Hz. Peygamber'e Büyü Yapıldı mı?.


Hz

Hz.
Peygamber'e Büyü Yapıldı mı?

 

Başta Buhârî ve Müslim olmak üzere,
hadis kitaplarında Peygamberimiz (s.a.s.)'e büyü yapıldığına dair rivâyetler
vardır. Önce bu rivâyetleri görelim: 

Hz. Âişe şöyle demiştir: "Benî Zureyk
yahûdilerinden Lebîd bin el-A'sam adlı bir kimse, Hz. Peygamber'e büyü yaptı. O
kadar ki, Rasûlullah bir şeyi yapmadığı halde kendisine onu yaptığı hayali
gelirdi. Nihayet günün, yahut gecenin birinde Rasûlullah (s.a.s.) duâ etti,
sonra tekrar duâ etti, sonra tekrar duâ etti; sonra bana şöyle dedi: "Yâ Âişe,
kendisinden fetvâ istediğim şey hakkında Allah'ın bana fetvâ verdiğini bildin mi?
Bana iki kişi geldi, birisi baş ucumda, diğeri de ayak ucumda oturdu. Daha sonra
başucumda oturan ayak ucumda oturana, yahut ayak ucumdaki başucumdakine: ‘bu
zâtın rahatsızlığı nedir?' diye sordu. O da: ‘Büyülenmiştir' diye cevap verdi.
Öteki. ‘Ona kim sihir yapmıştır?' diye sordu. Diğeri de: ‘Lebîd bin el-A'sam'
cevabını verdi. Sonra: ‘Büyü hangi şeye yapılmıştır?' dedi. Öteki: ‘Bir tarakla,
saç döküntüsüne ve bir de erkek hurma tomurcuğunun içine' dedi. Diğeri: ‘O büyü
nerededir?' diye sordu. Öteki: ‘Zû Ervân kuyusunda' diye cevap verdi." Hz.
Âişe dedi ki: ‘Daha sonra Rasûlullah ashâbından bazı kimselerle beraber
oraya gitti. Sonra bana: "Yâ Âişe! Vallahi o kuyunun suyu kına ıslatılmış
gibi kırmızımtırak, etrafındaki hurması da şeytanların başları gibiydi" dedi.
Bunun üzerine ben: ‘Yâ Rasûlullah, sen o sihri çıkarıp yakmadın mı?' diye sordum.
Rasûlullah: "Hayır, Bana Allah âfiyet verdi. İnsanlara bir kötülük
getirmekten çekindim. Emrettim de o kuyu kapatıldı" buyurdu." (Müslim, Selâm
43; Karşılaştırın: Buhârî, Bed'ü'l-Halk 11, Tıb 47; İbn Mâce, Tıb 45, hadis no:
3545; Ahmed bin Hanbel, Müsned VI/57).

Bu konuda Hz. Âişe'den gelen
rivâyetlerin birçoğunda sihir yapan kimsenin yahûdi Lebîd bin el-A'sam olduğuna
dair bir bilgi yoktur. Bu hadislerde sadece Hz. Peygamber'e büyü yapıldığından
bahsedilmemektedir (Bkz. Buhârî, Cizye 14; Tıb 49, 50; Edeb 56; Ahmed bin Hanbel,
VI/63-64, 96) Bu rivâyetlerin tamamına göre, Lebîd bin el-A'sam ya da bir
başkası tarafından yapılan bu sihir Hz. Peygamber'e tesir etmiştir. Hadis
rivâyetindeki "Sihirlenmesi dolayısıyla, Hz. Peygamber'e, bir şeyi yapmadığı
halde onu yaptığı hayali gelirdi" ifadesiyle işaret edilen hususa diğer bazı
rivâyetlerde açıklık getirilmiştir. Bunlara göre, Rasûlullah'a yapmadığı halde
yapıyormuş hayali gelen hususun, hanımlarıyla cinsel ilişkide bulunmasıyla
ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Buhârî ve Ahmed bin Hanbel'in
kaydettiklerine göre Hz. Âişe: "Rasûlullah'a sihir yapılmıştı. Bu durumda,
kendisi hanımlarına cinsî münasebet için yaklaşmadığı haldeyken, onlara yaklaşır
durumda olduğunu zannederdi" demiştir. Râvi Süfyan bin Uyeyne de, "İşte bu,
büyüden meydana gelebilecek rahatsızlığın en şiddetlisidir" demektedir. (Buhârî,
Tıb 49, Edeb 56; Ahmed bin Hanbel, VI/63). Diğer bir rivâyete göre ise Hz.
Peygamber'in bu rahatsızlığı yaklaşık altı ay kadar sürmüştür (Ahmed bin Hanbel,
Müsned VI/63).

Hz. Peygamber'e sihir yapıldığından
bahseden diğer bir rivâyet, Zeyd bin Erkam'dan (r.a.) nakledilmiştir. Ahmed bin
Hanbel tarafından kaydedilen bu rivâyet de şöyledir: Zeyd bin Erkam'dan,
"Yahûdilerden bir adam Rasûlullah'a sihir yaptı. Bunun üzerine Hz. Peygamber
birkaç gün rahatsız oldu. Nihayet Cebrâil (a.s.) gelerek Rasûlullah'a: ‘Sana
yahûdilerden bir adam büyü yaptı. Bir ipe düğümler atarak filan kuyuya attı,
oraya o sihri çıkartıp getirecek bir adam gönder' dedi. Bunun üzerine Hz.
Peygamber Hz. Ali'yi gönderdi. Hz. Ali de o ipi çıkararak getirdi ve çözdü.
Bundan dolayı Hz. Peygamber sanki bağlarından çözülmüş gibi rahatladı. Bunu o
yahûdiye söylemediği gibi, ölünceye kadar onun yüzünü de görmedi." (Ahmed bin
Hanbel, Müsned IV/367). En-Nesâî'nin Zeyd bin Erkam'dan yaptığı bu konudaki
rivâyetinde ise sihri çıkarmak üzere gönderilen kimsenin Hz. Ali olduğu
belirtilmemiştir (Nesâî, Tahrim 20, hadis no: 4077).

Zeyd bin Erkam'dan yapılan bu
rivâyetlerde büyüyü kuyudan çıkarmak için Hz. Ali'nin veya bir başka sahâbînin
gönderildiğinden söz edilirken; bu konuda Hz. Âişe'den yapılan yukarıda
kaydedilen hadislerde ise, Hz. Peygamber'in yanına ashâbından bazı kimseleri
alarak sihrin bulunduğu kuyuya kendisinin gittiğinden bahsedilmektedir. Bu durum,
söz konusu rivâyetlerde zabt yönünden bazı kusurların mevcut olduğunu hatıra
getirmektedir. Yani, râvîlerin olayı iyi zabtedemedikleri ortaya çıkmaktadır.
Zeyd bin Erkam'dan nakledilen ve Ahmed bin Hanbel ile Nesâî tarafından
kaydedilen son hadiste, düğümler atılarak sihir yapılan ipin kuyudan çıkarılıp
getirildiği, "bu düğümler çözülünce, Hz. Peygamber'in sanki bağlarından
kurtulmuşçasına ferahladığı"ndan söz edilmektedir. Bu ifade, Buhârî'nin de
aralarında olduğu kaynaklardaki başka bir hadis rivâyetinde Fâtiha okuyarak
üflenen bir delinin bağdan çözülür gibi olduğundan, aynı kelimelerle söz
edilmektedir (Buhârî, İcâre 16, Tıb 39; Ebû Dâvud, Büyû' 37, Tıb 19; Ahmed bin
Hanbel, V/211). Bu durumda, bir yahûdinin yaptığı büyünün, Hz. Peygamber'de bir
delide gözlenebilecek bir tesir meydana getirebileceğini, doğrusu insanın gönlü
kabul edemiyor.  Peygamberimiz'e büyü yapıldığından bahseden bu rivâyetlerin
sadece Hz. Âişe ve Zeyd bin Erkam (r.a.)'dan gelen âhad haberler olduğu
görülmektedir.               

Felak ve Nâs sûrelerinin nüzul sebebi
olarak, bazı müfessirler bu konudaki hadis rivâyetlerini gösterirler.
Peygamberimiz'in, kendisine yapıldığı ileri sürülen büyüden kurtulması için bu
iki sûrenin indiği iddia edilir. Bu âlimlere göre bu sûreler Medine'de nâzil
olmalıdır. Çünkü Peygamberimiz'e büyü yaptığı ileri sürülen Lebîd bin el-A'sam,
Medine'li bir yahûdidir ve meydana geldiği ileri sürülen bu olayın, hicretten
çok sonra olduğunu rivâyet sahipleri belirtir. Ancak, Felak ve Nâs sûreleri
Mekkîdir, Fîl sûresinden sonra Mekke'de nâzil olmuştur. Bu durumda Hz.
Peygamber'e sihir yapıldığından bahseden mezkûr rivâyetlerin bu sûrelerin
inmesiyle herhangi bir ilgisi söz konusu değildir. 

Mu'tezile, bu konuyla ilgili
rivâyetleri Hz. Peygamber'in ismetine aykırı olduğu gerekçesiyle tamamen
reddetmiştir. Ehl-i sünnet'e mensup bir kısım âlimler, sihrin hakikatinin
olmadığını, büyü adına görülen şeylerin bâtıl birtakım hayaller olduğunu
söylemişlerdir. Bunlar arasında Ebû Ca'fer Esterebâzî ile hanefî âlimlerden Ebû
Bekr er-Râzî de vardır. Zâhirîlerden İbn Hazm'ın da bu görüşte olduğu
kaydedilmektedir. Dolayısıyla bu âlimler de, bu rivâyetlerin sahih olmadığını
kabul etmektedirler.

 

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar