Burç veYıldız Falının Hükmü .


Burç veYıldız Falının Hükmü

Burç veYıldız
Falının Hükmü
 
Bugün yaygın olan fal
çeşitlerinden biri de, modern cahiliyyenin itibar ettiği yıldız falıdır. Gökteki
burçlardan yola çıkılarak yapılan bu falcılığın aslı, Sâbiîlere dayanır.
Sâbiîler, gök yüzünü on iki burca taksim etmişler ve eflâkten/göklerden yalnız
tapındıkları ve heykellerini diktikleri  "sebaî" gezegenlerin durumlarına göre,
yeryüzünde meydana gelecek olayları bildireceği iddiasıyla yıldızlarla ilgili
birtakım hükümleri yazmışlardı. Onların bu inançları, günümüze kadar gelmiş
bulunmaktadır. (16)
Dinimizin kesinlikle
yasakladığı falcılık, bir çeşit gaybdan haber vermektir. Halbuki, Kur'an; gaybı,
Allah'tan başka hiçbir kimsenin bilemeyeceğini, peygamberlerle melekler dahi
kendilerine vahyedilmedikçe gaybdan haber veremeyeceklerini açıkça
bildirmektedir. "De ki: 'Göklerde ve yerde olan gaybı, Allah'tan başka bilen
yoktur." (27/Neml, 65) "De ki: Size 'Allah'ın hazineleri elimdedir
demiyorum, gaybı da bilmiyorum." (6/En'âm, 50) "Eğer gaybı bilseydim,
daha fazla hayır yapardım." (7/A'râf, 188) ayetleri buna yeterli delildir.

Kendilerine  "arrâf", "kâhin"
veya "medyum" denilen falcıları ve bu falcılara gidip fal açtıran, onlara inanan
veya destekleyenleri Peygamberimiz, ağır bir dille kınamış, hatta küfürle
nitelemiştir. "Kim bir arrâfa gidip de ona bir şey sorarsa, kırk gecelik
namazı kabul olmaz." (Müslim, Selâm 125)  "Kim  bir  kâhine  gider, 
dediklerini doğrularsa; şüphesiz ki Muhammed'e indirilmiş olanı inkâr etmiş
olur." (Tirmizî, Tahâret 102; İbn Mâce, Tahâret 122; Ebû Dâvud, Tıb, hadis
no: 3904; Ahmed bin Hanbel, II/ 408)
Burç falı, "insanları,
doğdukları burçlara göre gruplayarak geleceğini okumaya, kaderine dair
konuşmaya" denir. Modern cahiliyyenin yaşandığı günümüzde kendini aydın sanan
birtakım gazete ve televizyon programcıları, her gün yıldız falı hurafesiyle
insanların kaderi hakkında birtakım yorumlar yapmaktadırlar ki bunlar hiçbir
bilimsel dayanağa sahip değildir. Ayrıca bu asılsız yorumlar, okuyucuların
ruhsal dengelerine olumsuz yönde etki yapmaktadır. Bu bir atma, saçma ve
aldatmadan ibarettir.
İslam âlimleri, Sâbiîler gibi,
tesiri yalnız yıldızlardan, burçlardan bilerek onlardan birtakım hükümler
çıkarmaya kalkışmanın küfür ve şirk olduğunda ittifak etmişlerdir. (17)
Bunun yanında insanın,
girişeceği önemli bir iş için, uzman kişilerle istişare yaptıktan sonra istihâre
yapması meşrûdur, sünnettir. Bunun, İslam'da yasak edilen falcılık ve kehanetle
hiçbir ilgisi yoktur.
 "Onların çoğu, şirk
koşmadan Allah'a inanmazlar." (10/Yûnus, 106)
Ne dersiniz, put sadece
cahiliyye Araplarına mı aitti? "Gök Tanrı" inancı, çok eski dönemlerde mi
kalmıştır, bizim bulunduğumuz yerlerden çok uzakta mıdır bu bâtıl ve ilkel
şirk?  Yoksa, "ne yapalım, bu anlayış ve deyimler atalarımızdan bize mirastır,
devam ediyor, etsin!" mi denilecek? "Onlara (müşriklere): 'Allah'ın
indirdiğine uyun' denildiği zaman onlar, 'hayır, biz atalarımızı üzerinde
bulduğumuz yola uyarız' dediler.Ya ataları bir şey anlamamış, doğruyu da
bulamamış idiyseler?" (2/Bakara, 170).  Artık güneşe, aya,
yıldızlara, feleğe kimsenin tapmadığı görüşüne ve bu görüşün hepimize yüklediği
sorumluğa ne dersiniz? Her tarafı küfür ve şirk yangını sarmışsa, tv. ile
evlerimize kadar tutuşturulmaya çalışılıyorsa, hepimize düşen görevler nedir?
Haydi görev başına!
 
1-    Elmalılı, Hak Dini Kur'an
Dili, c. 1, s. 294
2-    Şâmil İslam
Ansiklopedisi,  c. 5, s. 380
3-   Hekimoğlu İsmail-H. H.
Korkmaz, İlimler ve Yorumlar, s. 371-372
4-   Celâl Kırca, Kur'an ve Fen
Bilimleri,  174-175
5-   Taşkın Tuna, Eğitim Bilim
Dergisi, sayı, 10
6-   Suat Yıldırım, Kur'an'da
Ulûhiyyet,  s. 365
7-   a.g.e.  s. 366
8-   Fahreddin Râzi, Mefatihu'l
Gayb (Tefsir-i Kebir, c. 2, s. 134
9-   a. g. e.  s. 136-137
10- Suat Yıldırım, a.g.e. s.
367
11- Orhan Hançerlioğlu, İnanç
Sözlüğü, Remzi Kitabevi, s. 214
12- Bektaşi Menakıbnamelerinde
İslam Öncesi İnanç Motifleri, s. 30
13-  a. g. e. s. 32
14- İskender Pala, Ansiklopedik
Divan Şiiri Sözlüğü, Akçağ Y. s. 165
15- Türk Dili ve Edebiyatı
Ansiklopedisi,  c. 3, s. 179 vd.
16- Elmalılı, Hak Dini Kur'an
Dili,  c. 7,  s. 5208
17- a. g. e.  c. 1, s. 5207

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar