Amaç, Cismanî Zevkler Sağlayan Cennet Nimetleri Değil; Allah'ın Rızasıdır


Amaç

Amaç,
Cismanî Zevkler Sağlayan Cennet Nimetleri Değil;
Allah'ın Rızasıdır
 
Bedenî
ihtiyaçları gideren ve cismanî zevkler sağlayan cennet nimetleri aslında cennet
sakinleri için amaç değildir. Ulaşılmak istenen asıl hedef Allah rızasıdır.
İnsan için bu rızaya nail olmak, Allah'ın kendi katından bedene bahşettiği ruhu[1]
yine O'na yöneltmek, O'nu müşahede etmek, O'nunla konuşmaktır. Müslümanlar
arasında minnet ve şükran duygularını dile getirmeye vesile olan en samimi ve en
yaygın dua ifadesi, "Allah râzı olsun!" cümlesidir. Allah'ın dostları O'na en
yakın olan, O'nun rıza ve muhabbetini kazanan, O'nu gönülden sevip rıza ve
teslimiyetle en büyük mutluluğa erenlerdir. Cennet ve Allah rızası münasebetini
dile getiren bir ayette, "Allah mü'min erkeklerle mü'min kadınlara içlerinde
ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler, Adn bahçelerinde güzel
meskenler vaad etti. Allah'ın rızası ise hepsinden daha üstündür. İşte en büyük
saadet budur." (Tevbe: 9/72) denilerek uhrevî saadetin bu manevî unsurunun,
maddî içerikli kavramlarla anlatılan diğer bütün nimetlerden daha değerli olduğu
açıkça ifade edilmiştir.
"Ey huzura
kavuşmuş insan! Sen O'ndan râzı/hoşnut, O da senden râzı/hoşnut olarak Rabbine
dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir!"
(Fecr: 89/27-30)
Sahih
hadislerde belirtildiği gibi bütün mü'minler cennetteki yerlerini aldıktan sonra
Cenab-ı Hak kendilerine hitap ederek hallerinden memnun olup olmadıklarını
soracak, onlar da son derece memnun olduklarını ifade edeceklerdir. Bunun
üzerine Allah, "Size bundan daha değerli bir şey veriyorum: Size rızamı
saçıyorum, artık size gazabım bir daha dokunmayacak" diyecektir.[2] 

Cennet,
(dolayısıyla cehennem ve ahiret hayatı) sadece ruhlar âleminde değil; ruh ve
bedenden oluşan, ayrıca bağı bahçesi, nehri, yapısı vb. bulunan bir maddeler ve
realiteler dünyasında başlayıp devam edecektir. Sadece Kur'an ayetleri
çerçevesinde bile mevcut nasların içerdiği maddî unsurları, manevî ve ruhî
anlatımlar veya sembollerle te'vil etmek mümkün değildir. İmam Gazzali, cennet
zevklerinin hissî, hayalî ve aklî olmak üzere üçe ayrıldığını ve herkesin kendi
kabiliyetine göre bunların tamamından veya bir kısmından faydalanacağını kabul
etmiştir. Dünya hayatında özellikle hayalî ve aklî zevklerin kusuru olan
kesintiler ahirette bertaraf edilip bu zevkler süreklilik kazandığında son
derece câzip olurlar.[3]  

 

[1]
Hıcr: 15/29.

[2]
Müslim, Cennet 9.
    

[3] İslam
Ansiklopedisi,  T.D.V. Y. c. 7, s. 374 vd.
Ahmet Kalkan, Kur'an Kavram Tefsiri.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar