2- Vasiyyi Mensup (Tayin Edilmiş Vasî)


2

2-
Vasiyyi Mensup (Tayin Edilmiş Vasî):

 

Yukarıda söylenilen işleri
yapabilmesi için hâkim tarafından tayin edilmiş olan vasîdir. Buna vasiyyu'l
kadî (hâkimin vasîsi) da denilir (Bilmen, a.g.e., V, 6).

İslâm hukuku prensip olarak vasî
tayin etme yetkisini babaya vermiştir. Şayet baba vefat etmeden önce birisini
vasî seçmişse çocuğun mallarında tasarruf etmek onun hakkıdır. Şayet seçmemişse
ve varsa, sıra dede (babanın babası) ve onun tayin ettiği vasîdedir. O da yoksa
o zaman vasî tayini hâkimin salahiyetine girer. Demek oluyor ki, çocuğun malı
üzerindeki tasarruf yetkisi sırayla, baba, babanın vasîsi, babanın vasîsinin
vasîsi, dede, dedenin vasîsi, dedenin vasîsinin vasîsi ve hâkimin vasîsine
aittir (Mecelle, madde, 974; Karaman, a.g.e., I,196). Anne, kardeş, amca gibi
akrabaların küçüğün malı üzerinde tasarruf yetkileri yoktur (Karaman a.g.e., II,
276).

Vesâyet, mûsinin icabı ve vasînin
kâbûlü ve meydana gelir. Tek taraflı bir irade yeterli değildir, dolayısıyla
vasînin kabulü şarttır. Vasînin, âkil, bâliğ, hür ve taarrufa ehil olması
gerekir. Bir gayri müslimin, Müslüman üzerindeki vesayeti caiz değildir.

Vasînin, çocuğun malı üzerindeki
tasarrufu, küçüğün menfaatinin kesin veya muhtemel olmasına bağlıdır. Kesin
zararına olan tasarrufları ise geçerli değildir. Buna göre, vasî, küçüğün
malından hibe, tasadduk gibi bir yolla teberruda bulunamaz. Hibe ve sadaka
kabulü gibi mutlak menfaat olan tasarruflara yetkilidir. Kâra da zarara da
ihtimali olan alım satım gibi tasarruflarda gabn-i fâhiş derecede zararına
olmayacak tasarruflarda bulunabilir (Karaman, a.g.e., II, 276). Şayet vasiyyi
muhtarın küçüğün malındaki tasarrufunda hıyaneti görülürse, hâkim tarafından
azledilir. Ama bir hıyaneti söz konusu olmazsa, bir görüşe göre azletemez, diğer
bir görüşe göre azlederse geçerlidir fakat günahkar olur. Hâkim kendi tayin
ettiği vasîyi ise istediği zaman ve hiç bir kayda bağlı olmadan azledebilir
(Bilmen, a.g.e., V, 182).

Bir vasî vesayet işlerini tek
başına görmekten aciz ise hâkim ikinci bir vasî tayin edebilir. Ayrıca baba veya
dedenin de birden fazla kişiyi vasî tayin etmesi mümkündür. Bu durumda
vasilerden birisinin tek başına tasarrufta bulunma yetkisi yoktur. Şayet bulunur
da yetimin malı zayi olursa bu malı tazmin etmek zorundadır.

Vasîyi muhtar vesayeti kabul
ettiği zaman, musînin vefatından sonra artık vesayeti terk edemez. Hâkimin tayin
ettiği vasî ise istediği zaman kendisini vesayetten azledebilir. Ancak daha önce
hâkime haber vermesi gerekir. Vasiyyi muhtar, ücret alamaz, vasiyyi mansup ise
hakimin takdiri ile belirli bir ücret alabilir. Ancak, vasıyyi muhtarın da
muhtaç olması kaydıyla yetimin malından yemesi caizdir (Bilmen, a.g.e., V, 205 ;
Zûhayıs, a.g:e, VIII,148).

Vesâyet, vasî tayin eden kişi veya
mercinin azli, çocuğun büyümesi, zamana bağlı olan vesayetlerde sürenin bitimi,
belirli bir iş için vasî kılınması halinde o işin yapılmış olması, vasînin
aklını kaybetmesi, fıska mübtelâ olması ve ölümü ile sona erer (Zühaylî, a.g.e.,
VIII, 149).

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar