Nebilerin (Enbiya'nın) Özellikleri


Nebilerin

Nebilerin
(Enbiya'nın) Özellikleri:

 

Nebilerin soyları, ahlâkları,
hayatları ve yürekleri pak ve aydınlıktır. Onlar selâm üzerine doğar, selâm ile
ölürler.[1]
Yani onlar her türlü kirden ve pislikten, isyandan ve sapıklıktan
korunmuşlardır. Emniyet ve güven, itimat ve barış onların karakteridir.
Çevrelerine ‘selâm' (güven ve barış) ortamı sunarlar.

Nebiler, insanları Cennet ve Allah'ın
nimetleriyle müjdelemek, Cehennem ve Allah'ın azabıyla korkutmak için
gönderilmişlerdir.[2]

En güzel bir biçimde yaratılan insan[3]
irade sahibidir, hareketlerinden; Allah'ın verdiği nimetlere karşı şükretmek ve
O'na karşı ibadet etmekle sorumludur. İnsan tek başına nasıl şükredileceğini,
nasıl kulluk yapacağını bilemez, bu görevlerini yerine getirme noktasında bir
çok engelle ve zorluklarla karşılaşır. O yüzden insanın mürşide, rehbere
ihtiyacı vardır. İşte bu mürşid ve rehber, nebilerdir.[4]

Nebiler, ‘nübüvvet-peygamberlik'
kurumunu hayata geçiren elçilerdir. Onlar, Allah'tan aldıkları ‘Dini' insanlara
öğretirler. Her türlü zorluğa katlanarak insanları Tevhid'e, kurtuluşa davet
ederler. Bu davetleri için insanlardan hiç bir karşılık beklemezler. Kendilerini
dinlemeyen inkârcıların ve haddi aşanların kınama ve eziyetlerine aldırmazlar.

Nebileri, insanı ve insanla ilgili her
şeyi bilen Allah seçer.
İnsanlar kendi istekleriyle nebi olamazlar. Nebileri insanlar kendi aralarından
seçseydiler, şüphesiz en uygununu değil, en kuvvetlisini seçerlerdi.

İnsanlara önderlik etmeye kalkışan
nice bilginler, filozoflar, nice sultanlar, onları bölmüşler, onları kendilerine
itaata davet etmişlerdir.  Üstünlük ölçüsü olarak renkleri, zenginliği, sosyal
statüleri temel almışlardır. Nebiler ise insanları yalnızca ‘takva'ya
çağırmışlardır.

Allah (cc) bütün insanlara nebiler
göndermiştir. Bütün nebiler de, insanlara Tevhid Dinini anlatmıştır. Hiç bir
nebi diğerini yalanlamamış, bir sonra gelen bir öncekini doğrulamıştır.

Nebiler insanları en doğru yola,
ahlâka, şerefe, insanlığa, dünya ve ahiret mutluluğuna davet etmişlerdir.
Kendileri en yüce ahlâka sahip oldukları gibi, insanları da o üstünlüğe
çağırmışlardır. Onlar, insanların hayatına güzellikleri, adaleti, yardımlaşmayı
hakim kılmayı çalıştılar. Zulmü, haksızlığı, sömürüyü, cehaleti, düşmanlığı,
ahlaksızlığı kaldırmaya gayret etmişlerdir.

Nebiler, peygamber olarak
gönderdikleri toplumun öncüsü idiler. Onlara hem vahyi öğretiyor, hem de din ve
dünya işlerine ait sorunlarını çözüyorlardı.

Peygamberler birer insandırlar. Hepsi
de Allah'ın kullarıydılar. Ancak onların peygamber olmalarına sebep olacak üstün
özellikleri vardı. Bu özellikleri (sıfatları) sebebiyle, diğer insanlardan
farklılaşıyorlar ve risalet (peygamberlik) görevini yükleniyorlardı.

Bazı İslâm bilginlerine göre kendisine
hem peygamberlik hem de ilâhí kitap verilen elçilere ‘rasûl', yalnızca
peygamberlik verilenlere de ‘nebi' denir. Her rasûl aynı zamanda bir nebidir.
Zaten Kur'an iki kelimeyi de aynı anlamda kullanmaktadır.

[5]

Allahın kendisine vahyettiği sözleri
olduğu gibi en ince ayrıntısına kadar belleyip aynen toplumuna aktaran kişi.
Batılı araştırıcılar, nebi kelimesinin İbranice "nabbi" kelimesinden geldiğini
kabul ederler. Oysa "nebi" kelimesi hem şekil hem de kök anlamı itibarıyla
tamamen Arapça bir kelimedir. "Ne.be.e" kökü, Arapçada "haber vermek", "duyurmak",
"hafifçe seslenmek" anlamıyla da semitik döneme kadar uzanan bir geçmişe
sahiptir.

Ayrıca Arapça "nebi" kelimesinin
gelecekten haber vermek anlamındaki kehanetle hiç bir ilgisi yoktur. Nebi
kelimesinin türediği "nebe'e" kelimesinin kökü, yukarıda da ifade edildiği gibi
"duyurmak", "birşey hakkında haber vermek" demektir. Ama bu haber istikbale
matuf değildir. Kur'an'a göre peygamber tarafından getirilen haberler daima gayb
(görülmeyen dünya) haberleridir. Hz. Peygamber'in faaliyeti Allah'ın arzusunu
insanlara duyurma (tebliğ)dir. Gerçi ileride insanların gözleri önüne serilecek
olan cennet ve cehennem tasvirleri de istikbale matuf haberlerdir. Ama bu,
İbrani kehanetlerindeki gibi belirli bir şahsın veya belirli bir olayın ne zaman
vuku bulacağını önceden görüp söylemekten çok farklıdır; ona hiç benzemez. Zaten
peygamberlerin görevi de bu değildir.

Nebi kelimesi, Kur'an'da peygamberleri
ifade etmek için kullanılmıştır.

"Onlara gelen her nebi ile alay
ettiler" (ez-Zuhruf: 43/7)

Diğer taraftan nebi kelimesi, Resul
kelimesi ile de eş anlamlıdır.[6]

 

[1]
Meryem: 19/15, 33.

[2] Maide:
5/19; A'raf: 7/184,188; Hud: 11/2,12; Nisa: 4/165.

[3] Tín:
95/4.

[4]
Maide: 5/16.

[5]
Hüseyin K. Ece, İslâm'ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 525-526.

[6] Şamil
İslam Ansiklopedisi: 5/64.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar