Kur'ân-ı Kerim'de Mesh Kavramı


Kur

Kur'ân-ı Kerim'de
Mesh Kavramı
 
"Mesh" kelimesi, Kur'ân-ı
Kerim'de sadece bir âyette, Yâsin sûresi, 67. âyetinde geçer.   Bu âyetin
dışında "mesh" kelimesi kullanılmamasına rağmen, meshin mâhiyeti, yani
insanların çirkin bir şekle dönüşmesi olayı, Kur'an'da 3 yerde gündeme gelir.
Bunlardan biri, Bakara, 65; diğeri aynı olayın daha ayrıntılı şekilde ele
alındığı A'râf sûresi, 163-166. âyetleri; bir diğeri de Mâide sûresi 60.
âyetidir. Bunların dışında, bir âyette de bu "mesh"e işaret edilip atıfta
bulunularak, Allah tarafından birtakım yüzlerin silinebilecceğinden sakınılması
gerektiği vurgulanır.
Allah, dilemiş olsa, insanı
daha başka şekilde yaratabilirdi. Dilese, onun şeklini ve yapısını değiştirir.
Tıpkı, dünya hayatındaki organların eski görevlerini göremeyecek hale getirilip,
farklı organlara değişik fonksiyonlar vereceği âhiret âleminde insanın yapısını
istediği kadar istediği şekilde değiştireceği gibi. "O gün onların ağızlarını
mühürleyeceğiz; neler yaptıklarını ise elleri söyleyecek ve ayakları konuşacak.
Eğer dileseydik gözlerini kör ederdik de, yolu bulmak için koşuşup dururlard; o
zaman nasıl görebileceklerdi? Dileseydik, oldukları yerde mesh eder/kılıklarını
değiştirirdik de, ne ileri gidebilirler, ne de geri dönebilirlerdi. Kimin ömrünü
uzatıyorsak, yaratılışını tersine çevirip onu çocuk gibi yaparız. Hâlâ
akıllanmayacaklar mı?" (36/Yâsin, 65-68)
Allah, kötülük ve isyanda
bilinçli olarak ısrar edenleri dünyada da rezil ve rüsvay eder, maskara
maymunlara çevirir. Onlar, bir şey anlamayan, doğruyu bulamayan atalarına
uydukları (2/Bakara, 170) ve bâtıl yol mensuplarının ya da zâlim tâğutların
izini körü körüne tâkip ve taklit ettikleri için, maymunlaşırlar. Cezalar, suç
cinsindendir. Bâtıl zihniyetlere uyup itaatte ve izini takip edip taklit etmekte
aşırı gidenler de bu suçlarının cezasını bizzat maymunlaşarak çekerler; veya
maymun gibi her gördüğünü bilinçsizce taklit eden ve başkalarına benzeyen
kişiliksiz karakterle cezalandırılırlar.  
"İçinizden Cumartesi günü
azgınlık edip de, bu yüzden kendilerine: ‘Aşağılık maymunlar olun!'
dediklerimizi elbette bilmektesiniz." (2/Bakara, 65)
Mesh olayının Hz. Dâvud
zamanında meydana geldiği ve Kudüs yakınlarında deniz kenarında bulunan "Eyle"
ismindeki bir yerleşim yerinde meydana geldiği rivâyet edilir. Ama, Kur'an'da
böyle bir açıklama yoktur. Zaten Kur'an, bu ve benzer olayları, kıssaları tarih
ve coğrafyanın dar kafesleri arasına sokmaz; evrensel bir anlayışla ele alır ve
her zaman için, her yerde vuku bulabilecek ibret vurgusunu öne çıkarır. Bu olay,
tarihî bir bilgi olsun diye anlatılmıyor Kur'an'da. Mesh hâdisesi, o dönemde
gözleri önünde cereyan eden bu dehşet verici olayın şahitleri için nasıl ibret
dersi ise, bu olayı görmeyen taklitçi isyankârlar için de ibrettir; İsyandan
sakınan müttakî mü'minler için de bir nasihattir, öğüttür:  "Biz bunu
(maymunlaşmış insanları), hâdiseyi bizzat görenlere ve sonradan gelenlere bir
ibret dersi, müttakîler için de bir öğüt vesilesi kıldık." (2/Bakara, 66)
Bu maymun kılığına sokulma,
maymunlaşma olayı, A'râf sûresinde daha tafsilâtlı olarak anlatılır: "Onlara,
deniz kıyısında bulunan şehir halkının durumunu sor. Hani onlar cumartesi gününe
saygısızlık gösterip haddi aşıyorlardı. Çünkü cumartesi tatili yaptıkları gün,
balıklar meydana çıkarak akın akın onlara gelirdi, cumartesi tatili yapmadıkları
gün de gelmezdi. İşte böylece Biz, fıskları/yoldan çıkmalarından dolayı onları
imtihan ediyorduk. İçlerinden bir topluluk: ‘Allah'ın helâk edeceği yahut
şiddetli şekilde azap edeceği bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz?' dedi. (Öğüt
verenler) dediler ki: ‘Rabbinize mâzeret beyan edelim diye, bir de sakınırlar
ümidiyle (öğüt veriyoruz). Onlar kendilerine yapılan uyarıları unutunca, Biz de
kötülükten men edenleri kurtardık, zulmedenleri de yapmakta oldukları
kötülüklerden ötürü şiddetli bir azap ile yakaladık. Kibirlenip de kendilerine
yasak edilen şeylerden vazgeçmeyince onlara: ‘Aşağılık maymunlar olun!'
dedik." (7/A'râf, 163-166)
Allah, bu şekil ve huy
değişikliğinin ne denli fecî olduğunu, dehşet veren kötülüğünü vurgulayarak, bu
"mesh"in sadece maymunlaşma ile sınırlı olmadığını, bazılarının sîret veya
sûretlerini domuza çevirdiğini de belirtir. Fahreddin Râzi ve Elmalılı'nın
verdiği bilgilere göre ashâb-ı sebt, yani cumartesi yasağını ihlâl edenler
maymun; Hz. İsa'nın mûcizesi olan sofrayı (mâide) inkâr edenler ise domuz
olmuştur. Diğer bir rivâyete göre, her iki mesih de Cumartesi yasağını
çiğneyenlere yapılmıştır. Bunların gençleri maymun kılığına, yaşlıları da domuz
kılığına sokulmuşlardır. (9)   "De ki: Allah katında yeri bundan daha kötü
olanı size haber vereyim mi? Allah'ın lânetlediği ve gazap ettiği, aralarından
maymunlar, domuzlar ve tâğuta tapanlar çıkardığı kimseler. İşte bunlar, yeri
(durumu) daha kötü olan ve doğru yoldan daha ziyade sapmış bulunanlardır."
(5/Mâide, 60) Bu âyette "mesh"le birlikte bir vurgu daha yapılır; bazı
kimselerin "tâğuta tapanlar kılınması". Allah'a itaat edip O'na hakkıyla kul
olmayı kendilerine yakıştıramayanlar, tâğutların kulu olacaklar; böylece de
Allah'a teslim olup O'na ibadet yerine; ilke ve prensiplerine, hüküm ve
yasalarına itaat ettikleri tâğutlara tapmış olacaklardır.
Gerçek anlamda iman etmeyen ve
Kitab'ın hükümlerini uygulamayan nankör ve yüzsüz insanlara, Allah'tan
utanmadıkları ve bile bile isyan edip, doğruluk taslayarak yüzsüzlük yapanlara
ceza olarak Allah dilerse cumartesi ashabına yaptığı gibi onların da yüzlerini
dümdüz edecek, yüzsüzlüklerinin cezası olarak onları yüzsüz hale koyacaktır.
Allah, dilerse, nankörlerin cezasını bu dünyada vermeye başlar ve verdiği
nimetleri geri alır. En güzel şekilde yarattığı insana en güzel yeri olan yüzün
güzelliğini siler, suratını ensesine benzetir (4/Nisâ, 47). Eğer insan,
yaratılış güzelliklerine (fıtratına) uymaz, sözlerin ve kanunların en güzeli
olan Kitab'a tâbi olmazsa suratsız olmaktan korkmalıdır. Sîreti bozuk olanların
suratlarını da Allah bozacaktır; âhirette ve ibret olarak bazılarını bu dünyada.
Örnek olarak, zikirden (Kur'an'dan) yüz çevirenler, kıyamet günü kör olarak
haşredileceklerdir (20/Tâhâ, 124).
En güzel şekilde yaratılan
insan, bu üstün ruh ve beden yeteneklerini serbest iradesiyle kötüye
kullandığında, varlıkların en aşağı mertebesinde yer alacaktır (95/Tîn, 5).
Hayvanlar, ilimden kültürden mahrum yaşarlar. İnsanlar ise, ilimsiz, eğitimsiz,
güzel faaliyet ve faydalı davranışlardan uzak yaşayamazlar. İman, ilim ve
kültür, insan davranışına etki etmiyorsa, okuduğu Allah'ın kitabı bile olsa, onu
aşağılık durumdan kurtarmayacaktır.  Kitap, insanlara amel edilmesi için
gönderilmiştir; aksi takdirde yük olmaktan öte bir fayda sağlamayacak, cahil
hayvanlar gibi o da kültürlü bir hayvan, kitap yüklü bir eşek olacaktır (62/Cum'a,
5).
Gökteki ve yerdeki varlıkları
hizmetine musahhar kıldığı insan (31/Lokman, 20), verilen emanetlere ihanet edip
şükredeceği yerde nankörlük ettiğinde, iman etmesi gerektiği halde kâfir
olduğunda, yürüyen canlıların en şerlisi/kötüsü damgasını yiyecektir (8/Enfâl,
55). Bu gibi kimseler, akıllarına ve kendilerine ulaşan ilâhî tebliğe uymayıp,
sırf hayvanî duygularına göre hareket etmeleri bakımından hayvanlara
benzetilmiştir. Hayvanların hareketlerinin kendilerine verilen güç ve
yeteneklerin yaratılış amaçlarına uygun olmasına karşı, böyle kimselerin
davranışlarının bu özellikten yoksun bulunmasından ötürü de onlardan gidişçe
daha sapık oldukları belirtilmiştir. Bu durumda, düşünmedikleriz ve ömürlerini
hep gafletle tükettiklerinden, duyu organlarını doğruyu bulmak ve hakka uymak
yönünde kullanmadıkları için, yaratılış amaçlarına uyan hayvanlardan daha aşağı
olacaklardır  (7/A'râf, 179; 25/Furkan, 44).
Benî İsrâil'den yahudileşen ve
Allah'ın yasaklarını mantık oyunlarıyla çiğneyen insanları maskara maymuna
çevirdiği gibi; Allah, dilerse benzer şekilde isyanlara dalan kitaplı ve
kitapsız toplumları da yine benzer şekilde rezil ve rüsvay eder: "Ey ehl-i
kitap! Biz, birtakım yüzleri silip dümdüz ederek arkalarına çevirmeden, yahut
onları, cumartesi adamları (bu güne saygı göstermeyenler) gibi lânetlemeden önce
(davranarak), size gelenleri doğrulamak üzere indirdiğimize (Kitab'a) iman edin;
Allah'ın emri mutlaka yerine gelecektir." (4/Nisâ, 47)
"Andolsun, Biz cinler ve
insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık. Onların kalpleri vardır, onunla
düşünüp kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır,
onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da aşağıdırlar
(şaşkındırlar). İşte asıl gâfiller onlardır." (7/A'râf, 179)
"Yoksa sen, onların çoğunun
gerçekten (söz) dinleyeceğini, yahut düşüneceğini mi sanıyorsun? Hayır, onlar
hayvanlar gibidir, hatta onlar yolca daha da sapıktırlar." (25/Furkan, 44)
"Tevrat'la yükümlü tutulup
da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerce kitap taşıyan merkebin durumu
gibidir. Allah'ın âyetlerini yalanlamış olan kavmin durumu ne kötüdür! Allah,
zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez." (62/Cum'a, 5)      
 

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar