekir'in oğlu Muhammed'i doğurdu. Resulullah
sallallahu aleyhi vesellem'a:

"Nasıl yapayım",
diye haber gönderdi Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

"Gusl et üzerine
bir elbiseyi iyice bağla ve ihrama gir"[7]

İbn Abbas da
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'den şöyle buyurduğunu
nakletmektedir:

"Loğusa ve ay hali
olan kadın mikat yerine geldiklerinde iharama girerler; Beytullahı tavafın
dışında bütün hac ibadetlerini yerine getirirler."[8]

Peygamber
sallallahu aleyhi vesellem Âişe radıyallahu anha'ya ay hali olduğu
halde gusledip telbiye getirmesini emretmiştir…"

Ay hali ve loğusa
olan kadının ihram dolayısıyla gusletmesindeki hikmet temizlenmek ve hoş olmayan
kokuyu gidermektir. Böylelikle insanların bir araya geldikleri bir sırada onları
rahatsız etmek önlenmiş, üzerindeki necaset azaltılmış olur. Kadın ihramlı iken
ay hali ya da loğusa olursa bu onların ihramlı hallerini etkilemez, ihramlı
kalmaya devam ederler ve ihramda yasak olan şeylerden uzak kalırlar. Ancak ay
hali ya da loğusalıktan temizlenip bunlar için gusledinceye kadar Beytullahı
tavaf etmezler. Eğer arefe günü geldiği halde henüz temizlenmemiş ve fakat umre
için temettu haccı yapmak üzere ihrama girmiş iseler, yine hacc için ihrama
girerler ve umre üzerine haccı girdirerek böylelikle kıran haccı yaparlar. Buna
delil şudur; Âişe radıyallahu anha, umre niyetiyle ihrama girmiş iken ay
hali oldu. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem yanına girdiğinde
ağlıyordu. Ona şöyle dedi:

"Ne diye
ağlıyorsun, yoksa ay hali mi oldun?"
O:

"Evet" dedi.
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

"Bu Allah'ın
Âdemin kızları üzerine yazdığı bir şeydir. Sen haccedenlerin yaptığı herbir işi
yap; ancak Beytullahı tavaf etme!"[9]

Buhari ve Müslim
tarafından rivayet edilen Cabir hadisinde de şöyle denilmektedir: "...Sonra
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Âişe radıyallahu anha'nın
yanına girdi, onun ağladığını görünce:

"Bu halin ne?"
diye sordu. Âişe:

"Halim şu ki ben
ay hali oldum, oysa henüz ihramdan çıkamadım ve Beytullahı tavaf edemedim. Şimdi
insanlar hacca gidiyorlar." Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle
buyurdu:

"Bu Allah'ın
Âdemin kızları üzerine yazığı bir husustur. Sen guslet, sonra hacc için ihrama
gir."
Ben de onun dediğini yaptım. Bütün mevkiflerde vakfe yaptım. Nihayet
temizlendikten sonra Kabeyi tavaf ettim. Safa ile Merve arasında sa'y yaptım.
Sonra (Peygamber sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:

"Sen haccın ve
umren dolayısıyla hep birlikte ihramdan çıkmış oldun."

Büyük ilim adamı
İbnu'l-Kayyım Tehzibu's-sünen[10]
de şunları söylemektedir: "Sahih hadisler açıkça şunu göstermektedir: Âişe önce
umre niyetiyle ihrama girmişti. Daha sonra ay hali olunca Resulullah
sallallahu aleyhi vesellem kendisine hac için ihrama girmesini emretti.
Böylelikle Hacc-ı Kiran yapmış oldu. Bundan dolayı Peygamber sallallahu
aleyhi vesellem ona şunları söyledi:

"Beytullahı tavaf
etmen ile Safa ile Merve arasında sa'y etmen hem haccın için hem umren için
yeterlidir…"

5-
İhram esnasında kadının uygulamaları: Gusletmek, kısaltması gereken saçı ve
tırnağı kesmek, ihramı sırasında kendisine yasak olan kokuyu kullanma ihtiyacı
duymamak için önceden kötü kokunun giderilmesi gibi temizlikler yapmakla erkeğin
yaptıklarını yapar. Eğer bunlardan her hangi birisine ihtiyacı yoksa bunlardan
birisini yapması gerekmez. Çünkü bunlar ihramın özelliklerinden değildir. Çekici
ve hoş kokusu bulunmayan bir kokuyu bedeninde kullanmasında bir sakınca yoktur.
Çünkü Âişe radıyallahu anha şöyle demiştir: "Bizler Resulullah
sallallahu aleyhi vesellem ile birlikte çıkar ve ihram esnasında alnımıza
misk yapıştırırdık. Birimiz terledi mi bu misk yüzüne akar, Peygamber
sallallahu aleyhi vesellem de onu görür ve bize bunu yasaklamazdı."[11]

Şevkanî
Neylü'l-evtar'da[12]
şöyle demektedir: "Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'in ses
çıkarmaması bu işin caiz olduğuna delildir. Çünkü o batıl olan bir şeye karşı
susmazdı…"

6-
İhrama niyet ettiği vakit yüz örtüsünü ve peçeyi çıkartır; kadın eğer ihramdan
önce bunları giyinmiş ise ihrama niyet halinde bunları çıkartır. Yüz örtüsü ve
peçe kadının bakması için iki deliği bulunan örtülerdir. Çünkü Peygamber
sallallahu aleyhi vesellem: "İhramlı kadın yüz örtüsü ve peçe takmaz"
diye buyurmuştur.[13]

Yine şayet
ihramdan önce kullanıyor ise, ellerinde bulunan eldivenleri de çıkartır. Eldiven
denilen şey, el için imal edilen ve ellerin içine sokulup elleri örten bir
giyecektir. Kadın kendisine mahrem olmayan erkekler tarafından görüldüğü
takdirde yüzünü yüz örtüsü ve peçe dışında bir şeyle; yüzüne başörtüsü veya bir
kumaş parçası örterek kapatır. Aynı şekilde üzerlerine bir elbiseyi sarkıtmak
suretiyle edivenler dışında bir örtü ile de ellerini örter. Çünkü yüz ile eller,
ihram halinde de başka hallerde de erkeklere karşı setredilmesi gereken bir
avrettir. Şeyhu'l-İslam İbn Teymiyye şöyle demiştir: "Kadına gelince, kadın
avrettir. Bundan dolayı kendisiyle örtüneceği elbiseleri giyinmesi ve bu
örtülerle devenin hevdecinde gölgelenmesi caizdir. Fakat Peygamber sallallahu
aleyhi vesellem kadına peçe kullanmayı yahut eldiven giyinmeyi
yasaklamıştır. Eldiven denilen şey el için yapılan bir örtüdür. Şayet kadın yüze
temas etmeyen bir şeyle yüzünü örtecek olursa ittifakla caizdir. Şayet yüze
değiyor ise yine sahih olan caiz olacağıdır. Kadın yüzünü örten bir şeyi
herhangi bir değnek, el veya başka bir şeyle uzak tutmakla mükellef değildir.
Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi vesellem yüzü ile elleri arasında fark
gözetmemiştir. Yüz ve elleri erkeğin -başı gibi değil de- bedeni gibidir.
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem hanımları yüzlerinden uzak durmaya
dikkat etmeksizin yüzlerinin üzerine örtü sarkıtırlardı. İlim ehlinden herhangi
bir kimse Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'den: "Kadının ihrama
girmesi yüzü ile ilgilidir" dediğini nakletmiş değildir. Bu seleften
birilerinin sözüdür…"

Büyük ilim adamı
İbnu'l-Kayyım, Tehzibu's-sünen adlı eserinde (II, 350) şunları
söylemektedir: "Kadının ihram esnasında –peçeyi yasaklaması hariç- yüzünü
açmasının gerektiği hakkında bir tek harf dahi nakledilmiş değildir…" Daha sonra
şunları söyler: "Esmâ'dan sabit olduğuna göre o ihramlı olduğu halde yüzünü
örterdi. Âişe de şöyle demiştir: "Binek sırtında olan erkekler yanlarımızdan
geçer ve biz o sırada Peygamber sallallahu aleyhi vesellem ile birlikte
ihramlı halde bulunuyor idik. Binekliler bizimle aynı hizaya geldiklerinde
bizden herhangi bir hanım cilbabını yüzünün üzerine örterdi. Bu kişi geçip
gidince biz de yüzümüzü açardık"[14]

İhrama giren
müslüman hanım, şunu bil ki; sana yasak olan özel olarak o maksatla dikilmiş
peçe ve eldiven gibi şeylerle yüzünü örtmendir. Bununla birlikte sana mahrem
olmayan erkeklere karşı başının  örtüsü ile, elbisenle ve benzeri şeylerle
yüzünü ve ellerini örtmen icab eder. Bu örtünün yüze değmesini önleyecek şekilde
kardırılması için -değnek yahut sırık veya benzeri bir şey- herhangi bir şey
koymanın aslı astarı yoktur.

7-
Kadın ihramda bulunduğu sırada ziynetin söz konusu olmadığı, erkeklerin
elbiselerine benzemeyen, kadınlara ait türden dilediği elbiseleri giyebilir.
Ayrıca bu elbiselerin organlarının hacimlerini göstercek şekilde dar yahut ta
arkalarında kalan teni örtmeyecek şekilde şeffaf olmaması gerekir. Ellerinden
yahut ayaklarından yukarıya çıkacak şekilde kısa da olmamalıdır. Aksine giyeceği
elbisenin geniş, kalın ve bol olması gerekir. İbnü'l-Münzir dedi ki: "İlim ehli
ittifakla şunu belirtmişlerdir: İhramda bulunan kadın; gömlek, entari, başörtüsü
ve ayakkabı giyinebilir…"[15]

Yeşil gibi muayyen
renkte bir elbise giyilmesi sözkonusu değildir. Hanımlara has kırmızı, yeşil
yahut siyah renklerden dilediği renkte elbise giyinebilir. Dilediği takdirde
elbisesini başkası ile değiştirmesi de caizdir.

8-
İhrama giren kadının kendisinin duyacağı şekilde telbiye getirmesi sünnettir.
İbn Abdilberr dedi ki: "İlim adamları icma ile şunu kabul etmişlerdir: Kadın
için sünnet olan sesini yükseltmemesidir. Onun kendisi duyacak kadar sesini
çıkarması söz konusudur. Onun sebebiyle fitneye düşülür korkusuyla sesini
yükseltmesi mekruhtur. İşte bundan dolayı onun ezan okuması da kamet getirmesi
de sünnet değildir. Onun için namaz esnasında imamı uyarmak hususunda sünnet
olan tesbih getirmek değil de ıslık çalmaktır…"[16]

9-
Tavaf esnasında tam anlamı ile tesettüre uymalı, sesini kısmalı, harama
bakmaktan gözünü almalı, erkekler arasına karışmamalı, özellikle Hacer-i esved
ya da Rüknü-i yemanî yakınında bunlara dikkat etmelidir. Kadının tavaf esnasında
kalabalığa katılmaması ve en geniş yerden tavaf etmesi Kabe'ye yakın olup
kalabalığa karışacak şekilde tavaf etmesinden daha faziletlidir. Çünkü ihtiva
ettiği fitne sebebiyle kalabalığa karışmak haramdır. Kabe'ye yakın olmak ve
Hacer-i esved'i öpmek ise kolaylıkla yapılabilmeleri halinde bile sünnettir. Bir
sünneti gerçekleştirmek için ise bir haram işlenmemelidir. Hatta bu durumda
bunları yapmak kadın için sünnet bile olmaz. Çünkü böyle bir durumda kadın için
sünnet olan Hacer-i esvedin hizasına geldiği takdirde  işaret ile istilamda
bulunmaktır. İmam Nevevi, Mecmu'da[17]
şunları söylemektedir: "Mezhep alimlerimiz şöyle derler: Kadınların Hacer-i
esvedi öpmeleri ya da istilamda bulunmaları gece yahut ta başka zamanlarda tavaf
yerinin boş olması halinde ancak müstehaptır. Çünkü (kalabalık ve izdiham
halinde) hem onların zarar görmeleri hem de başkalarının zarar görmesi söz
konusudur".

Muğni'de[18]
şöyle denilmektedir: "Kadının geceleyin tavaf etmesi müstehabdır. Çünkü böylesi
kadın için daha bir tesettürlüdür ve daha az izdihamlıdır. Bu durumda Beyte
yakınlaşması ve Hacer-i esvedi istilam etmesi mümkün olur."

10-
Muğni'de[19]
şunları söylemektedir: "Kadınların tavaf ve sa'y etmeleri bütünüyle yürümek
suretiyle gerçekleşir. İbnu'l-Müzir dedi ki: İlim ehli icma ile kadınların
Beytin etrafında tavaf ederken de Safa ile Merve arasında sa'y ederken de remel
yapamayacaklarını (koşmayacaklarını) ittifakla kabul etmişlerdir. Ayrıca
kadınlar id'tiba yapmazlar (sağ omuzlarını açmazlar). Çünkü gerek remelde gerek
id'tibada aslolan güçlü ve kuvvetli olduğunu göstermektir. Kadınlar için ise bu
söz konusu değildir. Çünkü kadınlar hakkında gözetilen asıl maksat tesettürdür.
Remel ve id'tibada ise vücudun açılmaya maruz kalması sözkonusudur."

11-
Ay hali olan kadının yapacağı hac menasiki ile yapmayacakları:

Ay hali olan kadın
ihrama girmek, Arafat'ta vakfe yapmak, Müzdelife'de gecelemek, cemrelere taş
atmak gibi bütün hac menasikini ifa eder. Ancak temizlenmedikçe Beytullahı tavaf
etmez. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi vesellem ay hali olduğu sırada
Âişe radıyallahu anha'ya şöyle demiştir:

"Hac edenlerin
yaptıkları her bir işi sen de yap; şu kadar varki temizlenmedikçe Beyti tavaf
etme."[20]

Müslim'in bir
rivayetinde de şöyle denilmektedir:

"Haccedenlerin
bütün yaptıklarını sen de yap; şu kadar var ki gusletmedikçe Beyti tavaf etme!"

Şevkânî,
Neylu'l-Evtar'da[21]
şunları söylemektedir: "Ay hali olan kadının kanı kesilip gusledinceye kadar
tavaf etmesinin yasaklandığı hususunda hadis açık bir delildir. Yasak ise
yapılmak istenenin fasid ve batıl olmasını gerektirir. Bu durumda ay hali
kadının tavafı batıldır. Cumhurun kabul ettiği görüş de budur…"

Safa ile Merve
arasında da sa'y etmez. Çünkü sa'y etmek ancak nüsük olan bir tavaftan sonra
sahih olabilir. Zira Peygamber sallallahu aleyhi vesellem ancak tavaftan
sonra sa'y etmiştir. İmam Nevevi, Mecmû'da[22]
şöyle demektedir: "Tavaftan önce sa'y edecek olursa bize göre sa'yi sahih olmaz.
İlim adamlarının cumhuru (çoğunluğu) da böyle demişlerdir. el-Maverdi'nin bu
hususta icma olduğunu naklettiğini daha önce kaydetmiştik. Bu Malik, Ebu Hanife
ve Ahmed'in kabul ettiği görüştür. İbnu'l-Münzir Ata'dan ve kimi hadis ehli
alimlerinden sahih olacağını nakletmiş bulunmaktadır. Bizim mezhep alimlerimiz
de bunu ‘Ata ve Davud'dan nakletmiş bulunuyorlar.

Delilimiz şudur:
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem tavaftan sonra sa'y etmiş ve şöyle
buyurmuştur: "Menasikinizi (hac ibadetinizi) benden öğreniniz." Ashab-ı
kiramdan İbn Şerik'in rivayet ettiği hadise gelince, Resulullah sallallahu
aleyhi vesellem ile birlikte hacca gittim, insanlar ona geliyor ve kimisi
şöyle diyordu: Ey Allah'ın resulu ben tavaf etmeden önce sa'y ettim yahut da
şunu erteledim şunu öne aldım. O da şu cevabı veriyordu:

"Hiçbir mahzur
yoktur. Ancak bir adam müslüman bir kimsenin namus ve haysiyetine haksızca bir
taaruzda bulunursa işte onu helak eden bu olur. Onu dara sokan bu olur."

Bu hadisi Ebu
Davud sahih bir senedle rivayet etmiş olup seneddeki bütün raviler, Buhari ile
Müslim'in kendilerinden hadis naklettiği kimselerdir. Tek istisna ashabdan olan
Üsame b. Şerik'tir. Bu hadis ise Hattabi ve başkalarının yorumladığı şekilde
yorumlanır; Şöyle ki: Ben tavaf etmeden önce sa'y ettim, sözü kudum tavafından
sonra ve fakat İfada tavafından önce sa'y ettim, demektir…"

Hocamız Şeyh
Muhammed Emin eş-Şankitî, Advau'l-Beyan adlı tefsirinde[23]
şunları söylemektedir: "Şunu bil ki ilim ehlinin büyük çoğunluğu sa'yin ancak
bir tavaftan sonra yapılması halinde sahih olacağını kabul etmişlerdir. Şayet
tavaftan önce sa'y edecek olursa cumhura göre onun sa'yi sahih olmaz. Dört
mezhep imamları da bunlardandır. el-Maverdi ve başkaları ise bu hususta icma
bulunduğunu nakletmişlerdir…" Daha sonra az önce kaydettiğimiz Nevevi'nin
sözlerini ve onun İbn Şerik'in hadisine dair verdiği cevabı nakledip arkasından
şunları söylemektedir: "Soru soranın: "Tavaf etmeden önce" sözü rükün olan ifada
tavafından önce demektir. Ayrıca bu rükün olmayan kudum tavafından sonra sa'y
etmiş olma ihtimalini ortadan kaldırmamaktadır…"

Muğni'de (V, 250)
şöyle demektedir: "Sa'y tavafa tabidir, ondan önce bir tavaf olmadıkça sahih
olmaz. Tavaftan önce sa'y edecek olursa sahih değildir. Malik, Şafii ve re'y
ashabı böyle demişlerdir. ‘Ata ise geçerlidir demiştir. Ahmed'den, eğer unutarak
yapmışsa geçerli olur kasten yapmışsa sa'yi geçersizdir dediği nakledilmiştir.
Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi vesellem'e  bilmeden ve unutma halinde
takdim ve tehirin hükmü ile ilgili soru sorulunca "bunda sakınca yoktur"
demiştir

Birinci görüş
şöyle açıklanır: Peygamber sallallahu aleyhi vesellem tavaf yaptıktan
sonra sa'y etmiş ve: "Menasikinizi (hac ibadetinizi) benden öğreniniz"
buyurmuştur…"

Bu açıklamalardan
anlaşıldığına göre sa'yden önce tavaf yapmanın sahih olduğunu söyleyip bu
görüşlerine bu hadisi delil gösterenlerin bu hadiste görüşlerine delil olacak
bir taraf olmadığı ortaya çıkmaktadır. Çünkü bu hadis iki husustan birisi
hakkında yorumlanır. Ya daha önce kudum tavafı için sa'y etmiş olmakla birlikte
ifada tavafından önce sa'y etmiş kimse hakkındadır; böylelikle bu kimsenin
yaptığı sa'y, tavaftan sonra olmuş demektir. Yahut da bu şekildeki uygulama
kasden değil de bilmeden ve unutarak yapan hakkında kabul edilir. Bu meselede
nisbeten uzun açıklamalarda bulunmamızın sebebi, günümüzde kayıtsız ve şartsız
olarak tavaftan önce sa'y etmenin caiz olduğuna dair fetva verenlerin ortaya
çıkmış olmasıdır. Allah yardımcımız olsun.

 

 

[1]
Hadisi, Ahmed ve İbn Mace sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.

[2]
Buhari ve Müslim rivayet etmiştir.

[3]
Buhari
ve Müslim rivayet etmiştir.

[4]
III,
240.

[5]
XXVI, 13

[6]
III,
293-294

[7]
Hadisi,
Buhari ve Müslim rivayet etmiştir.

[8]
Hadisi
Ebu Davud rivayet etmiştir.

[9]
Hadisi,
Buhari ve Müslim rivayet etmiştir.

[10]
II, 303.

[11]
Hadisi,
Ebu Davud rivayet etmiştir.

[12]
X.,12.

[13]
Buhari
rivayet etmiştir.

[14]
Hadisi
Ebu Davud zikretmiştir.

[15]
Muğni,
III, 328.

[16]
Muğni
II, 330-331

[17]
VIII,
37.

[18]
III,
331.

[19]
III,
394.

[20]
Hadisi
Buhari ve Müslim rivayet etmiştir.

[21]
V, 49.

[22]
VIII,
82.

[23]
V, 252.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar