Unutkanlık ve Şeytan.


Unutkanlık ve Şeytan

Unutkanlık ve Şeytan
 
Kur'an'ın bazı âyetleri,
şeytanın insan eğilimlerinde etkili olması hususunda unutkanlık için bir kanal
bulduğunu, yararının olduğu bazı önemli işlerde, zaman zaman unutkanlığa sevk
ettiğini ifade etmektedir. Nitekim zaman zaman da Allah'ı anmaktan gaflete,
O'nun emirlerini yerine getirmede ihmalkârlığa sürüklediğini Kur'an'dan
öğrenmekteyiz. 18/Kehf, 63 âyetinin yanında şu âyetlerdeki ifadeler de bunun
örneklerindendir: "Âyetlerimiz hakkında (münâsebetsizliğe, ileri geri
konuşmaya) dalanları gördüğün zaman, onlar başka bir söze geçinceye kadar
onlardan yüz çevir, (uzak ol, meclislerini terket); eğer şeytan sana (bunu)
unutturursa, hatırladıktan sonra (hemen kalk), o zâlimler topluluğuyla beraber
oturma!" (6/En'âm, 68) "Şeytan onları istilâ etmiş (kuşatmış), onlara
Allah'ı zikri/anmayı unutturmuştur. İşte onlar hizbüşşeytandır, şeytanın
taraftarlarıdır. Muhakkak ki şeytanın hizbi/partisi mutlaka kaybedenlerdir."
(58/Mücâdele, 19) "(Hz. Yûsuf,) Onlardan, kurtulacağını zannettiği kimseye
dedi ki: ‘Beni efendinin (azizin -kralın-) yanında an (benim suçsuz olduğumu
krala hatırlat, umulur ki beni çıkarır). Fakat şeytan ona, (Yusuf'un durumunu)
efendisine söylemeyi unutturdu. Dolayısıyla (Yûsuf), birkaç sene daha zindanda
kaldı." (12/Yûsuf, 42)
Şeytanın insanı yoldan
çıkarması ve Allah'ın zikrini, genel anlamda hayır ve faydası olan şeyleri
unutturmasındaki amacı, insanların motiv ve dünyevî düşkünlüklerine etki etme
yönündedir. Motiv ve şehvet (dünyevî arzular), insanın doğasındaki zayıf
noktalardır. Çünkü insan, doğal olarak motivlerini doyurmaya, lezzet ve fayda
elde etmeye temâyül gösterir. Bu noktadan şeytan Âdem (a.s.)'in nefsine yol
bulmuştur. Çünkü yasak ağaçtan yediği zaman, ebedî hayatı ve sonsuz bir mülke
sahip olacağı şeklinde şeytan onu aldatmaya çalışmış, bunun bir sonucu olarak da
Hz. Âdem, Allah'ın kendisini nehyettiği şeyi unutarak hata işlemiştir. Bu yolla
şeytan, bütün insanlara etki etmektedir. Çünkü onlardaki çeşitli şehvetleri
(arzu ve istekleri) harekete geçirir. Bunun sonucu olarak insanlar, sınırı
aşmaya yeltenir ve bu da kendilerini Allah'ın zikrinden, O'nu anıp tefekkür
etmekten alıkoyar. (2)
"Ey iman edenler, şeytanın
adımlarını izlemeyin. Kim şeytanın adımlarını tâkip ederse (bilsin ki) o
edepsizlikleri ve kötülüğü emreder. Eğer üstünüzde Allah'ın lütuf ve merhameti
olmasaydı , içinizden hiçbir kimse temize çıkamazdı. Fakat Allah dilediğini
temizler/arındırır. Allah işitir ve bilir." (24/Nûr, 21) "Onlara,
kendisine âyetlerimizden verdiğimiz, fakat onlardan sıyrılıp çıkan, o yüzden de
şeytanın tâkibine uğrayan ve sonunda azgınlardan olan kimsenin (Bel'am'ın)
haberini oku. Dileseydik elbette onu âyetlerle yükseltirdik. Fakat o, yere
saplandı ve hevâsının peşine düştü. Onun durumu, tıpkı köpeğin durumuna benzer;
Eğer üstüne varsan, dilini çıkarıp solur, bıraksan yine dilini sarkıtıp solur.
İşte âyetlerimizi yalanlayanların durumu budur. Bu kıssayı anlat, umulur ki
düşünür ibret alırlar." (7/A'râf, 175-176)  

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar