Kur'an'da Tevbe.


Kur

Kur'an'da Tevbe
 
Kur'an, ‘tevbe' kelimesini
türevleriyle birlikte 87 yerde kullanmaktadır. Kullar için kullanıldığı zaman
tek başına, Allah için kullanıldığı zaman ‘alâ' edatı ile kullanılmaktadır.
Böylece ‘Allah kuluna tevbe etme gücü verdi, kul da tevbe etti' anlamı ortaya
çıkar. Şu âyette aynı anlamı bulmak mümkün: "… Sonra Allah tevbe etsinler
diye onları tevbe etmeye muvaffak (başarılı) kıldı…" (9/Tevbe, 118)
"Allah'tan
mağfiret/bağışlanma dile (istiğfâr et); Gerçekten Allah, Ğafûrdur/çok
bağışlayıcıdır, Rahimdir/ziyadesiyle merhamet edendir." (4/Nisâ, 106)
"Ey iman edenler, hepiniz
Allah'a tevbe edin ki, korktuğunuzdan emin olup umduğunuza kavuşasınız."
(24/Nur, 31)
"Ey iman edenler! Nasûh/yürekten,
samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi
örter, Peygamberi ve O'nunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah
sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar." (66/Tahrim, 8)
"Hiç şüphesiz Allah, çok
tevbe edenleri ve çok temizlenenleri sever." (2/Bakara, 222)
"Onlar, fena bir şey
yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı hatırlayıp anarlar ve
günahlarından dolayı hemen tevbe-istiğfar ederler/günahlarının bağışlanmasını
dilerler. Zaten günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir ki!? Onlar,
yaptıkları kötülüklerde bile bile ısrar etmezler." (3/Âl-i İmran, 135)
"De ki: Ey kendi nefisleri
aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah
bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, Ğafûr Rahîm'dir/çok bağışlayan, çok
merhamet edendir. Size azap gelip çatmadan önce Rabbinize dönün, O'na teslim
olun; sonra size yardım edilmez." (39/Zümer, 53-54)
"Ancak, tevbe ve iman edip
sâlih amel işleyenler başka; Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir.
Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir. Kim tevbe edip sâlih amel
işlerse, şüphesiz o, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner." (25/Furkan,
70-71)
"Ve
Rabbinizden mağfiret/bağışlanma dileyin (istiğfâr edin), sonra O'na tevbe edin.
O da sizi tayin edilmiş bir süreye kadar güzel bir şekilde rızıklandırıp
yaşatsın ve faziletli olan herkese kendi lutfunu/ihsanını versin. Eğer yüz
çevirirseniz, ben sizin başınıza  gelecek büyük bir günün azabından korkarım."
(11/Hûd, 3)
"Hasenât/iyilikler, seyyiâtı/kötülükleri,
günahları giderir; bu öğüt almak isteyenlere (güzel bir) hatırlatmadır."
(11/Hûd, 114)
"Allah'ın kabul edeceği
tevbe, ancak bilmeden kötülük edip de sonra tez elden tevbe edenlerin tevbesidir;
işte Allah bunların tevbesini kabul eder; Allah herşeyi bilendir, hikmet
sahibidir. Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca
'ben şimdi tevbe ettim' diyen ve kâfir olarak ölenler için (kabul edilecek)
tevbe yoktur. Onlar için acı bir azab hazırladık." (4/Nisâ, 17-18)
"Onlardan birine ölüm gelip
çattığında, 'Rabbim! der, beni (dünyaya) geri çevir. Tâ ki boşa geçirdiğim
dünyada sâlih amel yapayım.'  Hayır! Onun söylediği bu söz, (boş) laftan
ibarettir." (23/Mü'minûn, 99-100)
 'İnâbe' kelimesi de ‘tevbe'
kelimesine yakın bir anlam taşır. Tevbe, yapılan işin çirkinliğini, kötülüğünü
kalbinde hissedip, ondan tiksinerek vazgeçmektir. Yapılan hata, mala, cana zarar
veriyor, insanlara karşı ayıp oluyor diye terkediliyor ise bu, tevbe değildir.
Hasta ettiğinden, dokunduğundan dolayı mesela içkiyi terketmek, veya gücü
yetmediği için bir günahı işlememek tevbe sayılmaz. Tevbede esas olan haram
bilincidir.  Her çeşit ibadette niyyetin Allah rızası için olması şarttır. Tevbe
ibadeti için de bu şart geçerlidir. Bir şeyi Allah haram kıldı diye o işten
Allah için vazgeçmek tevbedir. Tevbe, Rabbinin yasaklarını ciğneyip, yahut
emirlerine karşı gelip, düşülen hatayı terk etmek, Allah'a dönmek, O'nun affını
ve bağışlamasını beklemek, o hataya bir daha dönmemektir. Başka
bir deyişle tevbe, kulun yöneldiği hatadan yönelmediği itaata, farzları yerine
getirmeye, haramları terke dönmesidir. Emredileni yaparak, yasaklananı
terkederek Allah'a yöneliştir.
Tevbe,
yalnızca yapılan bir hatadan pişmanlık duyup, Allah'tan af dileme değil, aynı
zamanda sürekli dua ve istiğfar ederek temizlenme gayretidir. Allah'a müracaat
ve O'na dönme kulluğudur. Bu bakımdan Kur'an
mü'minlere ‘hep beraber tevbe edin' (Nur, 31) diyerek, bu yönelişi haber
veriyor. Bazılarına göre tevbe, bir hatadan veya bir günahtan vazgeçme, pişman
olmadır. Bu tevbe çok önemli olmakla beraber, asıl önemli olan kulun yerine 
getirmediği  dinî  emirlerden  dolayı  yaptığı  tevbedir.  Çünkü  insanın 
kalbinin  ve bedeninin birtakım görevleri vardır; Allah (cc) insana o görevleri
yerine getirmesini emretmiştir.  Ancak insanların bazısı ya cahilliklerinden, ya
sapıklıktan, ya da hakka karşı inatçı olmalarından dolayı bu emirleri yerine
getirmemiş olabilirler. Tevbenin büyüğü, bu tür inatçılığı ve gafleti terkedip
Allah'a itaat etmeye dönmedir.
Yapmamız
gerektiği halde yapmadığımız veya gereği gibi yerine getirmeyip kusurlu ve eksik
şekilde yerine getirdiğimiz hususlardan ve ihmalden de tevbe edilmelidir. Daha
iyi olamadığımız için, mücâhid ve müttakî olamadığımız, sâlih amel yarışında en
ön sıralarda yer alamadığımız için tevbe. Örnek olamadığımız için, canlı Kur'an
olamadığımız için tevbe. Tevbe, günahların kötülüğünü anlayıp Allah'a yönelmek,
bağışlanma dilemektir. Tevbe, işlenilen günah sebebiyle  uğratılacak  azaptan 
kurtuluş  vesilesidir;  tevbe  bir  müjdedir: "Tevbe edenler, ibâdet edenler,
 hamd edenler, (İslâm uğrunda) seyahat edenler, rükû edenler, secde
edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve Allah'ın sınırlarını
koruyanlar; sen  mü'minleri (cennetle) müjdele." (9/Tevbe, 112)
Tevbe,
kurtuluş umuduyla Allah'a yönelmek, kurtuluş ümit etmektir. Tevbe etmemek ise
zâlim olmak, nefse zulmetmektir. Tevbe etmemek, imandan sonra fısktır, Allah'ın
yolundan ayrılmaktır. "İmandan sonra fâsıklık ne
kötü bir isimdir. Kim tevbe   etmezse,   işte   onlar   zâlimlerin   ta 
kendileridir."  (49/Hucurât, 11)   Tevbe,   insanın zulmetmesinden sonra,
durumunu fark edip o durumundan vazgeçmesi, kurtulması, yani kendisini
düzeltmesinin adıdır. "Ancak kim işlediği zulümden sonra tevbe eder ve
(davranışlarını) düzeltirse, şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Muhakkak
ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir." (5/Mâide, 39) 

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar