Ruh Kelimesinin Türevleri


Ruh Kelimesinin Türevleri

Ruh Kelimesinin Türevleri:

 

Kur'an-ı Kerim'de ayrıca ruh kelimesi ile aynı
kökten gelen rîh, ravh, riyah ve reyhan gibi kelimelere de rastlıyoruz; bu
kelimeler, Kur'an'da 36 âyette geçer. "Rîh", hareket halindeki hava veya
rüzgârdır. Kur'an'da bazen azap olarak gelen rüzgârın yerine kullanılır.[1]
Bir yerde ise koku anlamına gelmektedir.[2]
"Rîh" aynı zamanda ‘güç, kuvvet, kudret' manalarına da gelir:

"Allah'a ve Rasûlüne itaat edin; çekişmeyin,
yoksa korkuya kapılırsınız ve rîhınız (rüzgârınız) gider."
(Enfâl: 8/46)

Bu anlamda Allah'ın insanlara gönderdiği vahy,
insanların kalplerini, tıpkı yağmurun yeri dirilttiği gibi, diriltir ve onlara
‘can' getirir. Nitekim Kur'an Hz. Muhammed'in davetini ‘insanı dirilten şey'
olarak niteliyor.[3]

"Ravh"; beklenti, umut, rahatlık, bekleme
demektir. Böylesine bir umut veya rahatlık, ruh gibi görünmeyen, güzel kokular
taşıyarak insanı rahatlatan bir şeydir.

"Allah'ın ravh'ından ümidinizi kesmeyin. Çünkü,
kâfirler topluluğundan başkası Allah'ın ravh'ından ümitsizliğe düşmez."
(Yusuf: 12/87)

"Riyah", rahmet taşıyan rüzgârdır ve "ruh"la
ilgilidir.

"O ki, riyah'ı rahmetinin önünde müjdeci olarak
gönderir." (A'râf: 7/57; Âl-i İmrân:
3/164)

Aynı kökten gelen ‘reyhan', hoş kokusu olan şey
demektir. Reyhan ayrıca, ni'met, rızık, yenilen şey, göz nuru anlamlarına da
gelir. "Çocuklar Allah'ın reyhanındandır" sözü buna işarettir. Peygamberimiz
(s.a.s.) Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin için "Cenette iki reyhandırlar"
benzetmesini yapıyor. Kur'an'da şu şekilde geçmektedir:

"Yapraklı taneler ve reyhan (hoş) kokulu
bitkiler." (Rahmân: 55/12)

"Ravh, reyhan ve cennet nimetleri"
(Vâkıa: 56/89)

Türkçe'de kullanılan ‘rahat' ve ‘istirahat'
kelimeleri de aynı kökten gelirler. Bunların manalarının ruh, rüzgâr, güzel
koku, umut ve rahatlık ile ilgilerinin olduğunu hatırlayalım.

İslâm inanışına göre insanların ruhları bedenle
beraber ölmezler. Onlar Kıyamete kadar Allah'ın bildiği bir şekilde
bekleyecekler. Kıyametten sonra yeniden diriliş, ruhlarla beraber olacaktır.[4] 

Ruh: Mâhiyet itibariyle beden denen
özel cesede benzemeyen ve gülsuyunun gülde, zeytinyağının zeytin tanesinde
yayıldığı gibi, bedene yayılan ve hayatla bizzat vasıflanan, nûrânî, ulvî,
hareket ettirici, latif ve şeffaf bir cisimden ibarettir. Çözülme ve parçalara
ayrılmayı kabul etmez. Beden ruhla birleşmeye elverişli olduğu sürece onunla
birleşir, ona hayat verir. Bu denge bozulduğu zaman da hayat kesilir ve ölüm
meydana gelir, yani ruh bedeni terk eder.

Ruh, mahlûktur, sonradan yaratılan her
varlık gibi tek Yaratıcı olan Allah tarafından yaratılmıştır. Ruh, bedenden önce
yaratılmıştır.

"Sizi (ruhlarınızı) yarattık, sonra
size şekil verdik (cesetlerinizi yarattık), sonra da meleklere ‘Âdem'e secde
edin' diye emrettik. İblisten başka hepsi secde ettiler. Fakat o secde
edenlerden olmadı." (A'râf:
7/11)

Allah Teâlâ, Hz. Âdem'le başlayan ve
Hz. Muhammed (s.a.s.) ile son bulan vahiy süreci  içerisinde insanoğlunu birçok
gaybî meselede bilgilendirmiştir. Madde dışı âleme dair bilinen bilgilerden
sağlıklı ve güvenilir olanı sadece, Allah'ın peygamberleri aracılığıyla
insanlara ulaştırmış olduğu bilgilerdir. Kur'ân-ı Kerim'de insanı canlı kılan
anlamdaki ruhun mâhiyeti hakkında hemen hemen hiçbir bilgiye yer verilmemiş
olmasından hareketle; ilâhî hikmetin, ruhun hakikatini, Allah'ın insanoğluna
vermiş olduğu ve bütün bilginin yanında çok cüz'î kalan mâlûmatın dışında
tuttuğu söylenebilir.

[5]   

 

[1]
Yûnus: 10/22; Ahkaf: 46/24.

[2]
Yusuf: 12/94.

[3] Enfal:
8/24.

[4]
Hüseyin K. Ece, İslâm'ın
Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 543.

[5] Ahmed
Kalkan, Kur'an-ı Kerim Kavram Tefsiri.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar