İnsanoğlu Kendi Kendine Yeterli Midir?.


İnsanoğlu Kendi Kendine Yeterli Midir

İnsanoğlu Kendi
Kendine Yeterli Midir?

 

Allah-û Teâlâ insanları diğer
yarattıklarından farklı olarak sorumluluk taşıyabilecek bir yetenekle yaratmış
ve kendisine yeryüzünü imar görevini vermiştir. Bu görevi başarabilmesi için
gerekli olan araçlarla kendisini donatmıştır. Böylece insan sahip olduğu irade
ve akıl ile, tüm dış dünyaya egemen olmak kudretine sahip bulunmaktadır.

Bütün bunlara rağmen acaba insan gerçekten
de kendi kendine yeterli midir? Bunu şöyle bir misalle açıklayalım:

İnsan bedenini iyi bir arabaya, sahip olduğu
aklı da usta bir şoföre benzetelim. Hareket etme ve seçim yapma yeteneğine sahip
bu insan için yol gereklidir. Bir yola girip ve o yolda ilerlemesi gerekir. Daha
açık bir ifadeyle kendisine verilen görevi çok iyi yapması ve bunun sonucunda da
kendisini Allah'ın rızasına ve cennete ulaştıracak yolu tutması lâzımdır.

Hiçbir şoför, ne kadar usta olursa olsun,
daha önceden gitmediği bir yolda emin bir halde ilerleyemez. Hele hele yol
ayrımına geldiği yerlerde, hangi yolun kendisini hedefine ulaştıracağını hiç
bilemez. Yollar çok ve tehlikelidir. Bunlardan ancak bir tanesi hak ve hakikat
yolu olarak insanın yaratılış amacı doğrultusunda seyir yapmasını mümkün
kılmaktadır.

Herşeyden önce hak ve hakikat yolunun
tutulması, sonra da yol boyunca muhtemel tehlikeleri göstermesi ve sürücülerin
bu şekilde uyarılması için yol boyunca işaret levhalarının dikili olması,
kavşaklarda istikamet belirten yön levhalarının konulmuş olması gereklidir.

İşte peygamberler, Allah'ın bir rahmeti
olarak bu iş için gönderilmiş seçkin kimselerdir.Onlar Allah'dan aldıkları
emirlerle insanların tutacakları yolu belirlerler. Sonra da bu yol boyunca
uymaları gereken kuralları koyarlar ve muhtemel tehlikelere karşı da onları
uyarırlar.

"Şüphesiz ki Allah, mü'minlere lütufta
bulundu. Zira daha önce onlar açık bir sapıklık içinde bulunuyorken onlara,
içlerinden kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan, kendilerini temizleyen ve
kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderdi."
(Al-i İmran: 3/164)

İnsanlar, eğer kendi kendilerinin yeterli
olduklarını düşünür ve daha önceden peygamberlerce belirlenmiş yolları bırakarak
vahyin irşadından nasibini almamış ve kendi akıllarının peşinden düşerlerse, o
zaman hiçbir zaman yaratılış amaçlarına ulaşamayacaklar ve cennete
varamayacaklardır.

İşte o zaman iyi bir öndere ihtiyaç vardır.
Ancak onların üstün vasıflara sahip ve hatadan korunmuş olmaları gerekir.Yoksa
yanlış yollara sürükleyen önderlerin zararları daha büyük olur.

Hatadan korunmuşluk, önder olarak şahsın
şehvanî duygulardan uzak yaratılması, kendisine iyinin, iyiliğin, kötünün,
kötülüğün bildirilmesi (vahiy), kendisi ile şehvanî istekleri arasında Allah'ın
(c.c.) görmesiyle olur. Bu da ancak peygamberlerle gerçekleşir."[1]

İnsanın kendi kendine yeterli olamayacağını
ve mutlaka bir öndere ihtiyaç duyulacağını anladık zannediyorum. Artık diğer
sorunuza geçebiliriz.

- Peygamberlerin gönderiliş sebebi sadece
insanlara doğru yolu göstermek mi?

Tabii ki hayır. Gönderiliş sebepleri çoktur.
Birinci sebep, doğru yolu gösterip o yoldan nasıl yürünülebileceğini
göstermekti.

İkinci sebep, yarın Allah'ın (c.c.) huzuruna
çıkıp: "Allahım dinini bilmiyorduk, Kur'an'ı nasıl anlayıp yaşayacağımızı, sana
nasıl ibadet edeceğimizi de bilmiyorduk. Kısacası habersizdik" demememiz için
peygamber göndermiştir. Allahû Teala bu hususta şöyle diyor:

"Ey cin ve insan topluluğu! Size ayetlerimi
anlatacak, bu günle karşılaşmanızdan sizi uyaracak peygamberler gelmedi mi?"
"Kendi aleyhimize şahidiz" derler. Dünya hayatı onları aldattı da inkârcı
olduklarına, kendi aleyhlerinde şâhidlik ettiler."

"Bu böyledir; zira haberleri yokken
kasabalar halkını Allah'ın haksız yere yok etmeyecektir."
(En'am: 6/130-131)

"Kim hidayete ererse kendi nefsi için
hidayete ermiş olur. Kim de delâlete düşerse, kendi nefsi aleyhine delâlete
düşmüş olur. Hiç kimse başkasının yükünü yüklenmez. Biz, peygamber göndermedikçe
kimseye azap etmeyiz."
(İsra: 17/15)

"Uyarıcıları olmaksızın Biz, hiç bir
kasabayı helak etmedik."

Açık bir delilin gerekliliği için;

"Kitap ehlinden ve müşriklerden küfre
sapanlar kendilerine apaçık bir hüccet gelinceye kadar vazgeçecek değillerdir."

"Arınmış sahifeleri okuyan, Allah katından
bir peygamber..."
(Beyyine: 98/1-2)

Demek oluyorki kâfirlerin küfürlerini terk
etmelerinin tek çaresi bir peygamberin kesin delillerle gelip neyin doğru neyin
yanlış olduğunu açıkça kendilerine anlatmasıydı.

Tabiki bu demek değildi, bu açık delillerin
gelmesiyle kâfirlerin hepsi bir anda küfrü terk edeceklerdi.

Kısaca özetlersek:

Açık bir delilin yokluğunda müşrik ve
kâfirlerin acıklı durumlarından kurtulmaları büsbütün imkânsızdı. Fakat delilin
gelmesiyle onlardan bazısı için kurtuluş yolu açılacaktı.

Küfürlerinden vazgeçmeyen ve hatalarında
ısrar edenlerin sorumluluğu ise kendilerine ait olacaktı.

Okuyoruz;

"Oraya atıldıklarında, onun kaynarken
çıkardığı uğultuyu işitirler."

"Nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur.
Her bir topluluk ona atıldığında, bekçileri onlara sorarlar:"Size bir uyarıcı
gelmedi mi?"

"Onlar:"Evet; doğrusu bize bir uyarıcı
geldi; ama biz yalanladık ve:"Allah, hiç bir şey indirmemiştir. Siz, büyük bir
sapıklık içindesiniz" dedik." derler.

"Eğer kulak vermiş veya akletmiş olsaydık,
bu çılgın alevli ateş halkı arasında bulunmazdık" derler.

"Böylece günahlarını itiraf ettiler. Uzak
olsun çılgın alevli cehennem ashabı!"
(Mülk: 67/7-11)

Görüldüğü gibi cehennemde yanmalarına sebep
olan şey; kendilerine peygamberler tarafından uyarılmalarına karşı o uyarıyı
reddetmeleriydi... Peygamberler cennet yolunun trafik işaretleridir. Kurallar
ihlal edilince kazalar kaçınılmaz olur. Bilmem anlatabildim mi?

Gel gelelim kitabımızın "ana konusu"
sorusuna...

[2]

 

[1]
Mehmet Erdoğan, Akıl-Vahiy Dengesi Açısından Sünnet.

[2]
Feyzullah Birışık, % Kaç Müslümanım, Karınca Yayınları: 20-23.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar