Ni'met veya Külfetle Deneme .


Ni

Ni'met
veya Külfetle Deneme
 

Belâ/fitne/imtihan, gerçek olanı sahte olandan, iyi olanı kötü olandan, kirliyi
temiz olandan ayırmak olduğuna göre, hayatın akışında olumlu ve olumsuz
tarafıyla ortaya çıkabilir. Kur'an'ın işaret ettiği gibi insan bazen risk
taşıyan, mal, mülk, evlat ve sağlık gibi ni'metlerle; bazen de yokluk, hastalık,
şeytan ve düşman saldırısı gibi şeylerle denemeye uğratılır. Bu bakımdan çekilen
zorluk, mal, zulüm, kadın, çocuk, saptırma, azap, silahlı çatışma, kalbe gelen
vesvese gibi şeylerin hepsi de fitnedir/imtihandır.
"Onlardan
bazı zümrelere kendilerine denemek için verdiğimiz dünya hayatının süsüne
gözlerini dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir."
(Tâhâ: 20/131)
Kur'an, insanın
imandaki samimiyetini denemek için hayır ve şerr ile imtihan olunduğunu haber
veriyor.[1]
İnsan, hayatın geçici güzellikleriyle de sınava çekilir.[2]
Mal ve evlat insan için bir fitnedir, deneme aracıdır.[3]
Bol rızık ve verilen nimetler[4]
birer fitne/imtihan olduğu gibi, başa gelen üzüntü ve kaderler[5],
belâ ve musibetler de birer sınavdır.[6]

İnsanlardan
bazılarına Allah'tan gelen rızık, iman ve mağfiret gibi iyiliklerin sebebini
bilmek mümkün olmayabilir. Allah (c.c.) bu şekilde insanları birbiriyle deniyor
ve  şükredenlerin belli olmasını istiyor.[7]
Dinde iki yüzlü davranan münafıklar çeşitli olaylarla ibret almaları ve
hatalarını terketmeleri için sürekli denenirler. Ancak onlar çoğu zaman bu
fitnenin (denemenin) farkında olmazlar.[8]
Allah (c.c.) doğru yola giren kimseler için rızkı bollaştırır. Bunun sebebi de
onların şükredip şükretmeyeceklerini, takva sahibi olup olmayacaklarını
denemektir.[9]

Hz. Musa'nın
kavmi, firavunun ve meleinin, yani ileri gelen seçkinlerin kendilerini bir
fitneye/imtihana düşürmelerinden, fenalık yapmalarından korktukları için iman
etmekte tereddüt ettiler. Onların içlerinden pek azı hariç Firavun'u
desteklemeye devam ettiler.[10]
Bugün de bu gerçek değişmemiştir. İnsanlardan pek çoğu İslâm'a gönül vermek,
İslâm'ı hakkıyla günlük hayatında ve sosyal alanda yaşamak istemektedir. Ancak
çağdaş firavunların, firavun düzenlerinin, bu düzenleri sürdüren mele' takımının
fitnelerinden, sıkıntı vermelerinden, haklarını ellerinden almalarından, kötü
damga vurmalarından korkmaktadırlar.
İnsanlardan
bazıları gerçek bir şekilde değil de iman-küfür sınırındaymışcasına ibadet eder.
Kendisine Allah'tan bir ‘hayr' dokundumu, bununla sevinir. Ancak başına hikmetin
gereği bir fitne (belâ veya deneme) geldiği zaman yüz üstü döner gider.
Böyleleri dünyayı da ahireti de kaybeder.[11]

Peygamber'in
dâveti sıradan bir insanın daveti gibi değildir. Onun davetine uymamazlık
edilemez, emrine karşı gelinemez.
"...Rasûlün
emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir belânın (fitnenin) çarpmasından,
yahut onlara acı bir azabın uğramasından sakınsınlar."
(Nûr: 24/63)

[12]

 

[1]
Enbiyâ: 21/35.

[2]
Tâhâ: 20/131.

[3]
Enfâl: 8/28; Teğabûn: 64/15.

[4]
Zümer: 39/49.

[5]
Tâhâ: 20/40.

[6]
Tevbe: 9/126; Hacc: 22/11.

[7]
En'âm: 6/53.

[8]
Tevbe: 9/126.

[9]
Cinn: 72/16-17.

[10]
Yûnus: 10/83.

[11]
Hacc: 22/11.

[12] Ahmet
Kalkan, Kur'an Kavram Tefsiri.   

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar