Oruç Tutmamayı Mübah Kılan Özürler


Oruç Tutmamayı Mübah Kılan Özürler

Oruç Tutmamayı
Mübah Kılan Özürler:
 
Kur'an-ı Kerim'de "Ey iman
edenler!. Sizden evvelki (ümmet)lere yazıldığı gibi, sizin üzerinize de oruç
yazıldır (farz kılındı). Ta ki korunasınız. (O Ramazan ayı) sayılı günlerdir.
Artık sizden kim hasta yahut yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka
günlerde (tutar). İhtiyarlığından veya şifa ümidi olmayan hastalığından dolayı
(oruç tutmaya) gücü yetmeyenler üzerine de bir yoksul doyumu fidye (lâzımdır).
Bununla beraber kim gönül isteği ile bir hayır yaparsa, işte bu onun için daha
hayırlıdır. Oruç tutmanız sizin hakkınızda (fidye vermenizden) hayırlıdır;
bilirseniz" (el-Bakara, 2/183-184) hükmü beyan buyurulmuştur. Dikkat edilirse,
hangi hallerin oruç tutmamayı mübah kıldığı nasla belirtilmiştir.
I) Hasta Olmak: Mükellef,
hastalık sebebiyle nefsinin telef olmasından veya bir azasını kaybetmekten
korkarsa, oruç tutmaz. İmam Merginani "Hastalığın artması veya uzaması bazen
ölüme götürebilir. Bu durumda ondan sakınmak (artmasından veya uzamasından
kaçınmak) gerekir" diyerek konunun hassasiyetine işaret eder. Hastalık, tecrübe
veya mümin bir mütehassıs doktorun teşhisiyle kesinlik kazanır.
2) Sefere çıkmak (Yolculuk):
Ramazan ayında sefere çıkacak olan bir mükellef, geceden oruca niyet
etmeyebilir. Bu mübahdır ve nasla sabittir.
3) Şeyh-i Fani (İhtiyar) Olmak:
Oruç tutmaya gücü yetmeyen ihtiyar kimse iftar eder ve her gün için bir yoksula
fidye verir. İmam Merginani "Bu hususta asıl olan Allahu Teâlâ (c.c)'nın "Oruç
tutmaya gücü yetmeyenler üzerine de bir yoksul doyumu fidye vermek lâzım gelir"
hükmüdür. Şayet oruç tutmaya gücü yeterse, fidye batıl olur. Çünkü fidyenin oruç
yerini tutabilmesinin şartı, acizliğin devam etmesidir" (el-Hidâye, I, 127).
Şeyh-i fani olma hali hangi yaşta başlar? Fukaha bu soruya cevap verirken,
farklı yaşlar üzerinde durmuştur. Ancak şeyh-i fanilik (fazla ihtiyarlık) hali,
insandan insana farklılık gösterir. Fetevay-ı Hindiyye'de (I, 207):
"Şeyh-i fani, ölüme kadar
hergün kuvveti noksanlaşan kimsedir ki, bunlar tekrar kuvvet bulmadan vefat
ederler. Bahru'r-Raik'te de bu şekilde tarif edilmiştir. Bu durumda olan
kimseler, dilerlerse fidyelerini Ramazan-ı Şerif ayının başında, bir defada
verirler. İsterlerse bunu ayın sonuna bırakırlar. Fidye verdikten sonra oruç
tutmaya gücü yeter hale gelirse, vermiş olduğu fidyenin hükmü geçersiz olur. Bu
kimsenin önceden tutamamış olduğu oruçlarını kaza etmesi gerekir" diye
kaydedilir.
4) Hayız ve Nifas Hali: Hayız
ve nifas halindeki kadınların oruç tutmaları haramdır. Hz. Âişe (r.anha)
validemiz, "Bizlerden birisi Resul-u Ekrem (s.a.s) zamanında, hayızdan
temizlendikten sonra orucunu kaza eder, namazı ise kaza etmezdi" (Fethül-Kadir,
I,114) buyurduğu sabittir. Dolayısıyle hayız ve nifas halindeki kadınlar, o hal
içerisinde iken oruç tutamazlar. Daha sonra geçirdikleri günleri (temizlendikten
sonra) kaza ederler.
5) Hamilelik ve Çocuk Emzirmek:
Dürrü'l-Muhtar'da: "Zann-ı galip ile, kendi hayatından veya çocuğunun hayatından
korkan hamile yahut zahirü'r rivayeye göre, anne olsun, süt anne olsun emzikli
kadın oruç tutmayabilir" (İbn Âbidin, IV, 338) hükmü kayıtlıdır. Esas olan;
gerek hamile, gerek çocuk emziren kadınların, kendi nefislerinin veya
çocuklarının helâk olma tehlikesinin bulunmasıdır. Nitekim Fetevay-ı Hindiyye'de:
"Hâmile olan veya çocuk emziren kadınlar; gerek kendi nefislerinden, gerekse
çocuklarının helâk olmasından korkarlarsa oruç tutmayabilirler veya iftar
edebilirler. Bu durumdaki kadınlara keffaret gerekmez, daha sonra oruçlarını
kaza ederler" denilmektedir (A.g.e., I, 207).
6) Helak Olma Korkusu ve Yılan
Sokması: Ramazan ayında, düşmanla savaşacağını bilen ve oruç tuttuğu takdirde
zayıf düşerek gerektiği gibi cihat edemeyeceğinden endişe eden mücahit oruç
tutmayabilir (A.g.e., I, 208). Dürrül Muhtarda, "Zorlanan (ikrah), helâk
olmaktan veya akli melekelerini kaybetmekten korkan kimse ile kendisini yılan
sokan kimsenin iftar etmesinin mübah olması" hükmü kayıtlıdır. Bütün bunları,
ayette geçen "hasta olma" anlamı içerisinde düşünebiliriz. Kendisini yılan sokan
bir kimsenin acilen tedavi olması esastır. Bu durumda iftar eder ve gününe gün
kaza yolunu tutar. Çünkü, gecikme halinde telef olma korkusu söz konusudur.
Bunun meşru bir mazeret olduğu sabittir.
 

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar