Fecir | Konular | Kitaplar

Tevekkül Nasıl Olmalıdır? .

Tevekkül Nasıl Olmalıdır



Tevekkül Nasıl Olmalıdır?



 

Çalışmanın ve sebeplere yapışmanın ihmâli
tembellik demek olduğuna göre, tevekkül ile tembellik arasında bir zıtlık
vardır. İslâm dînînde tevekkül vâcib, tembellik haramdır. "Tevekkül demek,
görevin îfâsını Allah`a havâle etmek değildir; emri ve kararı Allah`a
bırakmaktır. Allah`ın emrini canla başla yerine getirmeye çalışmaktır. Kısacası
tevekkül, "tefvîz-i vazife" (görevi havâle) değil; "tefvîz-i emr" (kararı
havâle)dir. Birçokları bu konuda gaflete düşerek tevekkülü, vazifeyi terk etmek
sanırlar. Yani kulluk görevlerinin yerine getirilmesini Allah'a havâle edip,
emir ve komuta mercii olarak kendilerini görmek isterler. Sanki kul vazifesiz
oturacakmış, namaz, oruç, zekât, cihad vs. gibi görevleri Allah Teâla ona
emredip yaptırmayacakmış da (hâşâ) onun yerine Allah yapacakmış gibi bâtıl bir
zihniyet taşırlar. İsrâiloğullarının vaktiyle Hz. Mûsâ'ya: "Git, sen ve
Rabbin ikiniz savaşınız, işte biz burada oturup duracağız." (5/Mâide, 24)
dedikleri gibi demek isterler. Bu ise Allah'a tevekkül ve îtimat değil; O'nun
emrine güvensizliktir, tevekkülsüzlüktür ve Allah korusun küfürdür. "Allah
hakkında o çok yanıltıcı (şeytan) sizi yanılgıya düşürmesin." (31/Lokman,
33) âyetinde de uyarıldığı gibi, bu olsa olsa şeytan yanıltmasıdır. İyi
bilinmelidir ki, tevekkülün belirtisi; emre gönül vermek ile vazife sevgisidir."
(Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, Azim Dağıtım, 1992, c. IV, s. 362).

Başta da belirttiğimiz gibi tevekkül kelimesinin
anlamında Arap dilindeki kalıbı gereği bir zorlama vardır. Bu da herhangi bir
konuda aklî ve bedenî gücü, yani metod ve eylem fonksiyonunu kullanmayı,
dayanılıp îtimat edilecek yere bunun sonucunda dayanmayı ifâde eder. "...Bir
kere azmettin mi artık Allah'a tevekkül et." (3/Âl-i İmrân, 159)
âyeti buna açıkça işaret eder. Allah`ın sözleri arasında çelişki olmayacağına
göre tevekkülün, hiçbir iş yapmadan Allah'tan birşey beklemekle ilişkisi olamaz.
Allah kuluna çeşitli ibâdetler yüklemiş, çalışmasını, ilim öğrenmesini, rızkını
aramasını, düşmanlarına karşı güç hazırlamasını, bilmediğini bilene sormasını,
işlerinde istişâre etmesini, Kendisine yakarıp duâ etmesini, âdil olmasını, yani
herşeyi en uygun yerine koymasını, bunun için metot ve yöntem bilmesini
emretmektedir. Diğer yönden kendisine tevekkül etmesini istemekte ve tevekkül
edenleri sevdiğini söylemektedir. Demek ki tevekkül, bütün bu emirleri yerine
getirdikten sonra duyulan huzur ve güvendir (F. Beşer, a.g.e. s. 225).