Cennet Nimetleri


Cennet Nimetleri

Cennet
Nimetleri
 
Kur'an-ı Kerim
ve sahih hadislerde mevcut beyanlara dayanarak cennet nimetlerinin ana
özelliklerini şu şekilde tespit etmek mümkündür:
1-
Sonsuz lüks ve konfor. 
2-
Sürekli barış ve huzur. 
3-
Cennet ehlinin hem bedenî, hem ruhî bakımdan son derece güçlü ve yetenekli
olmaları. 
4-
Manevî tatmin (rızâ). 
5-
Allah'ı görmek, O'nunla konuşmak. 
6-
Bütün bunları saran bir ebediyet.
İnsanın irade
ve tercihini kullanarak tekâmülünü sürdürebileceği yer dünya hayatıdır ve
buradaki manevî tekâmül, iman ve salih amel ölçüsüne bağlanmıştır. Bir bekleyiş
merhalesi olan Berzah döneminden sonra başlayacak ahiret hayatında, dünya
tekâmüllerini sekteye uğratmayanlar, öyle anlaşılıyor ki, fizyolojik ve
psikolojik yönlerden son bir operasyon ve arındırmaya tâbi tutulduktan sonra
cennete alınacaklardır. Müslim'in rivayet ettiği bir hadiste Hz. Peygamberimiz,
kıyamet günü cennet kapısını ilkin kendisinin çalacağını ve ondan önce bu
kapının kimseye açılmayacağını söylemiştir.[1]
Cennete giriş sırasında bütün mü'minler görevli melekler tarafından karşılanacak
ve melekler: "Selam olsun sizlere! Saadetler içinde olun, bir daha çıkmamak
üzere cennete buyurun!" (Zümer: 39/73) diyeceklerdir.
Buhâri, Müslim
ve Tirmizî'nin çeşitli rivayet kanallarından aktardıkları hadislere göre[2]
mü'minler dolunay veya parlak yıldızlar gibi ışıklar saçarak cennete girecekler,
orada diledikleri gibi yiyip içtikleri halde abdest bozma ihtiyacı
hissetmeyecekler, sümkürüp tükürmeyeceklerdir. Aldıkları gıdaların sindirimi hoş
kokulu geğirti ve terden başka bir külfet getirmeyecektir. Cennet halkına
yorgunluk ve  usanç  gelmeyeceği  için  (35/Fâtır, 35)  uykuya  da  ihtiyaç 
duymayacaklardır.  Cennet   ehlinin imkânlarını dile getiren bir hadiste onlara
şöyle nida edileceği kaydedilir:
"Daima
sağlıklı olacak, asla hastalanmayacaksınız; sonsuza kadar yaşayacak, hiç
ölmeyeceksiniz; her an gençliğinizi koruyacak ve hiçbir zaman
ihtiyarlamayacaksınız; sürekli nimetler içinde olacak ve asla güçlükle
karşılaşmayacaksınız."[3]

Konu ile ilgili
hadislerin bazı rivayetlerinde cennete girecek erkeklerin ataları Adem'inki gibi
bir bünyeye sahip olacakları, hatta 60 arşın boyunda bulunacakları anlatılır.
Ayrıca bu erkeklerin daima 33 yaşında olmakla birlikte bıyıkları yeni terlemiş
sakalsız gençler görünümü arzedeceklerinden de söz edilir. Kadınların ise çok
güzel tenli ve çok değerli  elbiselere bürünmüş halde bulunacakları ifade edilir.
Cennet ehlinin
ruhî portreleri konusunda en çok vurgulanan özellik, onların gönüllerinde kin ve
nefretin bulunmayacağı hususudur. "Gönüllerindeki kini söküp atacağız"
(A'râf: 7/43) şeklindeki ifadeler, cennete gireceklerin manevî bir arındırma
operasyonuna tâbi tutulacağının delilidir. Yine ilgili ayet ve hadislerin
beyanına göre cennette kusursuz bir ahlakî hayat yaşanacak, cennetlikler
arasında anlamsız ve gereksiz konuşmalar, suçlamalar olmayacak, tam bir dostluk
ve kardeşlik hayatı hüküm sürecektir.[4]
Kötülüklerden korunmayı başaranlar meleklerden gelen iltifatlarla cennete
girecekleri sırada şöyle diyeceklerdir:
"Bize karşı
vaadini gerçekleştirip dilediğimiz yerinde yerleşebileceğimiz cennete bizleri
vâris kılan Allah'a hamdolsun!" (Zümer: 39/74).

Ayetin ifade
tarzından, mü'minlerin yerleşim açısından serbestlik içinde olacakları
anlaşılmaktadır. Rahman suresinde sözü edilen iki veya dört cennetin bir anlamı
da bu olmalıdır.
Cennet
meskenlerindeki yaygı, sergi vb. ev eşyasının son derece lüks olması yanında
yiyecek ve içeceklerin, ayrıca giysilerin de olağanüstü zevk verici özelliklere,
temizlik ve zarafete sahip olacağı muhtelif ayetlerde yer yer ayrıntılı olarak
tasvir edilir. Hadislerde belirtildiğine göre cennet ehline ilk verilecek yemek,
havyar  ziyafetidir.[5]
Cennette ekmek, et, meyve, tatlı, ayrıca su, süt ve şarap gibi yiyecek ve
içecekler mevcut olmakla birlikte, bunların dünyadaki benzerleriyle isimden
başka bir münasebetinin bulunmayacağı âlimlerce belirtilir. Nitekim fevkalâde
zevk veren cennet şarabı kadehler dolusu içileceği halde sarhoşluk ve
rahatsızlık vermeyecektir.[6]
Cennet halkının beslenme rejiminde meyvelerin önemli bir yer tuttuğu çeşitli
ayetlerin beyanlarından anlaşılmaktadır.
Cennet
hayatının nimetlerini dile getiren nasların ayrıntılı anlatımları ve bunların
hayal ettirdiği cismanî zevkler, bazı yabancı araştırmacıların eleştirilerine
konu olmuştur. Halbuki cennet hayatının nimetleri bu cismanî zevklerden ibaret
değildir. Cennet halkı, asıl mutluluğu manevî tatminde bulacak, onlar nefes alıp
vermek kadar tabii bir şekilde Allah ile irtibat kuracak, cemalini müşahede
ederek O'nunla konuşacaklardır. Aradaki derin mahiyet farkına rağmen uhrevî
hayat, dünya hayatına benzer şekilde devam edeceğine göre oradaki konfor da
buradaki konforla bir bakıma bağlantılı olacaktır. Deney dünyasından aldığı
izlenimler sayesinde idrak gücüne sahip olan insana bu idrakin sınırlarını aşan
kavramlarla herhangi bir konuda fikir vermek mümkün değildir. Dünya hayatındaki
cismanî zevklerin ruhun yücelişine engel teşkil ettiği genellikle kabul
ediliyorsa da bunun uhrevî hayatta da aynı mahiyette olacağı söylenemez. Çok değişik
zamanlardaki çok değişik kitlelere hitap eden dinin bu dünya ile paralellik
arzeden bu üslubun özendirici ve etkileyici özellikler taşıdığı da bilinen bir
gerçektir.

[7]      
             
 

 

[1]
Müslim, İman 333.

[2]
Buhâri, Bed'ü'l-halk 8; Müslim, Cennet 14-22; Tirmizî, Sıfatü'l-cennet 7.

[3]
Müslim, Cennet 22.

[4]
Hıcr: 15/47; Vâkıa: 56/25; Müslim, Cennet, 16-17.

[5]
Buhâari, Enbiyâ 1; Müslim, Münafikıyn 30.

[6]
Saffat: 37/45-47; Muhammed: 47/15.

[7]
Ahmet Kalkan, Kur'an Kavram Tefsiri.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar