Kur'ân-ı Kerim'de Her Çeşit Puta Tapma ve Şirk, Şu Şekillerde Tanımlanır


Kur

Kur'ân-ı Kerim'de
Her Çeşit Puta Tapma ve Şirk, Şu Şekillerde Tanımlanır: 

 

1-) Büyük Günah:
"Allah'a şirk/ortak koşan kimse şüphesiz büyük
bir günahla iftira etmiş olur."
(4/Nisâ, 8)

2-) Büyük Zulüm:
"Lokman, oğluna öğüt vererek: ‘Ey oğulcuğum,
Allah'a  eş koşma. Doğrusu O'na eş koşmak büyük haksızlıktır, zulümdür'
demişti."  (31/Lokman, 13)

3-) Büyük Cehâlet:
"O'nu bırakıp tanrılar mı edindiler? De ki:
‘Kesin delilinizi getirin. İşte benim ve ümmetimin kitabı ve benden öncekilerin
kitabı.' Hayır, onların çoğu gerçeği bilmez de yüz çevirirler."
(21/Enbiyâ, 24)

4-) Apaçık Sapıklık:
"Allah'ı bırakıp da, kıyâmet gününe kadar
cevap veremeyecek şeylere yalvarandan daha sapık kimdir? Çünkü, yalvardıkları
şeyler yalvarışlarından habersizdirler."
(29/Ankebût, 5) "Allah kendisine
ortak koşulmasını elbette bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar.
Allah'a ortak koşan kimse, derin bir sapıklığa sapmış olur."  (4/Nisâ,
116)

5-) Büyük Alçaklık:
"Buzağıyı tanrı olarak benimseyenler, Rablerinin
öfkesine ve dünya hayatında alçaklığa uğrayacaklardır. İftira edenleri böylece
cezalandırırız." (7/A'râf, 52)

6-) Zanna Göre Hareket:
"Yeryüzündekilerin çoğunluğuna itaat edersen
seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar, sadece tahminde 
bulunurlar."  (6/En'âm, 116)

7-) Dünya Hayatına Düşkünlük:
"Yemin olsun ki, sen onları yaşamaya karşı
insanların en düşkünü olarak bulursun. Şirk koşan müşriklerden/putperestlerden
her biri de arzular ki, bin sene yaşasın. Oysa (uzun) yaşatılması hiç kimseyi
azaptan uzaklaştırmaz. Allah onların yapmakta olduklarını eksiksiz görür."
(2/Bakara, 96)

8-)  Halkı, Sağlam Temellerden Uzak Tutma:
"Allah'tan başka dostlar
edinenlerin durumu, kendine yuva yapan örümceğin durumu gibidir. Evlerin en
dayanıksızı  şüphesiz örümceğin yuvasıdır. Keşke bilseler!" 
(29/Ankebût, 41)

9-) Şirk Koşanların Kalplerinin Korku ile
Doldurulması: "Hakkında hiç
bir delil indirmediği şeyi Allah'a ortak koşmalarından ötürü, inkâr edenlerin
kalbine korku salacağız. Onların varacağı yer cehennemdir. Zâlimlerin durağı ne
kötüdür!"  (3/Âl-i İmrân, 151)

10-) Cennetin Kapılarının Şirk Koşanlara
Kapanması: "Kim Allah'a ortak
koşarsa, muhakkak Allah ona cenneti haram eder, varacağı yer ateştir,
zulmedenlerin yardımcıları yoktur." 
(5/Mâide, 72)

11-) Tevhid İnancında Olanlara Karşı Düşmanlık:
"İman edenlere en şiddetli düşman
olarak, yahudileri ve Allah'a şirk/eş koşanları bulursun..." 
(5/Mâide, 82)

"(Ey Allah'ım,) Ancak Sana ibâdet/kulluk eder,
ancak Senden yardım isteriz." 
(1/Fâtiha, 5)

"İnsanlardan bazısı Allah'tan başkasını Allah'a
-hâşâ- eşler, ortaklar, benzerler edinirler de onları Allah'ı sever gibi
severler. İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri daha güçlüdür. O
zulmedenler, azâba uğrayacakları zaman, muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allah'ın
olduğunu ve Allah'ın vereceği azâbın gerçekten şiddetli olduğunu bir
bilselerdi." (2/Bakara, 165)

"Ne zaman onlara: ‘Allah'ın indirdiklerine uyun'
denilse, onlar: ‘Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe)
uyarız' derler. Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış
idiyseler?" (2/Bakara, 170; Benzer
âyetler için bkz. 5/Mâide, 104; 43/Zuhruf, 22-24; 7/A'râf, 28)

"De ki: ‘Ey Kitap ehli, bizimle sizin aranızda
müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah'tan başkasına kulluk
etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp da bir kısmımız
(diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim.' Eğer yüz çevirirlerse, deyin ki:
‘Şâhid olun, biz gerçekten müslümanlarız."
(3/Âl-i İmrân, 64)

"Kendisi hakkında hiçbir delil indirmediği şeyi
Allah'a şirk/ortak koştuklarından dolayı küfredenlerin kalplerine korku
salacağız. Onların barınma yerleri ateştir. Zâlimlerin konaklama yeri ne
kötüdür!" (3/Âl-i İmrân, 151)      

 "Allah'a İbâdet edin. O'na hiçbir şeyi ortak
koşmayın." (4/Nisâ, 36)

"Allah sizin düşmanlarınızı sizden daha iyi
bilir. Velî (gerçek bir dost) olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah
kâfidir." (4/Nisâ, 45)    
          

"Kendilerine Kitap'tan nasip verilenleri
görmedin mi? Putlara ve cibt'e ve tâğûta (putlara ve sahte tanrılara) iman
ediyorlar, sonra da kâfirler için: ‘Bunlar Allah'a iman edenlerden daha doğru
yoldadır' diyorlar." (4/Nisâ, 51)

"Hiç şüphesiz, Allah, kendisine şirk koşanları
bağışlamaz. Bunun dışında kalanlar ise, (onlardan) dilediğini bağışlar. Kim
Allah'a şirk koşarsa elbette o uzak bir sapıklıkla sapmıştır."
(4/Nisâ, 116)

"Onlar (müşrikler), O'nu bırakıp yalnızca
birtakım dişilere tapar, onlardan yardım isterler. Onlar o her türlü hayırla
ilişkisi kesilmiş şeytandan başkasına tapmazlar."
(4/Nisâ, 117)

"Andolsun, ‘Şüphesiz Allah, Meryem oğlu
Mesih'tir' diyenler küfre düşmüştür. Oysa Mesih'in dediği (şudur:) ‘Ey
İsrâiloğulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a İbâdet edin.
Çünkü O, kendisine ortak koşana şüphesiz cenneti haram kılmıştır, onun barınma
yeri ateştir. Zulmedenlere yardımcı yoktur. Andolsun, ‘Allah üçün üçüncüsüdür'
diyenler küfre düşmüştür. Oysa tek bir ilâhtan başka ilâh yoktur. Eğer
söylemekte olduklarından vazgeçmezlerse, onlardan inkâr edenlere mutlaka (acı)
bir azâb dokunacaktır." (5/Mâide,
72-73)

"De ki: Allah'ı bırakıp size ne zarar, ne de
yarar vermeye gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah, işitendir,
bilendir. (O'na İbâdet etmeniz gerekmez mi?)"
(5/Mâide, 76)

"De ki: ‘Gökleri ve yeri yoktan var eden,
yedirdiği halde yedirilmeyen Allah'tan başkasını mı velî/dost edineceğim?' De
ki: ‘Bana müslüman olanların ilki olmam emrolundu.' Ve ‘sakın Allah'a ortak
koşan müşriklerden olma!' (denildi)."
(6/En'âm, 14)

"O ancak tek bir ilâhtır. ‘Doğrusu ben O'na
ortak koşmanızdan mâsumum' de."
(6/En'âm, 19)

"Onların tümünü toplayacağımız gün; sonra şirk
koşanlara diyeceğiz ki: ‘Nerede (o bir şey) sanıp da ortak koştuklarınız?' Sonra
onların: ‘Rabbimiz olan Allah'a and olsun ki, biz müşriklerden değildik'
demelerinden başka bir fitneleri olmadı. Bak, kendilerine karşı nasıl yalan
söylediler ve düzmekte oldukları da kendilerinden kaybolup uzaklaştı."
(6/En'âm, 22-23)

"De ki: Ben Allah'tan başka yalvardıklarınıza
tapmaktan men olundum." (6/En'âm, 56)

"İbrâhim, babası Âzer'e: ‘Birtakım putları
tanrılar mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni de kavmini de apaçık bir sapıklık
içinde görüyorum' demişti." (6/En'âm,
74)

"Kavmi onunla (İbrâhim a.s. ile) tartışmaya
girişti. Onlara dedi ki: 'Beni doğru yola hidâyet etmişken, Allah hakkında
benimle tartışıyor musunuz? Ben sizin O'na şirk/ortak koştuğunuz şeylerden
korkmam. Rabbimin dilediği dışında hiçbir şey olmaz. Rabbimin ilmi her şeyi
kuşatmıştır. Hâlâ ibret almıyor musunuz?
Siz, Allah'ın size, haklarında hiçbir hüküm indirmediği şeyleri O'na
şirk/ortak koşmaktan korkmazken, ben sizin şirk koştuğunuz şeylerden nasıl
korkarım?! Şimdi biliyorsanız (söyleyin), iki gruptan (Allah'ı tek ilâh kabul
edenlerle O'na ortak koşanlardan) hangisi (Allah'ın azâbından) emniyette/güvende
olmaya daha lâyıktır?" (6/En'âm, 80-81)

"İşte, Rabbiniz Allah budur. O'ndan başka ilâh
yoktur. O her şeyi yaratandır.  O her şeye vekildir.  Gözler O'nu görmez,  O
bütün gözleri görür.  O latiftir, -her şeyden-  haberdardır." 
(6/En'âm, 102 - 103)

"Nihâyet elçilerimiz canlarını almak üzere
onlara geldikleri zaman şöyle diyecekler: 'Allah'ı bırakıp da tapındığınız
putlar nerede?'  Onlar şöyle cevap verecekler: 'O putlar bizi bırakıp
kayboldular.'  Onlar kendi aleyhlerine kâfir olduklarına şâhitlik edeceklerdir."
(7/A'râf, 37)

"Ey iman edenler, müşrikler ancak bir
pisliktirler..." (9/Tevbe, 28)

"Onlar, Allah'ı bırakıp bilginlerini ve
râhiplerini rabler (ilâhlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de... Oysa onlar,
tek olan bir ilâh'a İbâdet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. O'ndan başka
ilâh yoktur. O, bunların şirk koştukları şeylerden münezzehtir, yücedir."
(9/Tevbe, 31)

"Allah'ı bırakıp kendilerine zarar vermeyecek ve
yararları dokunmayacak şeylere kulluk ederler ve ‘Bunlar Allah katında bizim
şefaatçilerimizdir' derler. De ki: ‘Siz, Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği
bir şey mi haber veriyorsunuz? O, sizin şirk koştuklarınızdan uzak ve yücedir."
(10/Yûnus, 18)

"Onların çoğu Allah'a, şirk koşmadan iman
etmezler" (10/Yûnus, 106)

"Çeşitli tanrılar mı daha iyi, yoksa kahredici
olan bir tek Allah mı? Sizin Allah'tan başka taptıklarınız, Allah'ın kendileri
hakkında hiçbir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın taktığı (birtakım
anlamsız) isimlerden başkası  değildir.  Hüküm,  yalnızca  Allah'ındır.  O, 
kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru olan din işte
budur; ancak insanların çoğu bilmezler."
(12/Yûsuf, 39-40)

"Onlar Allah'ın yolundan saptırmak için Allah'a
eşler uydurdular. De ki: 'Eğlenip keyfinize bakın! Çünkü gidişiniz muhakkak
ateştir." (14/İbrâhim, 30)

"Hatırla ki İbrâhim şöyle demişti: 'Rabbim! Bu
şehri (Mekke'yi) emniyetli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut!
Çünkü onlar (putlar), insanlardan birçoğunun dalâletine/sapmasına sebep oldular,
Rabbim. Şimdi kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, artık Sen
gerçekten çok bağışlayansın, çok merhametlisin."
(14/İbrâhim, 35-36)

"Andolsun biz, her millet içinde: 'Allah'a
İbâdet/kulluk edin, tâğut(a tapmak)dan kaçının'  diyen bir rasûl/elçi
gönderdik."  (16/Nahl, 36)

"Allah dedi ki: ‘İki ilâh edinmeyin. O, ancak
tek bir ilâhtır. Öyleyse Benden, yalnızca Benden korkun.' Göklerde ve yerde ne
varsa O'nundur, din de (itaat ve kulluk da) yalnız O'nundur. Böyleyken,
Allah'tan başkasından mı korkuyorsunuz?"
(16/Nahl, 51-52)

"Kâfirler Beni bırakıp da kullarımı
evliyâ/dostlar edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirlere bir konak
olarak hazırladık." (18/Kehf, 102)

"Göklerde ve yerde bulunan herkes Rahman'a kul
olarak gelecektir." (19/Meryem, 93)

"O'nu bırakıp ilâhlar mı edindiler? De ki:
‘Kesin delilinizi getirin, işte benim ve ümmetimin kitabı ve benden öncekilerin
kitapları.' Hayır, onların çoğu gerçeği bilmez de yüz çevirirler."  (21/Enbiyâ,
24)

"Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki
ona: 'Benden başka hiçbir ilâh yoktur. Bana kulluk/İbâdet edin' diye vahyetmiş
olmayalım." (21/Enbiyâ, 25)

"Andolsun Biz İbrâhim'e daha önce rüşdünü
vermiştik. Biz onu iyi tanırdık. O, babasına ve kavmine: ‘Şu karşısına geçip
tapmakta olduğunuz heykeller de ne oluyor?' demişti. Dediler ki: ‘Biz
babalarımızı bunlara tapar kimseler bulduk.' ‘Doğrusu, siz de, babalarınız da
açık bir sapıklık içindesiniz' dedi. Dediler ki: ‘Bize gerçeği mi getirdin,
yoksa sen oyunbazlardan biri misin?' ‘Hayır' dedi; ‘sizin Rabbiniz, yarattığı
göklerin ve yerin de Rabbidir ve ben buna şâhitlik edenlerdenim. Allah'a yemin
ederim ki, siz ayrılıp gittikten sonra putlarınıza bir oyun oynayacağım!'
Sonunda İbrâhim onları paramparça etti. Yalnız onların büyüğünü bıraktı; belki
ona müracaat ederler diye. ‘Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Muhakkak o,
zâlimlerden biridir' dediler. (Bir kısmı:) ‘Bunları diline dolayan bir genç
duyduk; kendisine İbrâhim denilirmiş' dediler. O halde, dediler, ‘onu hemen
insanların gözü önüne getirin. Belki şâhitlik ederler.' ‘Bunu ilâhlarımıza sen
mi yaptın ey İbrâhim?' dediler. ‘Belki de bu işi şu büyükleri yapmıştır.  Haydi
onlara sorun; eğer konuşuyorlarsa!' dedi. Bunun üzerine, kendi vicdanlarına
dönüp (kendi kendilerine) ‘zâlimler sizlersiniz, sizler!' dediler. Sonra tekrar
eski inanç ve tartışmalarına döndüler: ‘Sen bunların konuşmadığını pek âlâ
biliyorsun' dediler. İbrâhim: ‘Öyleyse' dedi, ‘Allah'ı bırakıp da, size hiçbir
fayda ve zarar vermeyen bir şeye hâlâ tapacak mısınız? Yuh olsun size ve Allah'ı
bırakıp tapmakta olduğunuz şeylere! Siz akıllanmaz mısınız?' (Bir kısmı:) ‘Eğer
iş yapacaksanız, yakın onu da tanrılarınıza yardım edin!' dediler. Biz de dedik
ki: ‘Ey ateş! İbrâhim için serin ve selâmet ol!' Böylece ona bir tuzak kurmak
istediler; fakat Biz onları, daha çok hüsrana uğrayanlar durumuna soktuk. Biz,
onu ve Lût'u kurtararak, içinde cümle âleme bereketler verdiğimiz ülkeye
ulaştırdık." (21/Enbiyâ, 51-71)

"Siz ve Allah'tan başka taptıklarınız cehennem
odunusunuz. Siz (odun gibi) oraya gireceksiniz."
(21/Enbiyâ, 98)

"İnsanlardan kimi de Allah'a bir yönden (dinin
bütününe inanmadan) ibâdet eder. Eğer kendisine bir hayır gelirse, onunla huzura
kavuşur (sevinir) ve eğer başına bir kötülük gelirse yüz üstü döner (dini
kötüleyerek ondan vazgeçer)." 
(22/Hacc, 11)

"...Öyleyse iğrenç bir pislik olan putlardan
kaçının, yalan söz söylemekten de kaçının. Kendisine şirk/ortak koşmaksızın
Allah'ın hanifleri (O'nun birliğini kabul eden mü'minler olun). Kim Allah'a
ortak koşarsa, sanki o, gökten düşüp parçalanmış da kendisini kuşlar kapmış,
yahut rüzgâr onu uzak bir yere sürükleyip atmış gibidir."
(22/Hacc, 30-31)

"Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla takdir
edemediler. Şüphesiz Allah, güç sahibidir, azizdir."
(22/Hacc, 74)

"Allah, sizlerden iman edip sâlih amellerde
bulunanlara vaad etmiştir: Hiç şüphesiz   kendilerinden öncekileri nasıl güç ve
iktidar sahibi kıldıysa, onları da yeryüzünde halifeler (yeryüzüne hâkim, güç ve
iktidar sahibi) kılacak, kendileri için beğenip seçtiği dini (İslâm'ı)
kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları geçirdikleri korku
döneminden sonra, güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca Bana İbâdet ederler ve
Bana hiçbir şeyi şirk/ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkâr ederse, işte onlar
fâsıktır (büyük günahkârlardır)."
(24/Nûr, 55)

"Allah ile beraber başka bir ilâha yalvarıp
yakarma, sonra azâba uğratılanlardan olursun."
(26/Şuarâ, 213)

"Allah ile birlikte başka bir ilâh edinip tapma.
O'ndan başka hiç bir ilâh yoktur." 
(28/Kasas, 88)

"Biz insana, anne ve babasına (karşı)
ihsânı/güzelliği tavsiye ettik. Eğer onlar, hakkında bilgin olmayan şeyle Bana
ortak koşman için sana karşı çaba harcayacak olurlarsa, bu durumda, onlara itaat
etme. Dönüşünüz Banadır. Artık yaptıklarınızı size haber vereceğim."
 (29/Ankebût, 8)

"Siz Allah'ı bırakıp birtakım putlara tapıyor,
asılsız sözler yaratıyor/uyduruyorsunuz. Bilmelisiniz ki, Allah'ı bırakıp da
taptıklarınız, size rızık veremezler. O halde rızkı Allah katında arayın. O'na
kulluk edin ve O'na şükredin. Ancak O'na döndürüleceksiniz."
(29/Ankebût, 17)

"(İbrâhim onlara) dedi ki: ‘Siz, sırf aranızdaki
dünya hayatına has muhabbet uğruna Allah'ı bırakıp birtakım putlar (tanrılar)
edindiniz..." (29/Ankebût, 25)

"Gönülden katıksız bağlılar olarak, O'na yönelin
ve O'ndan korkup sakının, namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden olmayın."
(30/Rûm, 31)

"Ey oğlum, Allah'a şirk koşma! Şüphesiz şirk,
gerçekten en büyük zulümdür."
(31/Lokman, 13)

"Onlara: 'Allah'ın indirdiğine uyun' dendiğinde:
'Hayır, biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız, derler. Ya şeytan,
onları alevli ateşin azâbına çağırıyor idiyse?!"
(31/Lokman, 21)

"Yardım görürler umuduyla, Allah'tan başka
ilâhlar edindiler. Halbuki onların (o sahte tanrıların, taptıkları putların)
kendilerine yardım etmeye asla güçleri yetmez. Bilâkis onlar, bu ma'bûdlar için
yardıma hazır askerlerdir."
(36/Yâsin, 74-75)

"İçlerinden kendilerine bir uyarıcının gelmesine
şaştılar. Kâfirler dedi ki: ‘Bu, yalan söyleyen bir büyücüdür. Tanrıları bir tek
ilâh mı yaptı? Doğrusu bu, tuhaf bir şey!' Onlardan mele' (ileri gelen bir grup,
egemen güçler): ‘Yürüyün, ilâhlarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen
şüphesiz budur. Son dinde de bunu işitmedik. Bu, içi boş bir uydurmadan başka
bir şey değildir." (38/Sâd, 4-7)

"İyi bil ki, hâlis din yalnız Allah'ındır.
O'ndan başka velîler edinerek: 'biz bunlara, sırf bizi Allah'a yaklaştırsınlar
diye tapıyoruz' diyenlere (gelince): Şüphesiz ki Allah, onlar arasında, ayrılığa
düştükleri şeyde hükmünü verecektir."
(39/Zümer, 3)

"De ki: 'Ben dinimi yalnız Allah'a hâlis kılarak
O'na İbâdet/kulluk ediyorum."
 (39/Zümer, 14)

"Tâğuta kulluk etmekten kaçınan ve Allah'a
yönelenlere müjde var. Müjdele kullarımı."
(39/Zümer, 17)

"De ki: ‘Ey câhiller! Bana Allah'tan başkasına
kulluk etmemi mi emrediyorsunuz?' Ey Muhammed! And olsun ki sana da, senden
önceki peygamberlere de vahyolunmuşıur. And olsun, eğer Allah'a ortak koşarsan
amellerin şüphesiz boşa gider ve hüsrana uğrayanlardan olursun. Hayır, yalnız
Allah'a kulluk et ve şükredenlerden ol. Onlar, Allah'ı gereği gibi takdir
edemediler. Halbuki kıyâmet günü bütün yeryüzü O'nun tasarrufundadır. Gökler
O'nun eliyle dürülüp bükülecektir. O, müşriklerin ortak koştuklarından münezzeh
ve yücedir."  (39/Zümer,
64-67).     

"Gece, gündüz, güneş ve ay O'nun
âyetlerindendir. Ne güneşe ne de aya secde etmeyin. Onları yaratan Allah'a secde
edin. Eğer kulluk ediyorsanız (böyle yapın)."
(41/Fussılet, 37)

"Yoksa onların birtakım şirk koştukları
ortakları mı var ki, Allah'ın izin vermediği şeyleri, dinden kendilerine teşrî
ettiler (bir şeriat/dinî kural kıldılar)? Eğer o fasıl kelimesi (azâbı erteleme
sözü) olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilir (işleri bitirilir)di. Şüphesiz
zâlimler için can yakıcı bir azap vardır."
(42/Şûrâ, 21)

"Bir zaman İbrâhim, babasına ve kavmine demişti
ki: 'Ben sizin taptıklarınızdan (putlardan) uzağım. Ben yalnız beni yaratana
kulluk yaparım. Çünkü O, beni doğru yola iletecektir.' Bu sözü, ardından
geleceklere devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı ki, insanlar (onun dinine)
dönsünler." (43/Zuhruf, 26-28)

 "Şimdi sen, kendi hevâsını putlaştırıp ilâh
edinen ve Allah'ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağını ve kalbini
mühürlediği ve gözünün üstüne de bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık
Allah'tan sonra ona kim hidâyet verecektir? Siz öğüt alıp düşünmüyor musunuz?"
(45/Câsiye, 23)

"Ben cinleri ve insanları ancak Bana ibâdet
etsinler diye yarattım." (51/Zâriyât,
56)

"Gördünüz mü o Lât ve Uzzâ'yı? Ve üçüncüleri
olan ötekini, Menât'ı. Demek erkek size, dişi O'na öyle mi? O zaman bu,
insafsızca bir taksim! Bunlar (putlar) sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden
başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar
ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Halbuki kendilerine Rableri
tarafından yol gösterici gelmiştir."
(53/Necm, 19-23)

"İbrâhim'de ve onunla beraber olanlarda, sizin
için gerçekten güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine demişlerdi ki: 'Biz
sizden ve Allah'ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi
tanımıyoruz/reddediyoruz. Siz bir tek Allah'a inanıncaya kadar, sizinle bizim
aramızda sürekli bir düşmanlık ve öfke belirmiştir.' Ancak, İbrâhim babasına:
'Andolsun senin için mağfiret dileyeceğim. Fakat Allah'tan sana gelecek herhangi
bir şeyi önlemeye gücüm yetmez' demişti. (O mü'minler şöyle dediler:) 'Rabbimiz!
Ancak Sana tevekkül edip dayandık, Sana yöneldik. Dönüş de ancak Sanadır."
(60/Mümtehıne, 4)

"De ki: Ey kâfirler! 'Ben sizin taptıklarınıza
tapmam. Siz de benim İbâdet ettiğime tapıcılar değilsiniz. Ben asla sizin
taptıklarınıza tapacak değilim. Siz de benim İbâdet ettiğime tapacak değilsiniz.
Sizin dininiz size; benim dinim bana!"
(109/Kâfirun, 1-6)

"De ki; O Allah bir'dir. O Allah samed'dir. Her
şeyin kaynağı ve yaratıcısıdır. Hiç kimseyi doğurmamıştır. Hiç kimse O'nu
doğurmamıştır. O'na benzeyen hiçbir şey de yoktur."
(112/İhlâs, 1-4)

 

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar