Kur'ân-ı Kerim'de Te'vîl ve Tefsîr Kavramı


Kur

Kur'ân-ı Kerim'de Te'vîl ve Tefsîr Kavramı

 

Kur'ân-ı Kerim'de "te'vil" kelimesi on beş
âyette 17 defa, "tefsir" kelimesi de bir yerde geçer. Te'vil kelimezi, her yerde
aynı anlamda kullanılmamıştır. Âyetler genel olarak göz önünde
bulundurulduğunda, te'vil kelimesinin "sözlerin mânâlarını açıklamak, işlerin iç
yüzünü haber vermek, neticelerinin nereye varacağını belirtmek, rüya ve anlam
tâbir etmek..." gibi anlamlarda kullanıldığı görülür (Cerrahoğlu, Tefsir Tarihi,
I/20). Bu âyetlerden birinde (3/Âl-i İmrân, 7) te'vilin Allah'a atfedildiğini ve
O'na has kılındığını belirtelim.

Tefsir kelimesi ise, Kur'an'da sadece bir defa
geçiyor (25/Furkan, 33). Kâfirlerin Kur'an'ın iniş şekline yaptıkları itiraza
değinilen ve onlara cevap verilen âyette şöyle deniliyor: "Onların sana
getirdiği her misale (bâtıl soruya) karşı, mutlaka Biz sana (o bâtılı yok
edecek) gerçeği ve en güzel tefsiri/açıklamayı getiririz." (25/Furkan, 33).
Buradaki tefsirin mânâsı ise tafsil ve beyandır (İbn Cerir et-Taberî, Câmiu'l-Beyan
an Te'vîli'l-Kur'an, 19/8).   

"Sana Kitabı indiren O'dur. O'ndan Kitabın anası
(temeli) olan bir kısım âyetler muhkemdir; diğerleri ise müteşabihtir/benzeşenlerdir.
Kalplerinde bir eğrilik/kayma olanlar fitne çıkarmak ve olmadık te'vilini/yorumlarını
yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar. Oysa onun te'vilini
Allah'tan başkası bilemez. İlimde râsih olanlar (derinleşenler) ise: ‘Biz ona
inandık, tümü Rabbimizin katındandır' derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası
öğüt alıp düşün(e)mez." (3/Âl-i İmrân,
7)

"Ey iman edenler! Allah'a itaat edin.
Peygamber'e itaat edin ve sizden olan ülü'l-emre/emir sahiplerine de (itaat
edin). Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah'a ve âhirete gerçekten
inanıyorsanız- onu Allah'a ve Rasûl'e götürün (onların tâlimatına göre
halledin); bu hem hayırlı, hem de te'vil/netice bakımından daha iyidir."
(4/Nisâ, 59)

"Gerçekten onlara (kâfirlere) ilim ile
açıkladığımız, iman eden bir toplum için hidâyet/yol gösterici ve rahmet olarak
bir Kitap getirdik. (Fakat onlar,) O'nun te'vilinden başka bir şey
beklemiyorlar. Onun te'vili geldiği (haber verdiği şeyler ortaya çıktığı)
gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: ‘Doğrusu Rabbizin elçileri gerçeği
getirmişler..." (7/A'râf, 52-53)

"Onlar (müşrikler) ilmini kavrayamadıkları ve
te'vili/yorumu kendilerine asla gelmemiş olan bir şeyi (Kur'an'ı)
yalanladılar..." (10/Yûnus, 39)

"İşte böylece Rabbin seni seçecek, sana (rüyada
görülen) olayların te'vilini/yorumunu öğretecek ve daha önce iki atan
İbrâhim ve İshak'a nimetini tamamladığı gibi sana ve Ya'kub soyuna nitmetini
tamamlayacaktır. Çünkü Rabbin çok iyi bilendir, hikmet sahibidir."
(12/Yusuf, 6)

"... İşte böylece (Mısır'da adâletle hükmetmesi)
ve kendisine (rüyadaki) olayların te'vilini/yorumunu öğretmemiz için
Yusuf'u o yere yerleştirdik..."
(12/Yusuf, 21)

"Onunla birlikte zindana iki delikanlı daha
girdi. Onlardan biri dedi ki: ‘Ben (rüyada), şarap sıktığımı gördüm.' Diğeri de:
‘Ben de başımın üstünde kuşların yediği ekmeği taşıdığımı gördüm. Onun
te'vilini/yorumunu bize haber ver. Çünkü biz seni muhsinlerden/güzel
davranlardan görüyoruz' dediler. (Yusuf) Dedi ki: ‘Size yedirilecek yemek size
gelmeden önce onun te'vilini/yorumunu mutlaka size haber vereceğim. Bu,
Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Çünkü ben Allah'a iman etmeyen bir kavmin
dinini terk ettim. Onlar âhireti inkâr edenlerin kendileridir."
(12/Yusuf, 36-37)

"(Yorumcular) Dediler ki: ‘Bunlar karmakarışık,
yalancı düşlerdir. Biz böyle yalancı rüyaların te'vilini/yorumunu
bilenlerden değiliz.' (Zindandaki) İki kişiden kurtulmuş olan, uzun bir zaman
sonra (Yusuf'u) hatırlayarak dedi ki: ‘Ben size onun te'vilini/yorumunu
haber veririm, beni hemen (zindana) gönderin."
(12/Yusuf, 44-45)

"Ana ve babasını tahtının üstüne çıkartıp
oturttu ve hepsi onun için secdeye kapandılar. (Yusuf) Dedi ki: ‘Ey babacığım!
İşte bu, daha önce (gördüğüm) rüyanın te'vilidir/yorumudur... Ey Rabbim!
Mülkten bana (nasibimi) verdin ve bana (rüyada görülen) olayların te'vilini/yorumunu
da öğrettin..." (12/Yusuf, 100-101)

"(Kendisine rahmet ve ilim verilmiş kul) Şöyle
dedi: â€˜İşte bu, benimle senin aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana, hakkında
sabredemediğin şeylerin te'vilini/iç yüzünü haber vereceğim."
(18/Kehf, 78)

"... İşte, hakkında sabredemediğin şeylerin
te'vili/iç yüzü budur." (18/Kehf,
82)

 "Onların sana karşı getirdikleri hiçbir temsil
yoktur ki, (onun karşılığında) sana doğrusunu ve daha açığını (ahsenu tefsîr)
getirmeyelim." (25/Furkan, 33)

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar